Devlet sırrı ve casus gazeteciler – L.Doğan TILIÇ/Birgün

Devlet sırrı ve casus gazeteciler – L.Doğan TILIÇ/Birgün

PAYLAŞ

Playa Girón, Küba’nın güneyinde Domuzlar Körfezi’nin doğu yakasında bir köy. Şimdilerde oraya turist olarak gidecekler, Girón Müzesi’ne kadar uzanan yol boyunca, CIA planı işgal girişimine karşı 72 saatlik çatışmalarda yaşamını yitiren Kübalılar için dikilmiş anıtları görebilirler.

Playa Girón ve Domuzlar Körfezi, oralara salt bir plaj olarak bakmayanlar için altın değerinde tarih derslerinin de mekânı. Ülkeleri işgal edip, devrimleri karşı devrimlerle boğmak isteyenler için dersler; yurt savunması ve bağımsızlık kavgasındakiler için dersler ve “devlet sırrı”, “ulusal çıkar” kavramlarına yaslanarak gazetecileri susturmaya çalışanlar için dersler…
Devletlerin sırları var kuşkusuz, ulusların da çıkarları… Peki, onları kim nasıl tanımlayacak? Partilerin ve hükümetlerin sırları devlet sırrı mıdır? Onların her yaptıkları ulusun çıkarına mıdır? Gazetecilerin görevi, “4. Güç” olmanın anlamı; yasama, yürütme ve yargıyı vatandaşlar adına denetlemek, sorgulamak değil midir?

Bunlar, devletlerin demokratiklikten uzaklaşıp “parti devleti” olduğu yerlerde, “Haydi oradan” diye savuşturulan lüks sorular.
Neyin devlet sırrı, neyin ulusal çıkar olduğu tartışmalı olsa da, tartışmasız bir örneğe, Küba’daCastro devrimini boğmak için karşı devrimci Kübalılardan CIA marifetiyle 2506 Tugayı’nın kurulup eğitilerek Domuzlar Körfezi çıkarmasının planlanmasına bakalım.
Bir devlet, ABD, istihbarat örgütü CIA’in, planı çerçevesinde 1500 kadar Kübalı karşıdevrimciyi askeri olarak eğitiyor ve onları hava kuvvetleri ile deniz kuvvetleri desteğinde Domuzlar Körfezi’ne çıkarıp Küba’nın yeni yönetimini devirme hesapları yapıyorsa, bu onun için “sır”dır herhalde. Sırın dibi hem de!

İşte bu sır gazeteciler tarafından öğrenilip yazılma ihtimali belirince, Başkan Kennedy de bu sırrı yazmanın Amerikan ulusal çıkarlarına aykırı olduğunu söyleyip uyarır gazetecileri. Uyarıyı dinlemeyip yazsalardı, tutuklanıp casusluktan yargılanırlar mıydı, bilemiyoruz.

Amerikalı gazetecilerin öğrendikleri çıkarmayı yazmadıklarını biliyoruz ama.
Sonra “devlet sırrı” uygulamaya konuluyor, çıkarma yapılıyor. 2506 Tugayı’nın kimi üyeleri daha denizdeyken öldürülüyor, gemiler batırılıyor, Amerikalı pilotların uçurduğu uçaklar düşürülüyor, bizzat Castro’nun komuta ettiği çatışmalar sonucu 1204 esir alınıyor, bunlardan bazıları idama mahkûm ediliyor, 1113’ü de bir süre Küba cezaevlerinde kaldıktan sonra 53 milyon dolarlık ilaç ve gıda karşılığı ABD’ye geri gönderiliyor.

ABD ve CIA tarihlerinin en büyük darbelerinden birini yiyor.
Kennedy kendisini de rezil eden bu fiyasko sonrası The Times Yayın Yönetmeni Turner Catfedge’e, “Keşke operasyon hakkında daha fazla yazsaydınız, belki de bizi bu muazzam hatadan kurtarırdınız”diyor.

Bu; devletin başındakinin, önce “Yazmayın” dediği “devlet sırrı” konusunda sonradan geldiği nokta.
Yıllar sonra açılan CIA belgeleri de gösterdi ki; Domuzlar Körfezi çıkarması Kübalılar için sürpriz olmamış, gazetecilerin öğrendiklerini, belki de gerçek casuslar sayesinde onlar da öğrenmişler zaten.

ABD’nin “devlet sırrı” ve “ulusal çıkar” için o sırrın yazılmamasının Küba açısından sonucunuKennedy’in konuşmalarını da yazan Latin Amerika uzmanı danışmanı Richard N. Goodwin, 1961 Ağustosu’nda Uruguay’da gizlice buluştuğu Che Guevara’dan dinliyor: “Defalarca Domuzlar Körfezi çıkarması için teşekkürler etti. Onlar için muhteşem bir siyasal zafer olduğunu, ülkeyi bütünleştirdiğini, artık çok daha güçlü olduklarını söyledi.”

Bir de, ABD’ye güvenip Domuzlar Körfezi’ne çıkan 2506 Tugayı’nın bazı üyelerinin bugün söyledikleri var: “Amerika’ya güvenemezsin. Onunla sonuna kadar dost olamazsın.”

Domuzlar Körfezi; sırları sızdığında kendilerine, sırlarını sızdıran gerçek casuslara bakmayıp, sızan sırların yazılmasını kendi çatlağını onarmak için fırsata dönüştürmeyen, gazeteciye teşekkür edeceğine, “Yazma, casus” diye yakasına yapışan devletler için de derslerle dolu.

Devlet, parti devleti değilse tabii!