Sopalık bu doktorlar… – Mustafa Güler

Sopalık bu doktorlar… – Mustafa Güler

PAYLAŞ
Ortada herhangi bir yargı kararı dahi olmadığına göre onca yılın emeğiyle kazanılan diploma ya da uzmanlık belgesinin kullanılmasının idari bir karar ile engellenmesi hakkının yasayla verilmesine olanak bulunmamak gerekir

Geçtiğimiz hafta kabul edilen Sağlık Torba Yasası, AKP iktidarının her açıdan kışkırttığı kitlenin hekimlere uyguladığı ölümcül şiddetin zihin arkasını oluşturan bu ifadeyi kullanan bu şahsın Komisyon Başkanlığında görüşüldü. Torba’nın en tartışmalı maddesinin; yaratılan kaos içinde Komisyondan kaçırıldığı, oylandığı ve kabul edildiği ilan edilerek hızla Komisyon salonunun boşaltıldığı şekli bir görüşme esasen bahsettiğimiz. Bu bakımdan ortada gerçek bir yasama faaliyetinden değil, demokratik görüntü verilmesi için açık tutulan bir meclisten şeklen geçirilen bir metnin yasa olarak sunulması gayretinden bahsedilebilir ancak.

Torba Yasa’nın içinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemeye yönelik ciddi hiç bir şey yoktu. Ancak sağlık çalışanlarının yasa yoluyla sopalanmasını, henüz sopayı sırtında hissetmeyenlerin de bundan ibret almalarını öngören akla ziyan hükümler içeriyordu Torba.

Öyle ki; Torba’nın 5. maddesiyle idare tarafından terör örgütleriyle bir şekilde ilişkilendirilerek kamudan uzaklaştırılan hekim ve diş hekimlerinin mesleklerini yapabilecekleri özel sağlık kuruluşları kısıtlanmakta, verdikleri raporların dikkate alınmayacağı belirtilmekte, mecburi hizmetini henüz tamamlamamış olan hekimler bu yaptırımlara ilave olarak 600 gün süreyle meslekleri askıya alınarak bekletilmekte idi.

Dünya üzerinden böyle bir düzenlemeye rastlanmamıştır. Ancak, Nazi Almanya’sında 1935 yılında çıkartılan, Yahudi hekimlerin Yahudi olmayanları tedavi etmesi ve Yahudi avukatların avukatlık yapmasının yasaklandığı Nürnberg Irk Yasalarında örnekleri bulunabilir.

2018 yılında AKP tarafından akıl edilerek Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan bu Torba hükmü tepkiler üzerine Genel Kurul aşamasında kısmen geri çekilmiştir. 15 Kasım’da Genel Kurul’da kabul edilen Yasa’ya göre idare tarafından terör örgütleriyle ilişkilendirilen hekimlerdin mecburi hizmetini tamamlamamış olanların 450 gün süreyle mesleklerini yapmaları yasaklanmaktadır.

2005 yılında çıkarılan Yasa ile hekimler fakülteyi bitirdiklerinde, uzman veya yan dal uzmanı olduklarında her bir eğitim için ayrı ayrı mecburi hizmete tabi tutulmuşlardır. Bu mecburi hizmetlerin süresi hekimin atandığı yerin sosyo ekonomik gelişmişlik düzeyine göre değişmektedir. İl ve ilçeler 6 gruba ayrılmış, her bir grup arasında 50 gün fark olacak şekilde; en gelişmemiş yerde 300 gün, en gelişmiş yerde 600 günlük mecburi hizmet süresi belirlenmiştir.

2016 yılında ilan edilen olağanüstü hal ile birlikte getirilen ve sonrasında 657 sayılı Devlet Memurları Yasasına, memurluğun şartları arasına, “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış olmak” ifadesi eklenmiştir. Madde metninde araştırma yapılmış olması gerektiği belirtilmekle birlikte bu araştırmanın mutlaka olumlu sonuçlanmış olmasının bir şart olarak aranmadığına dikkat çekmek isterim.

Güvenlik soruşturması ile ilgili mevzuat uyarınca, güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmayanlar gizlilik gerektiren işlerde çalıştırılmazlar. Sağlık Bakanlığı ise güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması olumlu gelmeyenleri kamu görevinde hiç çalıştırmamak yönünde işlemler yapmıştır.

Güvenlik soruşturması, oldukça basit sebeplerle olumsuz gelebilmektedir. Nihayetinde istihbaratçı bir polisin bilgi, gözlem veya düşüncesine göre düzenlenmiş raporlara dayanmakta; kişinin katıldığı basın açıklaması, arkadaş çevresi veya ailesinin siyasal tutumları bu raporlarda olumsuz nitelemeler yapılması için yeterli sayılmaktadır. Kimi zaman hiç olmayan kardeşlerle ilgili bilgiler girilmesi de bu raporların ne derece özensiz hazırlandığını ayrıca düşündürmektedir.
Sonuçta bütün bunlar, kişilerin herhangi bir suç oluşturmayan düşünce, kanaat veya eylemleri sebebiyle suçlanmalarına; kamu görevine alınmadıkları gibi yeni Torba hükmü sebebiyle haklarında ayrıca 450 gün süreyle mesleklerini hiçbir yerde yapamamalarına yönelik de yaptırım uygulanmasına sebep olmaktadır.

