Yalnızlık- L.Doğan TILIÇ/Birgün

Yalnızlık- L.Doğan TILIÇ/Birgün

PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kez seçim mitinglerine yurtdışından başladı. Yurtdışı oyları önemli tabii… Pazar günü Strazburg’da yaptığı “Milyonlarca Nefes Teröre Karşı Tek Ses” mitinginde söylediği, artık ezberlediğimiz her zamanki sözleri değil, ama Strazburg’a uçmadan havaalanında söyledikleri ilginçti.

O “ilginç sözler” Moskova’da ne etki yapmıştır dünyayı az çok tanıyan herkes kestirebilir. Yine de, bir AKP-kolik bulup sorarsanız, “Rusya’ya amma posta koydu ha” diyecektir, zevkten dört köşe.

“Rusya’nın Suriye ile bir sınırı yok. Ama benim 911 kilometre sınırım var. Olanlardan rahatsızım. Şu anda 2 milyon insanı misafir ediyoruz. Rusya’ya gitmedi bunlar. 2 milyon insana biz bakıyoruz, Rusya bakmıyor. Rusya Suriye’yle niye bu kadar ilgileniyor, bunu anlamak istiyorum.”

Bu lafları duyan Putin kara kara düşünüyordur şimdi; ne yapsam da rahatlatsam Türkiye gibi önemli bir ülkeyi; nasıl açıklayıp, anlatsam Suriye ile niye ilgilendiğimi diye…

Mutlaka düşünüyordur, çünkü Putin’in kendisine de ifade etmiş Erdoğan; “Maalesef şu anda Rusya çok ciddi bir yanlışın içerisinde” demiş. O zaman söylemediyse de yüzüne, aha Pazar günü gelecekte olacakları da söyleyip uyardı. Rusya’nın Suriye’ye attığı bombaları kastederek: “Ve bu öyle zannediyorum ki bölgede kendisini zaman içerisinde yalnızlığa götürecek bir adımın da işareti olabilir” dedi.

Suriye’de baştan beri, ama özellikle de uçaklarıyla devreye girdiği andan itibaren, bütün dünyanın ağzına baktığı Putin, Erdoğan’ın “yalnızlığa götürecek adım” uyarısını ne kadar ciddiye aldı bilmiyorum.

Azıcık ciddiye alsalar şu soruları sorarlardı; “Suriye ile 911 kilometre sınırımız olmadığı ve mültecilere biz bakmadığımız için bizim niye bu kadar ilgilendiğimizi anlayamıyorsunuz da, aynı şekilde sınırı olmayan, mültecilerle ilgilenmeyen ve bölgeye bizden çok daha uzakta olan ABD’nin ilgilenmesini nasıl anlıyorsunuz? Anlamakla kalmayıp, nasıl onlarla ortak operasyonlar yapıyor, topraklarınızı onlara açıyorsunuz? Eğitilip donatıldıktan sonra gidip de radikal İslamcılara teslim olan muhalifleri beraber eğitip donattığınız ABD’ye niye sormuyorsunuz, ‘Kardeşim 911 km sınırınız yok, niye bu kadar ilgileniyorsunuz Suriye’yle’ diye?”

Bu soruları sorarlar, ama Ortadoğu’da bir enerji ve enerji yollarını kontrol savaşı yaşandığını, ABD neden buradaysa kendilerinin de aynı nedenle burada olduklarını, artık emperyalist savaşların emperyalist güçlerin doğrudan savaşması değil, savaşı ihale ettikleri güçler üzerinden savaşması şeklinde olduğunu falan anlatmaya kalkmazlardı. Kalkmazlardı, çünkü “Sınırın yok niye ilgileniyorsun?” sorusunu soran, üstelik bunu sorarken sınırı olmayan çok daha uzak bir başka ülkeyle iş tutan birinin bu kadarını anlamakta zorlanacağını düşünürlerdi.

“Türkiye gibi bir ülkeye rağmen” Suriye’yi bombalayan, IŞİD’le beraber artık içinde pek “ılımlı”nın kalmadığı ÖSO’yu da hedef alan Rusya’nın zaman içinde bölgede yalnızlığa mahkûm olacağını söyleyen “Türkiye gibi bir ülke” olunca, güler misiniz ağlar mısınız?

Türkiye ki, Suriye politikası yüzünden çoktan dımdızlak kaldı bölgede. Bir tek dostu yok. Geçmişte en önemli müttefiki olan ülkelerde elçilikleri kapandı. Beraber Suriye operasyonları yaptığı ABD’de, New York’a BM toplantısı için gittiğinde, konuşacak değil selam verecek bir tek yetkili bulamadı Başbakan Davutoğlu!

Türkiye çoktandır yalnız ve hâlâ gelecekte daha büyük bir yalnızlığa götürecek adımları atıyor. Kâh içerde; gazete binaları basıp evinin önünde gazetecileri darp ederek, Şırnak’ta öldürülen bir insanı zırhlı araca bağlayıp sürükleyerek… Kâh dışarda; mezhepçi, maceracı, tutarsız bir dış politika izleyerek, bölgeyi ve dünyayı yanlış okuyup boyundan büyük işlere kalkışarak.

Kendisini çoktan tehlikeli bir yalnızlığa mahkûm etmiş birinin, dönüp başkasına, “Öyle zannediyorum ki bölgede kendisini zaman içerisinde yalnızlığa götürecek” diye ahkam kesmesi ancak komik oluyor.
Ne komik olmak zorundayız, ne de yalnızlığa mahkûm!