SÜRGÜN ( LER )

SÜRGÜN ( LER )

PAYLAŞ

Politik nedenlere dayalı olarak bireyi bulunduğu coğrafî mekândan dışlayan- uzaklaştıran cezai uygulamanın tanımı sürgündür. Sürgüne sebep yöneten ve yönetilen arasındaki çatışmadır. Bu çatışmada otorite; hukuku, etik ve ahlaki değerleri, insan ve çalışan haklarını görmezden gelerek keyfi bir düşmanlık ilanı ile uygulamaya dönüştürmektedir. Otoritenin görev sorumluluklarını, sistemin gereklerini konulan kurallar çerçevesinde uygulayacak kişilerin yetkilerini aştığı sürece ve bunları belirli kurallar çerçevesinde denetleyecek olanların da aynı art niyeti taşıması halinde, hem sistemin hem de kuralların hiçbir anlamı kalmamaktadır.

Yönetim sorunlarının temelinde insan faktörü yer almaktadır. İyi eğitilmemiş, gerekli donanım ve birikimden yoksun, yöneticilik kabiliyet ve gereklerine sahip olmayan, ehliyet ve liyakatten uzak kişilerin sorumluluk mevkilerinde olması yönetim sistemlerinin en büyük sorunlarının başında gelmektedir. İşinin gereği olan niteliklere sahip olmayan bir yöneticinin var olduğu bir iş örgütünde çalışanı motive edememesi, çatışmaya ve dolayısı ile verimsizliğe dönüşerek sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Son zamanlarda da bir hayli artış olduğu görülmektedir.

Sürgün; hem bireyin kişilik haklarına, hem ailesine, hem yakınlarına ve hem de çalışma arkadaşlarına zalimane bir saldırıdır. Diğer yandan yeni gönderildiği iş yerinde iş veriminin düşmesine, iş kazası ve meslek hastalıklarına zemin hazırlamaktır. Yıldırma suçudur. Kişiyi bozguna uğratır. Sürgündeki kişiyi yabancı olarak gören sadece başkaları değildir, o da kendisini öyle görür. Sürgün ile izolasyona maruz bırakılan birey iletişimsizlik yaşayacağından sunduğu görevini yeterince yerine getirmede eksikliler olacağı kaçınılmazdır.

Baskıcı despotik psikoloji öğrenilen bir şeydir. Aileden, çevresinden öğrenir; çocuklarına şiddet uygulayan bir babadan, babanın şiddet uygulamasını meşru sayan bir anneden oluşan aile çocuğuna zalimliği öğretir. Ezilerek eğitilen bir çocuk, büyüyünce ezmeyi öğrenir. Kendisine söz hakkı tanınmayan çocuk, başkalarına söz hakkı tanımaz. Dogmatik eğitim, insanın ruh sağlığı ve kişilik gelişimi bakımından son derece olumsuz etkiler yapar. Dogmatik eğitim alan kişiye göre, kendisi gibi düşünmeyen herkes yanlıştır. Haksızdır. Haindir. Genellikle din, mezhep, ırk ya da millet üzerinden yapılan ötekileştirmeler büyük olasılıkla zalim yaratır.

Otorite kavramı yönetim alanındaki işlevsel amaçları dışında yanlış keyfi uygulamalara dönmesi ciddi yönetim sorunlarını çıkarmıştır. Yönetim işlevinin, psikolojik, toplumsal, politik, insani, ahlaki ve felsefi yönlerini de kapsayacak boyutlarıyla geniş anlamda ele alınması gerekmektedir. Kamu işyerlerinde sürece dikkat çekildiğinde teorik değerlendirmelerle pratik işleyiş arasında uyumsuzluk had safhaya ulaşmıştır.

İş kolumuzda; keyfi uygulamalara, özelleştirmelere, taşeronlaştırma adı altında şirketlere kaynak aktarılmasına, müteahhit belirlemeli Yap İşlet Devret yatırımlarına, kazanılmış özlük haklarının gasp edilmesine, kurumlarımızı ve geleceğimizi tehdit eden sermaye ve kar amaçlı politik uygulamalara karşı toplumsal bir sorumlulukla, nitelikli kamusal bir ulaşım hizmetlerinin sunulması için söz söyleyen sendikamıza, yöneticilerine ve üyelerine karşı da hukuki olmayan yaptırımlarla geçmişte olduğu gibi günümüzde de çağ dışı uygulamalar devam etmektedir. Bundan dolayı sendikamız hedef alınmış, bir çok üye ve yöneticilerimiz sürgün işlemine tabi tutulmuştur. Sendikamız üye ve yöneticileri İzmir’den Van Kapıköy, Kars Topdağı, Malatya, Bandırma, Ankara’dan Sivas gibi sürgün işlemine tabi tutulduğu gibi bazı üye ve yöneticilerimizin il içinde görev yerleri değiştirilmişti.

Bu uygulamanın hukuki, insani, ahlaki ve etik olmadığı defalarca çeşitli mecralarda dile getirilmiş, eylem etkinlik yoluyla tepki verilmişti. Sendikamız üye ve yöneticilerinin maruz kaldığı bu saldırı ve yıldırma sürecine karşı hiçbir BTS üyesi yılgınlığa kapılmamıştır. Çünkü BTS üyesi olmak, geçmiş toplumlardan günümüze toplumlara büyük eziyet eden emperyalist siyasetleri, sermayenin emeği sömürmesini, kurumlarımızın özelleştirme adı altında tasfiye edilmesini, ve ülkemizi emperyalist bloka bağımlı hale getiren politik yönetimlere karşı bilimsel değerleri görebilen, toplumsal sorumlulukla hareket eden haksızlık ve hukuksuzluklara karşı eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesi veren onurlu insanlardır. Yapılan tüm haksız, hukuksuz uygulamalar fiili ve hukuki mücadelemizle kazanımla sonuçlanmıştır. Tarihe de not düşülmüştür. Haklı olduğumuz karalı mücadelemiz dayanışma ile büyüyüp üretenlerin de irade belirleyeceği süreci tesis edecektir..

 

İsmail Özdemir

Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası

Genel Sekreteri