TÖB-DER’den Eğitimcilere Kalan Miras (Raşit ARAZ)

TÖB-DER’den Eğitimcilere Kalan Miras (Raşit ARAZ)

351
PAYLAŞ

TÖB-DER’e giden yolu kısaca özetleyelim; 8 Temmuz 1965’deTÖDMF (Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu) içinden gelen 92 öğretmen Türkiye Öğretmenler Sendikası’nı (TÖS) kurdu. 20 Eylül 1971 yılında kapatıldığında 72.000’den fazla üyesi vardı. 71 faşist darbesinin hemen ardından başta TÖS yöneticileri, Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Osman K. Akol, Veli Kasımoğlu olmak üzere hemen hemen tümü TÖS üyesi 3600 öğretmen ve eğitimci gözaltına alındı. 214 sanıklı TÖS davası sıkıyönetim mahkemelerinde görülmeye başlandı. TÖS mahkeme tarafından kapatılıp mal varlığına el konulmadan önce 3 Eylül 1971’de, Türkiye Öğretmenler Birliği (TÖB) kuruldu. TÖS’ün mal varlığının TÖB’e devri sağlandı. 23 Kasım 1971’de tamamı TÖS üyesi 40 kişilik Kurucu üye Afyon’da yaptıkları Genel Kurulda tüzük değişikliği yaparak TÖB’ün adını “Türkiye Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği” (TÖB-DER) olarak değiştirdiler.

TÖB-DER kısa sürede 200’ün üzerinde şube sayısına ulaştı. (Üye sayısı sınırlaması olmadan Yönetim Kurulu üyesi sayısına ulaşılan her yerde TÖB-DER şubesi açılabiliyordu) Cezaevlerinde bulunan TÖS üye ve yöneticilerinin bir kısmının tahliyesi örgütlenme faaliyetlerini hızlandırıyordu. TÖS döneminde başlayan periyodik bülten çıkarma etkinliği TÖB-DER döneminin sonuna kadar aralıksız devam etmiştir.

Gerek üye sayısı, gerekse toplum üzerindeki etkisini göz önüne alan “muktedirler” önce TÖB-DER’i bölmek, parçalamak; içinden kendi istedikleri, egemen sınıflara İtaat eden, boyun eğen, dalkavukluk yapan eğitimciler örgütü haline getirmeye çalışmış, başaramamış ve faşist sıkıyönetim mahkemeleri eliyle kapatmışlardır. 24 Aralık 1979’da Ankara sıkıyönetim komutanlığı tarafından kapatıldığında 37 üyesi katledilmiş, 4073 üyesi sürgüne gönderilmiş 650 şubesi ve 160 bin üyesi olan bir örgüttü TÖB-DER.

TÖS’den TÖB-DER’e kalan miras bugünün eğitimcilerinin yoluna da ışık tutuyor. Örgüt fetişizmi kuyusuna düşmeden, ayakları emekçilerin tarihinin derin köklerine sıkıca sarılan, başı geleceğin toplumu ideallerine ulaşan bir eğitimciler örgütlenmesinin önemini kavramalarını sağlıyor. Sınıf mücadelesinin önemli bir cephesinde yer almanın, işçilerin, emekçilerin ezilenlerin yolu ile eğitim emekçilerinin yolunu birleştirmenin çoğalan etkisini görmelerini getiriyor. İşyerlerinde değişik statülerde fakat beraber çalışan eğitim emekçilerinin ortak örgütlenmelerinin hemen sağlanmasını temel bir ihtiyaç haline getiriyor. İş güvencesine sahip olmayı hem kamu hem de özelde çalışan eğitim emekçileri için öncelikle elde edilecek kazanım olarak birleşik mücadele alanı haline getirmek gerekiyor. Ya başka işlerde, ya da özel okul, dershane, etüt merkezi gibi yerlerde köle gibi çalışmak zorunda kalan atanmayan öğretmenler ile birleşmek ve gücümüze güç katmak gerekiyor.

TÖB-DER’in Milli Eğitim Bakanına 20 Aralık 1971’de yazdığı mektup aradan geçen 50 yılda sorunların çözülemediğini ve hala güncelliğini koruduğunu gösteren iyi bir belgedir: “On bine yakın öğretmen “ekmek” için yaban ellerde çalışmaya gitmiştir. (…) Geçim sıkıntısı öğretmenlerin önemli sorunlarından biridir. Öğretmenler çalışma güvenlikleri, demokratik hak ve özgürlükleriyle ilgili de kaygı duyar hale gelmişlerdir.” Şimdi, sadece kamuda çalışan değil, atanmayanlar öncelikli olmak üzere tüm eğitim emekçilerinin başka işlerde çalışmadığı, yaban ellere çalışmaya gitmediği, geçim sıkıntısı çekmediği, iş güvencesine ve her türlü demokratik hak ve özgürlüklerine sahip olduğu bir Türkiye’yi kurmaları için birleşmeleri zamanıdır.