
Dans etmek, sözden ve yazıdan önce insanın kendisini anlattığı en eski dildir. Doğayla yaşadığı mücadeleyi, sevincini, hüznünü, savaş ve barışını, karşı cinse olan tutkusunu ve daha bir çok şeyi insan dansla anlattı. İnsanın dik durması ve yürümesinden sonra başladı dans, tüm sanatların atasıdır dense de dans, bu tartışma götürecek bir söylemdir…
Gezinin beşinci yaşında televizyonu kapattık. Binlerce kişi değişik kentlerde kapat gitsin dedi. Zihnimize iyide geldi bu kapatma olayı, ilk kez zarardan dolayı değil tamda kara geçmek için kapattık. Uzun uzun anlatmaya değmez sığ basit ve yalanla dolu aptal bir kutunun yerini, o akşam dostlarla beraber demlediğimiz çayın lezzeti, sazın tınısı, denizden esen rüzgarın nemli kokusuyla koyulaştırdığımız sohbet ve gecenin lezzeti hepsi bir çağrıya bakıyormuş #KapatGitsin.
Kapattık!
Kapatınca ne mi oldu? Milyonları ekrandan mı uzaklaştırdık? Ya da artık aptal kutu izlenmeyecek mi? Elbette bunların hepsi birden bire olacak şeyler değiller. Kısa bir anlatı yazayım; Uzak diyarlarda köylünün biri sıkıldığı köyünden çok çok uzaklarda olan Bağdat’a gitmek ister. Tüm köylüler adamla dalga geçerler. Bağdat’a gitmek öyle kolay iş değil her şeyden öncesi iyi bir at’a sahip olman lazım derler. Fakat adam köylülerden hiç kimseyi dinlemez ve yola revan olur. Bir müddet gittikten sonra yolda bir at nalı bulur ve şöyle der “işim artık çok daha kolay gerisi üç nala ve bir at bulmaya bakıyor!” KapatGitsin eylemleri de bana yukarda ki köylünün inatçılığını ve umudunu yitirmemesini düşündürttü. Bir yerden başlamak her zaman iyidir bir bilinç sıçratması yaratmakla kalmaz insanı çok farklı düşünce ve eylem biçimlerine sevk etmek için ön açıcı bir rol üstlenir. Onun için teori önemlidir ama eylem daha da önemlidir. Elimizde ki çok küçük şeylerin ileride ne kadar büyüye bileceğini aklımızdan hiç çıkarmamamız gerekiyor. Bugün kendi ışıklı ve kibirli gettolarında yaşayan büyük medyada biz kapattık diye reklam giderlerinde şimdilik bir değişiklik olmadı. Eminim ki KapatGitsin’i ağızlarına dahi almak istemiyorlardır ama eylemin farkındalar biliyorlar ve korkuyorlar, ya milyonlar televizyon izlemez gazetelerimizi okumazlarsa bu çark nasıl dönecek! Kimsenin izlemediği televizyon,okumadığı bir gazete muktedirle açısından ne önem arz eder? Herkese hitap etmeyen medya sadece bir kesime ne zamana kadar hitap edebilir? Dur dur daha da vahimi var ya aptal kutu yerine insanların elinde nitelikli kitaplar çoğalırsa. Sadece okuma-yazma değil ya kitlelerin algısı yükselirse…
O zaman dans KapatGitsin!




