
30 saat derse giren öğretmenlerin elinden dersler zorla alınıyor, sadece maaş karşılığı olan 15 saate girmeleri zorlanıyor.
Amasya il merkezinde bulunan vadi tabanı olarak belirttiğimiz yaklaşık on okulda öğrenci yığılması, öğretmen fazlalığı artık kaldırılamaz hale gelmiştir. Yaklaşık 3 yıl önce paylaştığımız kamuoyu raporu ile bizzat ziyaret ederek uyardığımız kamu kurumları uyarılarımızı dikkate almayarak sıkışmaya ve hukuksuzluğa sebep olmuşlardır. Bu okullarda öğrenim gören öğrencilerimiz, kapasitesinin üzerindeki okullarda yetersiz fiziki alanlara mahkûm edilmiştir. Sürekli olarak öğretmen değişimlerinin yaşanmasına sebebiyet verilmiştir. Okullarımız sadece başarılı bir avuç öğrenciye dershane mantığı ile hizmet eder hale gelmiş, çok sayıda öğrenci gözden çıkarılmıştır. Veliler ve öğrencilerin büyük tepkileri göz ardı edilmektedir. Durum artık daha vahim bir hal almıştır.
• 450 öğrenci kapasitesi düşünülerek 16 derslik olarak planlanan okullarda 800-1000 arası öğrenci bulunmakta; laboratuar, kütüphane, atölyeler kapatılmış, öğrenciler adeta istif edilmiştir. En fazla 30 olması gereken sınıflarda 40-45 öğrenci ders görmektedir.
• Lavabolar yetersiz, temizlik hizmetleri aksamaktadır.
• Okulların fiziki kapasitelerinin yetersizliği yetmiyormuş gibi bahçelerine “bağımsız anaokulları” yapılarak öğrencilerin yaşam alanları daha da daraltılmıştır.
• Yıllarca unutulan depreme dayanıklı okul konusu depremden sonra hatırlanarak bazı okullar kapatılmış, birleştirme yapılmış ve sorunlar katlanarak büyümüştür. Hala yıkılması veya güçlendirilmesi gereken okullar vardır.
• Bir bahçede kapasitesini aşan iki büyük okul bir arada bulunmakta, her 15 dakikada bir zil çalmakta, okul ortamı ortadan kalkmış durumdadır.
• Amasya il idaresi okul alanı için yeterli alan ayırmamakta, bütün boşluklar müftülük ve üniversite tarafından kullanılmaktadır.
• Üniversitenin derli toplu bir yerleşkesi yoktur. Fakülteler birbirinden bağımsız yerlerde şehrin içerisine dağıtılmış durumdadır. Yerleşke oluşturma girişimleri şehir rantına kurban edilmekte, bazı siyasiler vasıtasıyla engellenmektedir. Hâlbuki üniversite yerleşkesi yapılarak mevcut binaların bazıları milli eğitime devredilirse Amasya’da okullar tam anlamıyla nefes alabilecektir. Çünkü Amasya Merkez ilçesinde acilen 3 ilkokul, 3 ortaokul ve 2 lise ihtiyacı vardır.
• Bu sıkışıklığın en önemli sonuçlarından birisi de öğretmenlerin kadro durumunda ortaya çıkmaktadır. Amasya merkezde şu anda yaklaşık 300 öğretmen fazlalığı vardır. Bu fazlalığı eritmek amacıyla milli eğitim müdürlüğü norm kadrosu dolu olmasına rağmen okullara fazladan öğretmen görevlendirmesi -bakanlık bilgisinde- yapmıştır. 30 saat derse giren öğretmenlerin elinden dersler zorla alınarak 15 saat girmesi istenmiştir ve uygulanmıştır. Eş, dost akraba, yakınlık dereceleri gözetilerek merkez okullara öğretmen görevlendirmeleri yapılarak öğretmen fazlalığı oluşturulmuş, bir taraftan kadrolu öğretmenlerin ücret kaybına sebep olunurken, diğer taraftan öğrenciler sürekli öğretmen değişikliğine maruz bırakılmıştır.
• Görevlendirme öğretmen sorunu çoğu özür grubu merkez ataması ile oluşsa da asıl büyük sorun il içerisindeki kadrosu köylerde bulunan öğretmenlerin il merkezine görevlendirilmeleri ile oluşmaktadır. Burada siyasi bağlantılar, ahbap çavuş ilişkileri devreye girmektedir. Bu duruma onlarca örnekten bir tanesi şudur: bir köy okulunda kadrolu 4 sınıf öğretmeninden 3 tanesi merkez okullarına yıllardır görevlendirilmekte, kadrolu öğretmenler yerine sürekli değişen ücretli öğretmenler ikame edilmektedir. Köy çocuklarının günahı nedir, bu durum vicdani midir, ahlaki midir?
• Yukarılarda tanıdığı olanlar, 25-30 km yol yapmamak için bir yolunu bulup kadrosu dolu okullara görevlendirme yaptırmaktadır. Bu belli okullarda yaşanan yığılma sonucu kamu zarara uğratılmakta, kadrosunun bulunduğu okula ücretli öğretmen görevlendirmesi yapılmaktadır. Bu görevlendirmeleri yapan yetkililer görevi suiistimal suçu işlemekten çekinmemektedir. Haklarında hiç bir işlem yapılmamakta, soruşturma açılmamaktadır.
Amasya Eğitim Sen şubesi olarak bu sorunlarla ilgili çok defa milli eğitim müdürüyle, ilgili şube müdürleriyle görüşme gerçekleştirdik. Yerel basına açıklamalarda bulunduk. Bu zamana kadar bir sonuç elde edemedik. Bu konuda bizlerle olumlu bir iletişim içerisinde olan ilgili şube müdürü, bizzat il milli eğitim müdürü tatafından sorumluluk alanından alınıp başka bir sorumluluk alanına verildi.
Ayrıca depremden sonra yapılaşmanın ve yatırımın durduğu bilgisi bize verilmektedir. Okullaşma yatırımının durması kabul edilebilir bir şey değildir. Kimi yerel “siyasi unsurlar” halka her defasında mavi boncuk dağıtırken, çocukların gelecekleri ellerinden alınmaktadır. Bu gerçeği ifade etmek öğretmen olmanın gereğidir. Velilerimiz bu yapılanları kabullenmemiş olsa da bir çaresizlik içinde hissetmektedir. Bu mektup ses olsun diye, “ağa çocuğu ağa, ırgat çocuğu ırgat olmaya devam etmesin” diye kaleme alınmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.




