
Cerattepe’de maden faaliyeti, hukuki süreç sonuçlanana kadar durduruldu.
Bu karar Artvin halkının sözüne kulak verme, müzakere etmeye dönük siyasi bir adım olmanın ötesinde, güvenlikçi anlayışın belirlediği bir taktik geri çekilme olarak görülebilir. (Kaldı ki, Davutoğlu’nun Artvinlilerle görüştüğü saatlerde, Orman Bakanlığı’nın maden alanını Cengiz inşaata devretmesi de bunun işareti.)
Direnişin giderek büyümesi ve yeni bir muhalefet cephesinin gelişme ihtimali AKP’nin savaş konsepti içinde toplumu ve muhalefeti durgunlaştırma çabasını çatlacak bir imkanı ortaya çıkardığı oranda, AKP’yi geri adım atmaya zorladı.
Dalga Kıran
AKP iktidarı, uzun zamandır yönetemiyor. Saray merkezli fiili iktidarını, savaş ve baskı ortamına dayanarak sürdürüyor. Toplumsal hareketliliği sınırlama, muhalefeti etkisizleştirme bu stratejinin en önemli ayaklarından birisi. Gezi isyanından bu yana AKP bu noktada baskı gücünü yoğunlaştırarak özel bir politika izliyor. Savaş konsepti içinde geliştirilen mezhepçi-milliyetçi bloklaşma, muhalefet hareketini paralize etme, parçalama ve terörize etmenin yeni bir hamlesi olarak gerçekleştirildi.
Cerattepe direnişi böylesi bir koşulda gerçekleşti. AKP bu hazır stratejisini tüm aygıtlarıyla direnişini bastırmak için devreye soktu. Direnişi şok biçimde geliştirilen baskı ile kırma adımları, öncelikle halk direnişinin direnci ve bütünlüğü karşısında başarısızlığa uğrayarak kırıldı. Direniş, Artvin’le birlikte toplumsal zeminde bir dip dalgasına dönüşerek, muhalefete de yeni bir hareket zemini kazandırdı. AKP de bu hareketliliği görerek geri adım atmak zorunda kaldı.
(Bu geri adım, iktidar çevresindeki kimi yazarlar tarafından Davutoğlu’nun ‘karanlık terpitleri’ önleyici müdahalesi ve ‘demokratik-müzakereci’ yönetim biçiminin bir ifadesi olarak değerlendirildi. Ahmet Hakan daha ileri giderek, ‘Başbakan Davutoğlu’nun bu yaklaşımdan sonra… Dünyanın tüm karanlık örgütleri birleşse… Artvin’de Gezi’nin binde birini çıkaramazlar…’ diye buyurdu. A.Hakan, liberal kaypaklık mahareti sergiliyor. İktidarın halk eylemlerine dönük saldırılarını tekrarlayıp el çabukluğuyla Davutoğlu ve AKP karanlığından demokratlık çıkarıyor!)
Cerattepe’deki Gezi
Cerattepe bağrında Gezi’yi taşıdı. Elbette kendi yerel özgünlüğü içinde, kendi özgü biçimleriyle Artvin’in Gezisi demek abartılı olmaz. Ancak, Cerattepe direnişi muhalefet hareketi için daha çok Gezi’nin sonrasına dair bir ilham kaynağı olabilir.
Cerattepe’nin Gezi günlerinden esintiler taşıdığı, bu anlamda toplumsal mücadelelerin nasıl birbirini etkilediği, birbirinden öğrendiği noktasında önemli bir deneyim. Yine Gezi’de olduğu gibi halkın kolektif eylemiyle direnmenin ve kazanmanın mümkün olduğunu göstermesi anlamında da Gezi fikrini güncelleyen bir direniş oldu.
Cerattepe’yi özgün kılan noktalardan birisi, arkasında büyük bir devrimci birikiminin bulunması. Ama daha önemlisi o tarihselliğin Cerattepe direnişi içinde güncellenmesi. Cerattepe direnişi bilindiği gibi bugün ortaya çıkmış değil. 90’lardan başlayarak geliştirilen bir mücadele var. Son evresinde 250 günü bulan nöbet ve ardından da tüm bu birikimin parladığı an. 250 günü bulan nöbet dönemi, halkın Cerattepe’ye olan ilgisini sıcak tutmakla kalmayıp, muhalefetin birleşikliğini ve halkın bütünlüğünü sağlayacak bir anlayışla hayata geçirildiğinden, kolektif bir halk iradesi açığa çıktı.
