ESKİŞEHİR DSD MECLİSİNDEN FORUM’A DAVET

ESKİŞEHİR DSD MECLİSİNDEN FORUM’A DAVET

PAYLAŞ

Eskişehir DSD il meclisi 10 Ocak 2016 tarihinde yapacağı “Forum” için çağrı metni yayınladı KESK Eski Genel Başkanı ” İsmail Hakkı Tombul’un da katılımcısı olduğu Forum’a tüm kamu emekçilerini davet etti.

Değerli Kamu Emekçisi Arkadaş;

7 Hazirandan 1 Kasım seçimlerine kadar geçen süreçte ülkemizde ciddi alt-üst oluşlar yaşanmıştır. 5 Haziran da Diyarbakır da, 20 Temmuz’da Suruç’ta yaşanan katliamlar yeni bir Türkiye’nin habercisi olmuştur.

Sonrasında ülkemizde yaşanan kargaşa ortamında 7-8 Eylül olayları halkların kardeşliğine ve bir arada yaşam iradesine yönelen linç girişimlerine ve yağmaya dönüşmüştür.

Böylesi bir dönemde, 100 arkadaşımızın katledildiği, yüzlerce arkadaşımızın da yaralandığı 10 Ekim Ankara katliamı, ülke tarihinin en büyük katliamı olarak tarihin utanç sayfalarında yerini almıştır. Kaybettiğimiz arkadaşlarımızın kanı üzerinden kendilerini iktidara taşıyanlar bunun hesabını emekçilere er ya da geç vermeye mahkumdurlar.

İki seçim arasında, AKP’nin “Başarı için her yol mübah” anlayışının sonucu olarak, 300’ün üzerinde yurttaşımızın yaşamını yitirdiği bu süreç, AKP’nin kazandığı olsa olsa bir Pirus zaferidir. AKP tek başına iktidar olmuş, ancak bunun toplumda yarattığı tahribat da çok büyük olmuştur. Gelinen noktada Türkiye artık AKP eliyle İslami Faşizm dönemine girmiştir.

13 yılı aşan AKP iktidarı süresince, zaman zaman cilalanarak “yeni” diye topluma yutturulmaya çalışan süreçler ortadadır. Rus uçağının düşürülmesi, Can Dündar ve Erdem Gül’ün gerçekleri yazdıkları için tutuklanması, barışın elçisi Tahir Elçi’nin katledilmesi, bizi nasıl bir sürecin beklediğini göstermekle birlikte, mücadelede sorumluluklarımızı da arttırmaktadır.

NE YAPMALI, NASIL YAPMALI?

Yeni hükümetin programı incelendiğinde emekçilere ve yoksul halkımıza dönük emek karşıtı politikalar ortadadır. Güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırmayı hedefine koyan, esnek çalışmanın tüm biçimlerini kurumsallaştırmayı hedefleyen AKP iktidarı kamu emekçilerinin iş güvencesine de gözünü dikmiş bulunmaktadır.

Kuşkusuz birbirine yabancılaşmış, dağınık, örgütsüz, örgütlü olsa bile örgütlü olduğu yapıya güvenmeyen; talepleri, beklentileri, politik tercihleri farklılaşmış emekçi kesimlerin hangi örgütsel araçlarla, nasıl bir dil kullanılarak , hangi tür eylem biçimleriyle yanyana getirileceğinin tarihsel deneyimlerin, ortaya konulan pratiklerin dışında kesin cevapları bulunmamaktadır.

Burada kesin olan, sermayenin tek merkezden yürüttüğü saldırılara karşı, mevcut sendikal yapıların yetersizliğinin de yaşadığı bugünkü koşullarda emek hareketinin yeni bir anlayışla örgütlenerek meşru ve fiili mücadele yürütecek birleşik emek hareketinin ve cephesinin mutlaka kurulması gerektiğidir.

Son çeyrek yy’da Türkiye toplumsal mücadele tarihinde önemli yer tutup çoğu zaman buzkıran işlevi gören KESK’in tarihi, baskıya, zora, sürgünlere, cezalara rağmen kararlı ve direngen mücadelenin de tarihidir. Bu tarihte, başta bugün aramızda olmayan yitirdiklerimiz olmak üzere on binlerce kamu emekçisinin emeği/izi var.

