
WHO (Dünya Sağlık Örgütü) çocuk istismarını “bir yetişkin veya devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan ve çocuğun sağlığını, fiziksel ve psiko-sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar” olarak tanımlayarak, çocuk istismarını; ihmal, duygusal, fiziksel ve cinsel istismar olmak üzere dört gruba ayırmaktadır. Dünyada çocuk istismarı yüzde 1-10 arasında değişirken, Türkiye’de bu oran yüzde 10-53 arasındadır.
Çocuk istismarını cinsel istismar özelinde değerlendirirsek, cinsel istismar, psiko-sosyal gelişimini tamamlamamış ve yaşı küçük olan bir çocuğun bir yetişkin tarafından cinsel doyum için kullanılmasıdır. İstismarcıların yüzde 96’sı erkek, yüzde 80’i de çocuğun tanıdığı kişilerdir.
Ülkemizde kadınların yüzde 20’sinin, erkeklerin ise yüzde 7’sinin çocukluğunda en az bir kez cinsel istismara maruz kaldığı, kız çocuklarının erkek çocuklarına oranla 3 kat fazla cinsel istismara maruz kaldığı saptanmıştır.
Son 1 yıl içinde ülkemizde taciz ve tecavüzün ne kadar yaygın olduğunu ENSAR adlı dini vakıfta 45 erkek çocuğuna tecavüz edildiğinde bir kez daha gördük. Cinsel istismar ve tecavüzün artmasının sebepleri; boşanma komisyonu raporuyla tecavüze uğrayan çocuğun tecavüzcüsü ile evlendirilmek istenmesinin ve 5 yıl iyi bir eş olması durumunda ceza almayacağı önerisinin, aileyi kutsayarak boşanmayı zorlaştıran yasa tekliflerinin, hadım yasası gibi tecavüzü hormonlara indirgemenin, tecavüz ve istismarı toplumsal bir sorun olmaktan çıkarıp bireysele indirgeyen erkek egemen politikalardır. Tüm bu olayların erkek egemen kültürden beslendiğini ve erkek adalet tarafından suçlulara yeterli ceza verilmediğini, hatta ödül gibi cezalar verilerek erkeklerin korunduğunu biliyoruz. Şimdi de yanıbaşımızda yıllardır yaşanan bir cinsel istismar olayıyla karşıkarşıyayız. İzmir’in Menderes ilçesinin Sancaklı köyündeki Ahmetçik İlkokulunda 22 yıldır müdür vekilliği yapan A.Ş.’nin 7-11 yaş arasındaki kız çocuklarına cinsel içerikli filmler izleterek taciz ve cinsel istismar uyguladığını, ayrıca çocukları ailelerine söylemeleri durumunda çukur kazıp içine atacağını söyleyerek korkuttuğu, hem fiziki hem cinsel hem de psikolojik istismarda bulunduğunu aynı okula atanan okul öncesi öğretmeni Saadet öğretmen sayesinde öğrendik.
Okulda görev yaptığı süre içinde Saadet öğretmen, çocukların içe kapanmasından, A.Ş.’nin tavırlarından ve müdür odasının çocuklar içerideyken kilitli olmasından dolayı şüpheleniyor. Çocuklara derste iyi sevme-kötü sevmeden bahsetmesiyle, öğrencilerden önce biri sonra da diğerleri müdür A.Ş.’nin onları çok kötü sevdiğini, gıdıklama oyunu diyerek her yerlerine dokunduğunu Saadet öğretmene anlatıyorlar. Saadet öğretmen İzmir Barosundan ve psikologlardan yardım alarak A.Ş. hakkında cinsel istismar davası başlatıyor. 102 yıl hapsi istenen A.Ş. cinsel istismar suçlamasından 1,5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmasına karar verilerek serbest bırakılıyor. Bu arada Milli Eğitim Bakanlığı hiçbir şey yapmadığı gibi A.Ş.’yi emekli yaparak adeta ödüllendiriyor. Saadet öğretmen tutuksuz yargılanan A.Ş.’nin çocuklar için tehdir oluşturmaya devam ettiğini düşünerek BİMER’e şikayette bulunuyor. Ardından Ayşe Arman’la yaptığı röportaj aracılığıyla davanın kamuoyunda duyulmasını sağlıyor. İzmir’deki kadın örgütleri ile KESK Kadın Meclisi olarak takip ettiğimiz dava 28 Haziran tarihinde görüldü. Daha önce tutuksuz yargılama ile ödüllendirilen A.Ş.’nin kadınların dayanışması ve mücadelesi sonucu tutuklu yargılanmasına karar verildi ve dava 22 Eylül tarihine ertelendi.
Çocuklara yönelik şiddet ve cinsel istismar insan hakları ihlalidir. Kadınlar olarak, kadına yönelik her türlü eşitsizliğe, şiddete, kadın cinayetlerine, taciz ve tecavüze ve çocukların cinsel sömürüsüne karşı bu davanın takipçisi olacağız. Dikili’de ve Bergama’da görülen cinsel istismar davalarını takip ederek ve suçlunun indirim uygulanmadan ceza almasını nasıl sağladıysak, bu davayı da sonuna kadar sahiplenip erkek adaletin tecavüzcüleri korumasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımız için hepimiz birer Saadet öğretmen olacağız.




