# 1 KASIM SONRASI

# 1 KASIM SONRASI

PAYLAŞ
#1Kasım Alper Taş : Enseyi Karartmaya Gerek Yok

1 Kasım seçim sonuçlarına ilişkin ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş’ın muhalefet.org sorularına verdiği yanıtlar:
7 Haziran’dan sonra AKP bir savaş konseptine geçiş yaptı. Buradaki ana hedef, özellikle daha önce MHP’ye yönelen milliyetçi oyları geri almaktı. İkincisi ise Kürt bölgelerinde kendisine daha önce kendisine oy verip 7 Haziran’da HDP’ye oy vermiş muhafazakar Kürt kitlelerini savaş konseptiyle geri almaktı. O muhafazakar kesim bölgede kalıcı barış iklimi olacak saikiyle emanet oy vermişti HDP’ye.  Savaş koşullarında AKP, o emanet oyları da geri almış görünüyor. Aynı zamanda Saadet ve BBP ittifakının da oylarını geri almış görünüyor. AKP’nin başarısı, 7 Haziran’da dağılan oylarını savaş konseptiyle toplamak olarak görünüyor. Muhafazakar oyların bir kısmı daha önce Saadet ve HDP’ye gitmişti, milliyetçi oylar ise MHP ve BBP’ye yönelmişti. Bunları tekrar geri aldı ve tek başına iktidar olma konumuna erişti. Sonuçta savaş ve korku ikliminin siyasal sonuçlarını kendi potasında topladı.

HDP’nin barajı aşması ile AKP’nin tek başına iktidarının anayasayı değiştirecek bir güce dönüşmesini engelliyor. Bundan sonra muhtemelen Başkanlık Sistemi daha çok gündeme gelecek, savaş, şiddet ve baskı politikaları devam edecek. Zaten bunların sinyalini vermişlerdi. Kendilerinden olmayan medya kurumlarına ve siyasal kesimlerin saldırıya başlamışlardı, bunu yoğunlaştıracaklar. Bu son derece açık.

Bizim yapmamız gereken, bu saldırılara karşı birleşik bir muhalefet hareketini güçlendirmek. Muhafazakar-milliyetçi kültürel iklimi değiştirecek, çok kapsamlı mücadeleyle bu iklimi değiştirmeye ihtiyaç var. Onlara başka bir kültürel, ideolojik değer taşıyabilecek çalışmalara ihtayıcımız var. Daha sabırlı, daha sürekli çalışmaya ihtiyaç var. Enseyi karartmaya gerek yok. Türkiye’nin siyasal ortamı buydu zaten. 7 Haziran’a bakarak kendimizi aldatmayalım. 7 Haziran’da bunu sağlayan da milliyetçi-muhafazakar oyların dağılmasıydı. Sol uzun süreli, sürekli ve sabırlı bir mücadeleyle bugünkü aktif direniş çizgisini birleştirerek aynı zamanda kültürel bir değişimi de içerecek bir mücadele yürütmeli.