Yasamanın sınırı nedir?
Yasamanın, yasalar yoluyla toplumsal yaşamın düzenlenmesinin de bir sınırı vardır. Bu sınır, en basit haliyle anayasa ve uluslararası sözleşmelerle çizilen sınırlar olarak söylenebilir.

sopalik-bu-doktorlar-534509-1.
Anayasa’nın 70. maddesine göre kamu hizmetine katılmak her vatandaşın hakkıdır. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez. Kişiye hak olarak tanınan bir statüye iktidardan farklı fikirleri sebebiyle alınmamak kendi başına zaten yaptırım iken bunun sanki bir ödül gibi anlaşılabilmesi ilginçtir!

12 Eylül Darbesi’nden sonra yapılan Anayasa bile temel haklar arasında sayılan düşünce kanaat hakkını güvence altına almış; savaş halinde bile insanların din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı ve bunlardan dolayı suçlanamayacağı; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağını belirtmiştir.

Bu açık kurala karşın, İktidar tarafından uygun görülmeyen, makbul karşılanmayan ya da kendi iktidarına muhalif bulunan düşüncesi, kanaati ya da bunları yaymak için örgütlü bir takım yapılarla ilişki kurması sebebiyle bir kısım hekimin olumsuz güvenlik soruşturmasına maruz kaldığı ve bu sebeple kamu görevine alınmadığı bilinmektedir.

Yasama organı mevcut anayasal ihlale ek olarak, düzenleme yapamayacağı bir alanda çıkardığı yasayla hekimlerin sahip oldukları düşünce veya kanaat sebebiyle mesleklerini uygulamalarının engellenmesine yönelmiştir.

İnsanların iktidara muhalefet edebilmesi demokratik hukuk devletinin zorunlu bir gereği iken idarenin keyfi yaklaşımıyla bu muhalif eylemler her an terör örgütü ile ilişki olarak sunulabilmektedir. Ortada herhangi bir yargı kararı dahi olmadığına göre onca yılın emeğiyle kazanılan diploma ya da uzmanlık belgesinin kullanılmasının idari bir karar ile engellenmesi hakkının yasayla verilmesine olanak bulunmamak gerekir.

Yasa yapma yetkisi ancak akıl, bilim ve vicdana uygun düzenlemeler yapılması halinde hukuka uygun ve meşru kabul edilebilir. Nasıl ki insanların uyumayacaklarına ya da uçacaklarına ilişkin yasa yapılamaz ise terzilerin dikiş kabiliyetlerinin yüksekliği sebebiyle ameliyat yetkisi verilmesi de mümkün değildir. Benzer şekilde, insanların gerekli eğitim sonunda aldıkları diplomanın hiçbir haklı sebep ortada yok iken belli süreyle de olsa askıya alınmasının da meşru temeli yoktur.

Yasamanın böylesine keyfi bir yasa yapabileceği kabul edildiğinde, bir sonraki yasanın mavi gözlü hekimler ancak sarı saçlı hastalara bakabilir veya hakkında terör örgütlerinden biriyle ilişkili olduğuna idare tarafından karar verilenler ancak yeşil gözlü hastalara bakabilir şeklinde çıkmasının önünde bir engel bulunmayacaktır.

Torbadaki yaptırım
Tıp fakültesinden mezun olan veya uzmanlık ya da yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayan hekimlerden idarenin makbul saymadıkları 450 gün süreyle hekimlik yapmadan bekledikten sonra özel sağlık kuruluşlarında hekimlik yapabilecektir. Öyle ise bunca süre beklemenin mantığı nedir? 450 gün içinde hekimlik yaptığında nasıl bir sorun oluşturur ki bu sürenin geçmesiyle olası sorun odağı da ortadan kalkmış olsun?

İdare tarafından yapılan değerlendirme sebebiyle sakıncalı bulunan hekimin 450 gün boyunca bekletilmesinin gerekçesi olarak öne sürülen sav bu hekimlerin emsalleri mecburi hizmet yaparken bunların yapmamalarının kendilerine avantaj sağladığı, eşitlemek için bu hekimlere böyle bir yaptırım uygulandığı ifade edilmektedir.

Anayasa’nın 70. maddesine göre kamu hizmetine katılmak her vatandaşın hakkıdır. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez. Kişiye hak olarak tanınan bir statüye iktidardan farklı fikirleri sebebiyle alınmamak kendi başına zaten yaptırım iken bunun sanki bir ödül gibi anlaşılabilmesi ilginçtir!

Eğitim hakkı,
Kötülüğün sıradanlaşması / sıradan faşizm,
Ayrımcılık, Değersizleştirme, onurunu kırma,
Güncel Torba’da kabul edilen maddeye göre, henüz mecburi hizmetini tamamlamamış olan hekimlerin, güvenlik soruşturması sebebiyle kamu görevine alınmamış olması sebebiyle
Ancak yasalaşan hali de kategorik olarak ilk teklif edilen metindeki ayrımcı niteliği korumaktadır.

Kaynak: Birgün