
Türkiye’de AKP’nin 2002’de Mecliste büyük bir çoğunluk elde ederek iktidar olmasından, İslam dünyasında da Arap ayaklanmalarından beri laisizm pek çok yönüyle siyasi gündemin önemli bir maddesidir.
IŞİD’in sahneye çıkıp, Suriye ve Irak’ta geniş topraklar ele geçirip fiili bir “devlet” olarak da sahneye çıkmasından sonra laisizm mücadelesi tüm İslam dünyasında daha somut konuşulmak zorunda olan bir mücadele alanı olmuştur.
Bu gelişmeyle Türkiye’de, AKP’nin sürdüğü tarlada, cihatçı eğilim ve ona bağlı olarak IŞİD’e sempati hızla boy vermiştir.
LAİK, DEMOKRATİK NE VARSA ONA KARŞI SAVAŞ!
Çünkü AKP iktidarı, Türkiye’yi, Kemalizm’in çarpık laiklik uygulamalarının absürtlüklerinden de yararlanarak bir yandan toplumsal yaşama dini referansları daha çok sokarken, eğitimi de adım adım dini normların belirlediği bir faaliyete dönüştürmeye girişmiştir. Öyle ki ilkokuldan üniversiteye eğitim alanını AKP açıkça, “dindar nesiller yetiştirme”nin alanı ilan etmiş; eğitimin müfredatını kendi “gizli ajandası”nın amaçları doğrultusunda yeniden düzenlemeye yönelmiştir. Milli Eğitim Bakanlığından Eğitim Bir Sen’e, Diyanetten yerel ve merkezi yönetimin kültür kurumlarına, Aile Bakanlığından, sosyal yardım kurumlarına, çok sayıda devlet destekli vakıf ve dernekten, AKP teşkilatlarına kadar çok geniş bir alanda, eğitimde az çok laik, bilimsel ve demokratik ne varsa onlara karşı bir savaş açmıştır.
IŞID’CİLİK VE LAİSİZM TARTIŞMALARI
Gelinen aşamada, ilkokulda bile “Karma eğitime son verilmesi” hamlelerinin yapıldığı, stadyumlarda “dindar nesillerin” tribünlerden haykırdıkları, üniversitelerin tümüyle partizanlaştırılıp “dini referansları” öne çıkaran bir eğitim ve öğretime yönelmiş olmalarıyla kendisini ortaya koymaktadır.
Özellikle IŞİD’in katliamlarının bir ideolojik- siyasi mesaja dönüşmesiyle ortaya çıkan tutumun bir rastlantı olduğu söylenemez.
Dolayısıyla bu tür cihatçı, IŞİD’ci tutumların öne çıkması ya da yaygınlaşmasıyla laisizm mücadelesi, toplum yaşamının dini akitlere göre düzenlenmesi girişimleri, bu alandaki atılan adımlar, laisizm mücadelesini daha da öne çıkarmayı gerektirmektedir. Bu açıdan bakıldığında bölgede olduğu gibi, Türkiye’de de inanç özgürlüğü ve laisizm mücadelesi birkaç ay öncesine göre bile yeni boyutlarıyla tartışılan bir gündeme sahip olmak durumundadır.
LAİSİZM MÜCADELESİNİN BAŞLICA ALANLARI
“Yeni bir anayasa” tartışmalarıyla birlikte elbette laisizm mücadelesi de ayrıca önem kazanmıştır. Çünkü laisizme temelden karşı olan ve Meclis çoğunluğunu da elinde tutan AKP’nin laisizmden hiç söz etmeyen, hatta laisizmi reddeden bir anayasa özlemi içinde olduğu tartışılmazdır. Ancak iç ve dış baskıları dikkate alarak, “yasak savma” biçiminde bir “laiklik” vurgusunun anayasada yer almasına belki razı olacaklardır. Ancak gerek bölgedeki gelişmeler gerekse de Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesi açısından laisizm mücadelesi sadece bir anayasa maddesi olmayı aşan bir mücadele olarak demokrasi güçlerinin gündeminde olmakla karşı karşıyadır.
Toplam açısından bakıldığında laisizm mücadelesi, başlıca şu alanlarda yürütülmek zorundadır.
