Liyakat Yoksunluğu, Biat Kültürü Bir Kurumu Felaketlere Sürükleyecek Hale Gelmiştir

Liyakat Yoksunluğu, Biat Kültürü Bir Kurumu Felaketlere Sürükleyecek Hale Gelmiştir

PAYLAŞ

MÜLAKATLAR:

Sözlü sınav olarak bilinen mülakatlar hem pratik uygulamaları ile hem de hukuk kararlarında da görüldüğü üzere; mülakat, insan kayırmacılığı üzerine kurulan bir sistemin aracı haline dönüştürüldü!

Bankacı – piyasacı bir eğitim, iş ve ekonomik sistemde sınavlar, toplumsal üretim ve toplumsal faydadan ziyade ticari ve rant amaçlı hale gelmiştir. Bu sistemdeki sınavlar ilk öğretim yıllarından itibaren hayatımızın birer parçası olmaktadır. Yazılı sınavlar objektif sonuç oluştururken, son yıllarda mevcut işleyişi ile mülakatlar, ülkemizdeki en büyük adaletsizliklerden biri haline gelmiştir.

Bilinen gerçeklerden biri olan yakın zaman öncesinde hırsızlık yöntemi ile soruları çalarak, kendi mensuplarına dağıtanların yaptığı ne kadar büyük bir vebalse, bugün mülâkat adı altında yapılan ayrımcılık, kayırmacılık ve torpil o kadar ağır bir vebaldir.

Bu vebal, sadece mülâkatlar için geçerli değil elbette. Kamunun başka birimlerinde, mülâkata gerek olmayan hallerde, ihalelerde, kendi cemaatinden, kendi akrabalarından, kendi hemşerilerinden veya iş tuttuklarından yapanlar da aynı vebalin maalesef ortaklarıdır.

Bir de kul hakkı boyutu var ki, tehlikenin sınırları da telafisi de yoktur. Masumun ve mazlumun ahiyle bir ömür tüketip en kötü akıbeti beklemek!!

Liyakat yosunluğu, biat kültürü bir kurumu felaketlere sürükleyecek hale gelmiştir.

Görünen haliyle mülakatlardaki amaç ile; kalite aranmaz, liyakat aranmaz, ehliyet aranmaz, hâkim olana sadakat veya hâkim olandan gelen referans esas alınır olmuştur. Garibin, sahipsizin, referans getiremeyenin veya referansı yeterli olmayanın eleğe takılma yoludur mülâkat.

Siyaset zulalarından gelen listeler havada uçuşur. Yazılı sınavlarda en yüksek notları alıp, mülâkatta da haklı bir beklenti içine girenlerin ve onların ailelerinin düşeceği durumlar, yaşayacakları travmalar pek umurlarında olmaz. Adını söyleyebilen süzgeçten geçebilir, bütün komisyonu bilgi olarak cebinden çıkarabilecek aday elenebilir! Örnekleri de çoktur.

Mülâkatlarda görev yapan ve etiketleri de fazla olmayan komisyon üyelerinin işlerinin de zor olduğu görülmektedir. Sosyal cinayete aracılık ediyorlar. Yukarılardan listeler hazır olarak geliyor zaten. İçlerinde vicdanlı olanlara azap düşüyor sadece.

Başkalarına uygulanan bu negatif ayrımcılık veya kendilerinden olana uygulanan bu pozitif ayrımcılık bir güvenlik sorunudur. Devleti de hayata geçirildiği her kurumu da adaletsizliğin pençesinde zor duruma düşürür. Güven duygusu yok olur, yakın gelecekte ağır travmalara dönüşecek hayal kırıklıkları yaşatır.

Hangi iktidar, hangi parti yaparsa yapsın, mülâkat, toplumun huzuruna, sosyal adalete ve liyakatli insanların ümidine kasteden sosyal cânilik’tir. Çünkü herkes biliyor ki, mülâkatta yapılan, gerçek anlamda bir sınav değil, evvelce seçilmiş kişilerin, diğer adaylar arasından özenle çekip alınarak işe yerleştirilmesi sistemidir.

 

Adil Bir Yazılı Sınav Neden Yetmiyor!!

Gelişmiş ülkelerde mülakatların yapılma amacının farklı olduğu ve seçilen kişinin işe uygun olup olmadığının tespiti için gerçekleştirildiği, ama maalesef ülkemizde ise tam tersi amaçla, siyasi iradenin istediği kişileri getirmek için, mülakat komisyonu üyelerine baskı yaparak sübjektif görüşler oluşturmasına dönüşmüştür.