#1Kasım Fatih Yaşlı : Haziran Türkiyesi Umudunun Peşindeyiz

1 Kasım seçim sonuçlarını Haziran Türkiye Yürütmesi Kurulu üyesi Fatih Yaşlı, muhalefet.org için yorumladı

Türk sağı bir kez daha, elinin en güçlü olduğu yerde, sandıkta kazandı. bu açıdan bakıldığında bugünkü sonuçların değil 7 Haziran seçim sonuçlarının bir “anomali” olduğunu söylemek gerekiyor sanırım. Bu “anomali”yi belirleyen ise konjonktürdü. 7 haziran seçimlerinde AKP, oylarının bir bölümünü MHP’ye, öte yandan HDP’ye kaptırmıştı. Bunun nedeni ise “çözüm süreci”ydi. Milliyetçi taban “AKP ülkeyi böldürüyor” diyerek AKP’den uzaklaşmış; Müslüman kürtler ise başta Kobane olmak üzere, hem yaşanan kazanımlar, hem de AKP’nin savaşı yeniden başlatma ihtimaline karşı, belki de AKP’ye “çözüm sürecini devam ettirmezsen sana oy yok” demek için, HDP’ye yönelmişti. 1 Kasım’da ise tablo tamamen değişti. AKP, devlet aygıtını elinde tutmanın bütün imkanlarını kullanarak bütün gücüyle sandığa asıldı. Savaşı yeniden başlatarak MHP tabanına vermesi gereken mesajı verdi, yanı sıra MHP seçmeninin bir bölümü ise muhtemelen Bahçeli’yi koalisyona yanaşmadığı için cezalandırdı. Peki ya HDP tabanı, Kürtler?Sanıyorum ki şiddetin yeniden yükselmesi, çatışmalar ve öz yönetim ilanlarına karşılık olarak devletin ilan ettiği sokağa çıkma yasakları vs. “ne olursa olsun barış” diyen, yani öncelikli talebi “huzur içinde yaşamak” olan Kürtler üzerinde büyük bir etki yarattı ve bu insanlar çatışmasızlığın yeniden tesis edilebileceğine dair bir umutla, yeniden AKP’ye yöneldiler. SP ve BBP tabanı da, klasik sağ reflekslerle, ve bir “bekaa kaygısı”yla devlet partisine yöneldiler.

Toplumsal kutuplaşmanın sınıfsal karşıtlıklar üzerinden değil, etnik ve kültürel ayrımlar üzerinden belirlendiği, emekçilerin örgütlü olmadığı, sendikaların son derece etkisiz olduğu ve Haziran Direnişinde sokağa çıkan milyonların bir şekilde sandığa hapsedildiği bir ortamda, sağın ve onun devleti kontrol eden temsilcisi olarak AKP’nin bu zaferine çok da şaşırmamak gerekiyor sanırım.

Peki bu manzaraya bakıp ne yapacağız? Bugünkü BirGün’de yer alan yazımın son cümlelerini hatırlayarak yanıtlayayım: Meselenin ne tek bir adam, ne de tek bir parti olduğunu hiç unutmadan, anormaliyle normaliyle bu sömürü düzenine karşı mücadele etmeye devam etmekten, başka bir ülkenin ve dünyanın düşünün peşinde, çoğalarak koşmaya devam etmekten başka bir çaremiz bulunmuyor. Kimse umudunu yitirmesin, kimse Haziran Türkiye’si düşünden vazgeçmesin.

#1Kasım Barış İnce : Kalpazanlarla Sandıkta Yarıştık

Saray darbesinin yaşandığı, kanlı bir kaos projesinin an be an malum çevrelerle gerçekleştirildiği bir ortamda hiçbir şey olmamış gibi sandığa gittik. Elimizden geleni de yaptık ama YSK onlarda, medya onlarda, paralı yazarlar onlarda, hakim ve savcılar onlarda… Böyle bir sahtekarlık, yalan, fiili darbe ortamının ayak sesleri geliyordu. Saray’ın seçimini gayri meşru ilan etmek, Saray darbesine karşı bir araya gelmek, Gezi’nin güzel çocuklarının açtığı yoldan yürümek gerekiyordu. Ancak yapamadık. Ne zaman bu konuları gündeme getirmeye çalışsak, devrimcilikten bahsetsek soldan birileri bize sandığı işaret etti ve kalpazanlarla sandıkta yarıştık. Muhalefet sahte umutlara kapılarak, egemenlerin arkadan itelemesiyle yapılamaz artık, halkın kendi geleceğine sahip çıkacağı radikal bir kopuş gerekir. Bugün psikolojik üstünlüğü yeniden ele alan iktidara karşı psikolojik üstünlük ancak sokaklarda kazanılabilir. Pragmatist duygularla sağdan devşirilecek oylar, yine dönüp dolaşıp sağa gidiyor. Bizim yürüyeceğimiz yol Ali İsmaillerin yoludur.

Gözümüzün önünde paraları çaldılar deviremedik. Bugün de gözümüzün önünde oyları değiştirip çaldılar oturup izledik. Ne zaman Gezi desek Haziran desek devrimcilik desek ağzımıza oy pusulasıyla vurdu birileri, lafımızı yedik. AKP’nin oyunu 5 ayda 9 puan artırdığı yalanına inandın da bir araya gelip hırsızları sokakta devirebileceğine inanmadın be kardeşim.

