
AKP’nin tek başına iktidar olduğu son 13 yıl içinde, en geniş ve en yaygın kamu hizmeti olan eğitim alanında hem içerik olarak, hem de örgütsel işleyiş açıdan piyasa merkezli bir “işletmecilik” anlayışı benimsenmiştir. Eğitim sisteminde eğitim biliminin en temel ilkeleri ve halkın ihtiyaçları göz ardı edilerek sayısız yasal değişiklik ve fiili uygulamaya imza atılmış, eğitimin temel sorunları daha da artmıştır.
Bu uygulamalardan bir tanesi ise kamuoyunda dershanelerin kapatılması olarak bilinen Temel Lise uygulamasıdır. Bilindiği üzere AKP iktidarı 1 Eylül 2015 tarihinden itibaren dershanelerin kapatılması, önce temel liselere ve 4 yıl içerisinde ise özel okullara dönüştürülmesi kararını almıştı.. Anayasa Mahkemesi ise dershanelerin kapatılmasının eğitim ve öğrenim hakkının engellenmesi, özel teşebbüs özgürlüğünün korumasız bırakılması anlamına geldiği gerekçesiyle bu düzenlemeyi iptal etti (http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/07/20150724.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/07/20150724.htm).
Bu karardan sonra öğrenciler, veliler, devlet okullarına atanma umudu taşıyan eğitim emekçileri ve dershane sahipleri şimdi n’olacak sorusunu sormaya başladı. Bu kararın parasız, laik, bilimsel, anadilinde, nitelikli kamusal eğitimi savunan bizler açısından ne anlama geldiği ise sorgulanmalıdır. Hepimiz biliyoruz ki AKP iktidarının temel hedefi diğer alanlarda olduğu gibi eğitim alanını da piyasaya açmak ve piyasanın kuralları doğrultusunda bu alanı idare etmek. Temel Lise uygulaması ise bu amacın en önemli araçlarından biri konumunda. AYM’nin kararı dershaneler kapatılamaz diyor fakat Temel Lise uygulamalarına yönelik bir şey söylemiyor. Nitekim MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci yaptığı açıklamada Temel Liselerin teknik olarak da hukuki olarak da var olduklarını ve var olmaya devam edeceklerini, özel okullara teşviğin aynen devam edeceğini belirtmiştir (http://ookgm.meb.gov.tr/www/temel-liselerle-yola-devam/icerik/607).
Özel Dershaneler ve Özel Öğretim Kurumları Birliği (ÖZ-DE-BİR) Başkanı Faruk Köprülü ise Temel Liselere ders saatleri dışında kurs verme yetkisinin verilmesini, böylece temel liselerin hem lise eğitimini hem de dershane ihtiyacını karşılayan bir yapıya dönüşmesini talep etmiştir (http://www.bugun.com.tr/gundem/iste-gerekcesi-haberi/1751113).
AYM kararı sonrası AKP iktidarı ufak bir şok yaşamış olsa da eğitimin özelleştirilmesi açısından kaldığı yerden devam edecektir. Temel Lise uygulamasının devam amacı da aslında budur. Adana Kent Konseyi Eğitim Çalışma grubu tarafından hazırlanan ve Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Adnan Gümüş tarafından kamuoyuyla paylaşılan araştırmaya göre 2015-2016 eğitim-öğretim yılında sayıları 2920 olacak Özel Lise sayısı devlet lisesi sayısını geçecektir. Mevcut devlet lisesi ( Anadolu-Fen) sayısı ise 2736’dır (http://www.birgun.net/haber-detay/dunyadaki-en-buyuk-egitim-ozellestirmesi-dershaneler-donusunce-ozel-liseler-sollayacak-77396.html). Kısaca söylemek gerekirse en büyük eğitim özelleştirmesi ile karşı karşıyayız.
- Temel lise uygulamalarının sonuçları üzerinde duracak olursak öncelikle belirtmek gerekir ki eğitim temel bir hak ve kamusal bir hizmet olmaktan giderek uzaklaşacaktır. Ayrıca sosyal devletçilik ve sosyal hizmet akışının bozulacak, eğitim ticarileşecek, sınıfsal ayrışmaların daha da artacak, parası olan temel liselere veya özel okullara gidecek, temel okullar ve liselerde öğrenciler için sosyokültürel altyapı, donatı ve gelişim şartlarının sağlanmasında güçlükler yaşanacak, 2-3 bin TL’lik dershane ücretleri 11.,12.sınıflar için 8-15 bin TL’lik okul veya özel ders masrafına dönüşecek , müzik, görsel sanatlar, beden eğitimi, yabancı dil gibi ders ve etkinliklere verilen önem zayıflayacak, 11.-12.sınıftaki başarılı öğrencilerin özel-temel liselere geçmesinin artması sonucu mevcut resmi okullar daha da başarısız bir sonuçla (algıyla) karşılaşacak, binlerce eğitim emekçisi norm fazlası olacak, mevcut resmi (devlet) okullar da giderek dershaneciliğe yönelmek zorunda kalacaktır.
Bu sonuçların hiç biri bizim arzuladığımız eğitim sisteminin bir parçası değildir. Eğitim hakkı temel bir insan hakkıdır. Eğitim hakkı sadece eğitime erişim anlamına gelmez, aynı zamanda nitelikli olmayı da kapsar. AKP iktidarı bu uygulamasıyla hem eğitime erişimi güçleştirmekte hem de eğitimi daha da niteliksiz hale getirmektedir. Bizlere düşen ise bu gidişata dur diyebilmektir. Buna dur diyebilecek miyiz zaman gösterecek. Kamusal, laik, demokratik, bilimsel ve anadilinde eğitim talebimizin hiçbir parçasını birbirinden ayırmayıp mücadele edersek durdurabileceğimizi, taleplerimizden herhangi biri gerçekleştiğinde diğerlerinden geri adım atarsak durduramayacağımızı düşünüyorum.




