
657 Sayılı Devlet Memurları kanununda AKP iktidarının yapmak istediği değişiklikler sadece “Kamu Çalışanlarının İş Güvencesi” üzerinde değil, toplumun tamamı üzerinde etki yapacak, Kamu Hizmetlerinin piyasaya açılmasının veya bir başka deyişle “Kamusal hizmetlerin özel sektör tarafından yürütülmesi” planının son aşaması olacaktır. Bu amaçla yapılmaya çalışılanları sadece “İş güvencesi” açısından değerlendirmek, iş güvencesinin de savunulamayacağı bir yere yığınak yapmak anlamına da gelebilir. Aslında olan Kamusal Hizmet deyimiyle tanımlanan vatandaşa ücretsiz sunulan ve vatandaş olmasından kaynaklı elde ettiği hizmetler anlayışının tabutuna son çivinin çakılmasından başka bir şey değildir.
Keynes’çi ekonomik politikaların batı dünyasını sardığı ve reel sosyalist ülkelerin sosyal politikalarının çekim merkezi olmasının önüne geçme gayretleri sonucu 657 sayılı yasa 23 Temmuz 1965’te yasalaştı. Bu tarihe gelene kadar “devlet memurları” tam anlamıyla “devletin” memurları olarak, amirlerinin ve “devlet büyüklerinin” inisiyatifi altında Osmanlı’dan gelen bir anlayışla adeta “dağıtılan ulufeden pay alan kullar” olarak devletin etkisini vatandaşlara göstermek için para alıyorlardı. Bu durum 657 sayılı yasanın temel anlayışının yasanın hazırlık veya kabul aşamalarında da çok fazla değişmeden günümüze kadar gelen bir yapısallık göstermektedir.
Kamunun sunduğu sağlık ve eğitim başta olmak üzere tüm hizmetlerin büyük bir kısmını ya özel sektöre devreden ya da kendi sunduğu hizmetleri paralı hale getiren AKP 1 Kasım seçim sonuçlarının da etkisiyle, 7 Haziran seçimleri sonrası Cumhurbaşkanının “Ne yazık ki bu paralel yapı devletin içerisine sızmış virüs gibi. (…) Her şeyden önce 657 değiştirilmediği sürece bu iş çözülmez” sözlerini emir telaki etmiş, AKP’ye bağlı çalışan kurumlar da hızla bu yasada değişiklikler yapma yoluna gitmişlerdir. Bu amaçla da 30 Kasım 2015 tarihinde toplanan KPDK (Kamu Personeli Danışma Kurulu) tavsiye niteliğinde aldığı kararlarla 657 sayılı yasada devletin özelleşmesi amacını uygulamak için yapılması gereken değişikliklere ve yasanın madde sayısının (657) aynı kalarak içeriğinin AKP’nin istediği şekilde olmasının ilk işaret fişeğini göndermiştir. Başkanlık sistemi ve Anayasa değişiklikleri gerekçeleri sıralanırken Anayasa değişikliği adı altında ortaya gelecek olan paketin içinde 657 sayılı yasada tanımlanan her şeyin değiştirlmesi halinde Anayasaya aykırılıktan dolayı Anayasa Mahkemesi veya uluslar arası hukuk gibi alanlarda çıkabilecek sıkıntıları giderecek maddeler olacağından şüphe yoktur. Bu şekilde önce Anayasa değişikliği oylanacak ve arkasından Anayasaya uyumlu bir 657 değişikliği gündeme getirilecektir. Anayasa oylamasında ise AKP’nin yedek lastiği olarak davranan “Yetmez Ama Evet”çi güruhun nerede saf tutacağı ise bellidir.
2012 yılında 4688 sayılı kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme yasasının 21. Maddesinde yapılan değişiklikle oluşturulan KPDK ( Kamu Personeli Danışma Kurulu) yapısal olarak AKP devletinin bir danışma organı niteliğindedir. Çalışma Bakanının başkanlığında, Devlet Personel Başkanı, en çok üyeye sahip üç konfederasyonun ( Memur Sen, Türk Kamu Sen, KESK) genel başkanları ve her bir hizmet kolunda en çok üyeye sahip her bir sendikanın başkanlarının katıldığı ve ihtiyaçlara göre katılımcıların şekillenebildiği bir kurumdur. 30 Kasım 2015 tarihinde bu yapı 1 KESK üyesinin karşısında 15 AKP yanlısı veya 657 değişikliğine şöyle veya böyle destek verenler olarak gerçekleşmiştir.
Sendikalaşma oranının % 71.32 olduğu ve sendikalı kamu çalışanı sayısının 1.679.028 olduğu gerçeği dikkate alındığında var olan 11 iş kolunun tümünde AKP’nin herhangi bir daire başkanlığı olmanın ötesine geçemeyen Memur Sen yetkilidir. Memur Sen üye sayısı olarak 836.505 ile kendisinden hemen sonra gelen Türkiye Kamu Sen ( üye sayısı: 445.729 üye) ve KESK’in ( üye sayısı: 236.203) toplam üye sayılarının (681.932) oldukça üzerinde ( 154.573) bir üye sayısına sahiptir. Hükümet yanlısı Memur Sen, ki sarı sendika demenin bile mümkün olmadığı tam anlamı ile hükümet tarafından yaratılan bir kuruluştur, 657 sayılı yasanın içeriğinin boşaltılmasına, kamudaki özelleştirmelere ve kamusal hizmetlerin metalaştırılması süreçlerine aktif olarak katılmaktadır. Bunlar dikkate alındığında 657 sayılı yasada yapılacak değişiklikler için KESK’in tek başına tavır alması Anayasa ve yasa değişikliklerinin önüne geçemeyecektir. Daha geniş, daha etkili bir yapıya ihtiyaç duyduğumuz açıktır.
Topluma müjde çığlıklarıyla, herkes kazanacak diyerek ve renkli sözlerle yedirilmeye çalışılan 657 sayılı yasa değişiklikleri ile amaçlanan Kamu çalışanlarının var olmadığı, kamu hizmetlerinin Ordu ve Polisle sınırlı olduğu ve onların varlık nedenlerinin de muktedir, zalim ceberut kapitalizmin devamının sağlanması olduğu bir düzendir. AKP bunun için kılıçlarını çekmiştir. İlk hamleyi Diktatör yapmış hemen arkasından KPDK bu hamleyi bir ileri aşamaya taşımıştır. Saldırı siyasidir ve sermayenin saldırısıdır. Buna karşı direnişte siyasi olmalıdır ve emeğin bu saldırı karşısındaki hamlesinden oluşmalıdır. Kimlik siyasetlerinin buna karşı söyleyecek sözü ve karşı tavrı yoktur ve olamaz. İş DSD’nin, Haziran’ın omuzlarındadır.