Ülkemizde büyük bir toplumsal bunalıma dönüşen bu durum hem toplum vicdanında hem de Anayasa, Danıştay, Yargıtay ve İdare Mahkemeleri kararlarında mülakattan ziyade usulsüzlüğe dönüştüğünü onaylanmaktadır. Birer idari işlemler cinayetine dönüştüğü tarihe not düşülmektedir.

Yargıdan ders gibi mülakat kararları; 

İktidar mülakatta ısrar ederken yargıdan ders gibi kararlar çıkıyor. Ayrıca yargı kararları, “objektifliği kuşkulu” mülakatların nasıl yapıldığını da gözler önüne seriyor.

Danıştay’ın mülakatlarla ilgili kararı uygulanmıyor.

Genel İçtihat karar olarak yazılı sınavlarda alınan puanların Üç puan altı veya üstü şeklinde verilebileceği genel bir teamül haline gelmesi gerektiği, İdare Mahkemelerine açılan davalar mülakatlarla ilgili yapılan işlemleri objektiflik içermediği tamamen keyfi uygulamalara döndüğü için iptal kararları veriyor.

Geçtiğimiz yıl TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürlüğünün yaptığı Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Mülakat sınavlarında yazılı sınavlarda Yüz tam puan alanların sözlü sınavlarda elendiği haksızlık süreci yaşanmıştı. Özellikle sendikamız üyelerinin elendiği bu süreçteki ayrımcılık üzerine açılan on iki davadan açıklanan altı dava kararının altı’sı da dava açanların lehine sonuçlanmıştır. Hak gaspları sübuta ermiş, tarihe not düşülmüştür!

Ölçme ve değerlendirme ilkeleri uyarınca idarece, sınav komisyonu tarafından sınav öncesinde hazırlanarak tutanağa bağlanmış soruların ve cevap anahtarlarının ve sınav sırasında, sorulan soru ve verilen yanıtlara hangi komisyon üyesince hangi notun takdir edildiğinin (düşük not verilmesi durumunda gerekçeleriyle) ortaya konulmasının gerekliği yapılmamaktadır.

Sınava girenler hakkında müfettişlerce düzenlenen Değerlendirme Raporları konusunda mesleğinin gerektirdiği niteliklere davacının sahip olup olmadığına dair bir değerlendirmede bulunulmaması karşısında objektif bir değerlendirme yapılmamaktadır.

Mülakatlarda verilen yanıtların, teknolojik imkanlardan yararlanılarak kayıt altına alınmak (elektronik ortamda görüntülü ve /veya sesli kayıt gibi) suretiyle, objektif nitelikte incelenip yargısal denetiminin yapılmasına imkan tanınmasının, hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilmesi bir Yüksek Mahkeme Kararıdır. Bu kayıtlar, sınavların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının denetimi açısından son derece önemlidir.

Ölçme ve değerlendirme açısından sorulacak soruların önceden tespit edilerek kayıt altına alınması ve hangi komisyon üyesince hangi notun takdir edildiğinin belirtilmesi gerekmektedir.

Sözlü sınav öncesinde adaylara sorulacak soruların ve yanıtlarının sınav komisyonunca belirlenmesi, böylece sözlü sınav öncesinde adaylara yöneltilebilecek soruların ve yanıtlarının hazırlanmış olması gerekmektedir. Sınav sırasında, adaylara hazırlanmış olan bu sorulardan kura yöntemiyle belirlenenlerin sorulacağı tabiidir.

Sonuç Olarak

Hukuk devleti ilkesi; Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın birçok kararında da vurgulandığı üzere, vatandaşlara hukuk güvenliği sağlayan, idarenin hukuka bağlılığını amaç edinen, buna karşılık kamu gücünün sınırsız, ölçüsüz ve keyfi kullanılmasını önleyen en önemli unsurlardan biridir. Anayasa’da hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilmesini sağlayacak araçlar arasında, yürütme yetkisi ve görevinin, Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği ve idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kuralına yer verilmiştir. Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak, idarenin bütün eylem ve işlemleri gibi mülakat sınavların da idari yargı yerlerince denetlenmesi gerektiği izah götürmezdir.

Sendikamız; kurumlarımızın tasfiyesine, özelleştirilmesine, liyakatsiz yönetim anlayışına ve üyelerimizin, çalışanların hak ve menfaatlerinin gasp edilmesine karşı mücadelesini sürdürecektir..

İsmail ÖZDEMİR                                             BTS Genel Sekreteri