 

Önder İşleyen : AKP Karanlığının Kuşattığı Her Bir Noktayı Haziranlaştırarak Direneceğiz

AKP’nin yeniden tek başına iktidar olması, genel tablodan da görüleceği üzere sağ muhafazakar-milliyetçi oyların savaş koşulları içerisinde AKP’de toplanmasıyla gerçekleşti. Seçim sonuçları, savaş koşulları içerisinde, baskı, hile ve yasaklarla belirlendi.

Açıktır ki seçim sonuçlarını tayin eden silah, savaş, ölüm ve tehdittir!

Kuşkusuz sonuçlar AKP’nin gerilediği alandan ileri hamle yapma imkanlarını çoğaltacaktır. Karşısındaki herkese karşı uyguladığı baskıları yoğunlaştıracak, mezhepçi faşist kurumsallaşmayı Başkanlık Sistemini de içerecek şekilde geliştirmeye yönelecektir. Ancak, bu sonuçların yaşanan krizi ortadan kaldırılacağı da düşünülmemeli. Erdoğan’ın yüzde 52 ile Cumhurbaşkanı olduğu bir dönemin ardından yaşanmaya devam eden kriz, önümüzdeki dönemde de sürecektir.

Sonuçta özetle durum çok değişmedi.

13 yıllık tarihinde AKP’nin alanını daraltan, hegemonyasını temelden sarsan en önemli durak Haziran isyanıydı. Toplumsal zeminde pek çok noktada sürdürülen direnme hareketleri, ülkenin demokratik-ilerci direnme potansiyeli AKP’nin ilerleyişi önündeki en önemli engel olmaya devam edecektir.

Ancak mevcut durumun bugünkü AKP’nin belirlediği bir durumdan çıkartılması için muhalefet hareketinin, halkın biriken tepkilerinin daha üstü ve örgütlü bir noktaya taşınmasına ihtiyaç var. Seçimleri de aşan bir biçimde asıl mesele de. AKP’ye sandıkta Hayır diyen milyonlar, sonuçlar nasıl olursa olsun AKP-Saray rejiminin yıkılmasının ancak başka bir mücadele ile mümkün olduğunu da biliyordu.

O yüzden şimdi bu yolun nasıl açılacağı üzerine yoğunlaşmalıyız. Haziran isyanı bunun mümkün olduğunu gösterdi. Ancak Haziran’ın devrimci dinamikleri örgütlü bir biçimde yeterince geliştirilemedi. Haziran isyanı sonrasında başlayan seçim süreçleri içerisinde, soldan da buraya abartılı bir yığılma ile, neredeyse tek çözüm yolu olarak işaret edildi. Bir anlamda, Haziran isyanı bir parantez içerisine alındı.

Her şeye rağmen Haziran isyanının direnme damarları üzerinden yürüyerek, halkın birleşik mücadelesinin mevzilerini, Meclislerini yaratma doğrultusunda bir zemin de bir kazanım olarak oluşturuldu. Önümüzdeki günlerde AKP’nin yoğunlaşacak saldırıları karşısında bu zeminleri güçlendirmeye, halkın birleşik ve örgütlü mevzilerini çoğaltmaya yönelen kararlı bir mücadeleye ihtiyaç var.

HAZİRAN politikası birleşik direnme eksenini aynı zamanda toplumu yeniden kuracak dayanışmacı ve kültürel bir dönüştürücülüğü de gündelik hayatın içerisinde üretebilmeli. Toplumun etnik ve dinsel kimlikler etrafında bölündüğü, siyasetin de bu temelde şekillendiği bir bölünme ekseninin belirleyeciliği yerine emeğin birleştirilciğini temel alan devrimci siyasetin güçlenmesine ihtiyaç var.

Sonuçta zorlu bir mücadele döneminde ilerlemeye devam ediyoruz. Her şeye bu karanlığa teslim olmayan, diz çökmeyen milyonların iradesinin kazanacağı bir yolu açmak için . Kararlıyız, bu karanlığın aktığı her bir noktayı Haziranlaştırarak direneceğiz.