1) Anayasa tartışmalarında laisizm ilkesinin öne çıkarılması: Bu alandaki tartışmalarda laisizmin ne olup olmadığı, “Kemalist laiklik” olarak tarif edilen laikliğin aslında bir “devlet dinciliği” olduğu üstündeki tartışmayı toplumun her kesiminde yaygınlaştırmak önemli olacaktır. Dahası inanç özgürlüğünün, laisizm olmadan olmayacağı, din ve mezhep savaşlarını önlemenin yolunun da laisizmden geçtiğini göstermek için anayasa tartışmalarını değerlendirmek önemli olacaktır.
2) İlkokuldan üniversiteye eğitimin “dinileştirilmesi”ne karşı mücadele: AKP iktidarının eğitimle ilgili devletin bütün kurumlarının üstünden giriştiği eğitimin müfredatı ve öteki alanlarındaki dinileştirme girişimlerine karşı mücadeleyi daha bir önem vererek yürütmek önümüzdeki dönemde daha da önem kazanmıştır. Öğrenci/eğitimci-veliler eksenindeki mücadeleyi demokrasi mücadelesinin bir alanı olarak görmek, geliştirmek, AKP’nin “Dindar nesiller yetiştirme” planını engellemenin en önemli dayanağıdır.
3) Toplum hayatının her alanına dini normların sokulması gayretleriyle mücadele: AKP elindeki devlet kurumlarıyla, yerel yönetimlerle, vakıf vb. kuruluşlarla toplumsal yaşamın her alanı içine dini normları sokmak için yasal mı, ahlaki mi,… demeden akla gelen her yolu kullanmaktadır. Şimdi buna IŞİD’in cihatçılığının etkisini de kullanarak girişimlerini artırmayı da ekleyebiliriz. Bu yüzden de laisizm tartışmasını toplumun her kesimi içinde, her türlü toplumsal faaliyet içinde tartışmaya açmanın olanakları da genişlemiştir diyebiliriz.
Kısacası IŞİD’in Türkiye’yi de hedef alan girişimleri, Türkiye’nin demokrasi güçleri ve sınıf partisi için laisizm mücadelesinin her bakımdan önemini artırmış, bu alanda süren tartışmanın boyutlarını çoğaltmıştır.
IŞİD PARTİSİ ‘BEŞİNCİ PARTİ’ OLABİLİR!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Yunanistan maçında Yunanistan Milli Marşı’nı ıslıklayarak protesto edenleri “Orada tabii, birkaç yüz olabilir herhalde, kendini bilmez ıslıklamaya başlıyor. Bu olacak bir iş değil” diyor.
Cumhurbaşkanı sadece Yunanistan Milli Marşı’nı ıslıklayanlara öfkeleniyor ama Paris Katliamı için yapılan saygı duruşunda “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları atanlardan hiç söz etmiyor.
Bu da elbette, “Bu bilinçli bir ayrım mıdır?” sorusunu akla getiriyor. Ama, şimdilik bu konuda daha fazla bir şey söylemeye de gerek yok.
Cumhurbaşkanı, ıslıkçıların “birkaç yüz kendini bilmez” olduğunu söylüyor. Ama tribünlerden yükselen seslere bakıldığında olanlar “birkaç yüz kendini bilmez”le açıklanır gibi değil. Tersine tepki genel! Bu hem protesto seslerinden hem de görüntülerden gözleniyor.
Hani illa “birkaç yüz kişiden” söz edilecekse, “birkaç yüz kendini bilen”den söz edilebilir.
Nitekim Merkezi ABD’de bulunan PEW’in yaptığı ankete de bu durum yansımış.
Ankete göre Türkiye’de IŞİD’e sempati duyanların oranı yüzde 8. IŞiD’e olumsuz bakanların oranı da yüzde 73! Lübnan’da ise IŞİD’e olumlu bakanların oranı ise yüzde 0’mış!
IŞİD gibi cihatist bir çeteye duyulan sempati dikkate alındığında yüzde 8 oranı elbette çok yüksek bir orandır. Ki, IŞİD parti kurup, biraz çalışsa, Meclise girecek “beşinci parti” olur görünüyor!