Yaptığımız tartışma ve değerlendirmelerin amacı, KESK’i örgütlü ve güçlü biçimde sorumluluğunu yerine getirebilmesi için yenilemektir. Bu aynı zamanda tarihe, yaratılan değere ve emeğe saygının da gereğidir.
Her toplumsal hareket, başlangıçta bir ihtiyaca yanıt verdiği ölçüde etkili olur; mücadelenin değişen ihtiyaçlarına uygun olarak kendisini güncelleyemediği zamanda, kapsayıcı, dönüştürücü özelliğini yitirir, rutine düşer etkisizleşir.

Bu nedenle 20. yılında bir kez daha tekrarlıyoruz ki “Sendikal mücadelenin, KESK mücadelesinin bir dönemi bitmiştir.” Sendikal mücadelenin kendini tekrar ettiği bir süreçte tıkanıklığı aşmak için günün şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak KESK’İ aşağıdan yukarıya yeniden kurmalıyız.

Bu anlamıyla son dönemde DSD olarak dile getirdiğimiz; “KESK’in kuruluş referanslarına dönmesi ile emekçilerin yeniden örgütlenmesi ve KESK’in tabandan yeniden kurulması mücadelesi verilmesi” öngörüsünden hareketle bu süreci tartışmak ve gelişmek için temel bazı yaklaşımlarımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz.

* AKP’nin uyguladığı yaşamın her alanını kuşatan politikalara karşı, yaşanılabilir bir ülkeyi kurma mücadelesi için bütünlüklü politik tasavvuru oluşturarak, bu düzenin değişeceğine dair inancı güncellemeliyiz.

* Daralan ve gittikçe merkezileşerek siyasi temsile sıkışan karar mekanizmalarını aşarak, emekçilerin söz ve karar sahibi olacağı örgüt içi demokrasiyi yeniden inşa etmeliyiz. İşyeri örgütlülüklerini geliştirip, her düzeyde meclisleşmeliyiz.

* Siyaset indirgemeci yaklaşımlardan uzak, emekçilerin kendi talepleri ile genel sorunlar arasındaki doğru bağı kurmasını sağlayacak pratikler örgütlemeliyiz.

* Sadece güvenceli kamu emekçileri örgütü olmaktan çıkıp, işyerinde statü farkına bakmazsızın tüm emekçileri içerecek örgütsel modeller geliştirmeliyiz.

Özetle; vereceğimiz emek mücadelesinde, çalışanların ortak sorunlarına değen, geniş emekçi kesimlerin beklentilerini karşılayacak bir mücadele programının fiili meşru biçimde yaşama geçirilmesine yönelik çalışmalarımızı hızlandırmalıyız.

Örneğin, 657’de yapılmak istenen değişikliklerle iş güvencemizin elimizden alınmasını, taşeron sistemi ile birlikte bir mücadele alanına dönüştürebilsek, eğitimin içeriğinin dinselleştirilmesini toplumda yaşanan gericilikle bütünleştirilen bir anlayışla ortak bir mücadele alanına dönüştürebilirsek yukarıda bahsettiğimiz birleşik emek hareketinin de temelini atabiliriz. Bu mücadele zemini, aynı zamanda 657’deki iş güvencemizin kalkınmasını savunan ve artık devletleşmiş / AKP’leşmiş olan Memur Sen’in ve diğer sarı sendikaların da teşhiri anlamına gelecektir.

Bu nedenle bugün KESK’in dönüştürücü potansiyelini de kullanarak, KESK’le sınırlı kalmadan tüm emekçileri kapsayacak Birleşik Emek Hareketi yaratma görevi ile karşı karşıyayız. Gezi Direnişi’nden çıkarılacak derslerle sınıfsal temelde “düzeni değiştirme” becerisini gösterebilmek zorundayız.

10 Ocak 2015 Pazar günü 14.00-18.00 saatleri arasında ÖZDİLEK SANAT MERKEZİ’nde gerçekleştireceğimiz bu FORUM; “ne yapmalı / nasıl yapmalı” yı konuşacağımız zeminlerden bir olmayı amaç ediniyor.Kuşkusuz bu zeminleri geliştirerek ve eleştiri / özeleştiri mekanizmasını sağlıklı ve yapıcı bir şekilde işleterek sendikal hareketin yeniden inşası için somut politikalar tartışabileceğimizi, geliştirebileceğimizi düşünüyoruz. Geçmiş dönem KESK Genel Başkanlarından İsmail Hakkı TOMBUL’ un da katılacağı bu foruma, sizleri de katılmaya ve sürece katkı sunmaya çağırıyoruz.

DSD Eskişehir Meclisi

ve diyoruz ki;
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
Menekşeler de açılır üstümüzde
leylaklar da güler.
Bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…