O yüzden Cerattepe bağrında taşıdığı Gezi ile birlikte, asıl olarak bir Haziranlaşma olarak gerçekleşti.
Cerattepe, muhalefetin ortak hareketi ve halkın birleşik mücadelesini mümkün kılan, örgütlenme, eylem ve direnişle başardı. Direnişin AKP’nin sert saldırısıyla kırılmaması, barikatlardan ışıklı yürüyüşlere, kitlesel karşı duruşlara uzanan çeşitliliği-bütünlüğü bu sayede gerçekleşebildi. Cerattepe’nin bu anlamda çağrısı, örgütlü halk mevzilerinin, direniş nüvelerinin her alana çoğaltılmasıdır.
Direniş Potansiyeli ve Muhalefet
Cerattepe direnişinin, yaygın biçimde sahiplenilmesi –geri çekilmiş görünse de- halk içindeki direnme eğilimlerinin varlığını bir kez daha gösterdi. Gezi’de de bugün de kendini başka biçimlerde gösterdiği gibi –AKP’nin mutlak bicinde bastıramadığı- toplum içinde büyük bir ilerici-devrimci birikim var. Ancak bu birikim muhalefet hareketinin etkisizliği nedeniyle kimi zaman pasif bir konuma çekilebiliyor. Son dönemde yaşanan geri çekilmenin AKP’nin yarattığı baskı ortamıyla birlikte, muhalefetin özellikle 7 Haziran-1 Kasım seçim aralığında tüm muhalefet dinamiğini parlamento eksenine sıkıştırılmış olmasının da önemli bir payı var. Cerattepe direnişi, halkın örgütlü mücadelesine ve eylemine dayanmaksızın kazanmanın mümkün olmadığını ve muhalefetin ancak bu zeminde inşa edilebileceğini göstermesi anlamında da kuşkusuz çok önemli bir ders. Bugün devrimci mücadele, muhalefet birikimini bu zeminde birleştirecek, parçalı-kırılgan direnme potansiyelini ortaklaştıracak ve politik bir bedene kavuşturacak bir hareketin kurulma çabasını ısrarlı, sabırlı ve kararlı bir biçimde sürdürmektir. Gerçek anlamda Haziranlaşma böyle bir mücadeleyle mümkün olabilecek.
*Cerattepe üzerinden sürdürülen tartışma noktalarından birisi de Cizre-Sur’la kurulan karşıtlık oldu. CHP milletvekili Uğur Bayraktutan’ın ‘Burası Cizre değil’ sözleri bunun örneklerinden birisi. Tersten de Cerattepe eylemlerini, Cizre-Sur’a kayıtsızlıkla eleştiren değerlendirmeler yapıldı. Böyle zorlama bir karşıtlık ya da ilişkilendirme tartışması yapmak anlamsız ancak bu durum savaş ortamının toplumsal muhalefete yönelik milliyetçi temeldeki parçalayıcı baskısını ortaya koyuyor.
*Dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi de, Cerattepe’de sorunun çözümü için kimi kesimlerinin gündeme getirdiği referandum meselesi oldu. Sandık kuralım, halka sorup karar verelim yaklaşımı doğru bir öneri gibi görünmekle birlikte demokrasinin gerçekleşmesini sandıkla sınırlayan geri ve sorunlu bir yaklaşım. Böyle bir yaklaşım halkın kendi örgütlülüğüne dayanarak söz ve karar hakkını kullanmasının tek biçimi olarak sandığı işaret ettiği ölçüde, fiili demokrasi zeminlerini gereksizleştiriyor. Aynı zamanda diyelim Artvin’deki gibi halkın çoğunluğu harekete geçmemiş olsa da pek çok yerdeki gibi yağma-talan referandumla meşru mu sayılacak. Sözün kısası şu sandık merakından hiç değilse böyle zamanlarda uzak durulsun.




