
Ülkemizde, Kamu Emekçileri Hareketinin dönüm noktası 95 Haziranı’nda yaşandı. 15-16 Haziran’ı 25 yıl sonra sokaklardan selamlayan bir hareket olarak tarihteki yerini aldı. Haklar yasalardan önce gelir şiarıyla fiili meşru mücadelenin en güzel örneği sendika kuramaz denilen kamu emekçileri tarafından hayata geçirildi.
Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonlaşma Kurulu’nun(KÇSKK) baskı ve sürgünlerin durdurulması, siyasi iktidarın yargı üzerindeki baskılarının kalkması, meclise sunulan grev ve toplu sözleşme hakkı içermeyen anayasa değişikliği maddesinin geri alınması ve grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkının anayasal güvenceye kavuşturulması çağrısıyla eylemler hayata geçirildi.
İktidar benzerlerinde yaptığı gibi, eylemi yasadışı olarak ilan etti. Basın susturuldu ve eylemler yaşanmamış gibi bir tutum sergilendi.
17-18 Haziran; Yüz binlerin baskılara ve sürgünlere karşı çıktığı, Kapıkulu değil, Kamu Emekçisi olmanın, fiili ve meşru mücadelede omuz omuza birlikte olmanın yazıldığı günlerin adıdır.
Dün olduğu gibi bugün de Kamu Emekçileri Hareketi emek, demokrasi ve barış mücadelesini yükseltiği oranda tarihteki sorumluluğunu yerine getirecektir. Kamu Emekçileri, siyasal islamcı rejime, emperyalizme hizmet eden bölge politikalarına ve ülkeyi karanlığa sürükleyen anti demokratik uygulamalarına karşı mücadelede yerini almalı, genel grev genel direniş ekseninde hareket etmelidir.
Bu eksen her türlü sömürüye karşı EŞİTLİĞİN, gericiliğe karşı LAİKLİĞİN, piyasacılığa karşı KAMUCULUĞUN, siyasal islamcı rejime karşı ÖZGÜRLÜĞÜN, emperyalizme karşı BAĞIMSIZLIĞIN, savaş politikalarına karşı BARIŞIN mücadelesidir.
Sınıfsız, sömürüsüz ve savaşsız bir dünya için ayağa kalkanlara…
Selam Olsun!
Devrimci Sendikal Dayanışma Türkiye Meclisi




