
Ülkemiz, 1980’de gerçekleştiren ABD güdümlü “bizim çocukların” darbesiyle dönüştürüldü. Yine 24 yıldır emperyal güç odaklarının “bizim çocuklar” dediği AKP eliyle yönetiliyor. Aynı zamanda uzun zamandır ortadoğunun yeterince egemen emperyal güçler lehine tam olarak dizayn edilememesi, AKP’nin cansuyunu oluşturuyor. Ülkeyi her türlü hukuksuzluğun inşa edildiği merkez bir ülkeye dönüştüren AKP, bu süre zarfında ülkeyi “ılımlı görünen” siyasal islamcı faşizme dönüştürmek için icazet aldığı güçleri kıskandıracak adımlar atmaya devam ediyor. Bu adımların AKP’nin güçlü olduğunun değil zayıf olduğunun göstergeleriyle dolu olduğu açıktır.
Muhalefetsiz bir iktidar yaratma hamlesine ihtiyaç duyacak kadar zayıf, toplumsal meşruiyeti olmayan rejim; düzlüğe çıkmak için gayret gösteriyor. AKP’ye güven duyan emperyal güçlere “Benden vazgeçmeyin, halen güçlüyüm” mesajı vermeye çalışıyor. Ortadoğu’da atılacak her adımın gerçek askeri, Kore’den bugüne tek adresi “biziz” mesajını vermeye çalışıyor.
Gezi bundan tam 13 yıl önce sokağa indiğinde AKP’nin gücünü elinden aldı, o günden bu yana hep güç kaybetti. Gezi onların korkulu rüyası olmaya devam ediyor. 2015 seçimleri, her şeye rağmen iktidarın kaybettiği ilk seçim oldu. Toplumsal muhalefetin gücü, birlikte aynı amaçla sokağa, alanlara taşındığında neler olacağını bir kez daha gösterdi ve sonuçları doğal olarak sandığa yansıdı.
O günden bugüne değişik hamlelerle emperyal güç odaklarının diğer politik oyuncaklarıyla ayakta durmaya çalışan bir iktidar var karşımızda. Bu politik figürleri, paramiliter güç odağı MHP’ye yeni görevler verecek ve tarihsel olarak onu açık edecek kadar ileri adım atmaya zorladı. MHP’nin her dönem muesses nizamın esas çocuğu olduğu o günlerde bir kez daha ortaya çıktı. Yetmedi, yetinilmedi muhalefet içine truva atları yerleştiricek adımların atılmasına devam edildi. Bir taraftan ikitidar ve MHP’den kopan figürler yaratıldı, bir kısım hamleler bunlar tarafından karşılandı. Bu adımlar da yetmeyince CHP içinden aktörlerin iktidar lehine pozisyon üretmesi ve ona uygun adımlar atması sağlandı.
Gezi diğer taraftan toplumsal muhalefetin sokağa çıktığında iktidarı ve iktidara güç verenleri nasıl bir anda zayıflatacağını gösterdi. AKP ve rejim karşısında milyonların tek gerçek güç ve seçenek olduğunu, onun dışında her şeyin satın alınabileceğini ortaya koydu. Gezi”den öğrenilen ve her zaman geçerli olacak şey, güçlü bir toplumsal mücadelenin karşısında kimsenin duramayacağıdır. Bugün de her daim hatırlanması gereken bu deneyim ve mirastır. 19 Mart’tan bugüne ortaya konan toplumsal irade gezinin canlılığının korunduğunu, ruhunun halen bu topraklarda olduğunu gösterdi. Bu topraklar, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde yıllar yılı çok güzel insanlarını yolculadı.
O mücadele günlerinde aramızdan koparılan, Ali İsmail Korkmaz’ı, Abdullah Cömert’i, Ethem Sarisülük’ü, Ahmet Atakan’ı, Mehmet Ayvalıtaş’ı, Hasan Ferit Gedik’i, Medeni Yıldırım’ı ve Berkin Elvan’ı asla unutmaycağız. Gezi Direnişi yol göstermeye devam ediyor.
DSD Türkiye Meclisi




