Gerici Düzene Karşı; Umudu Örgütlemeye, Haydi 1 Mayıs’a!

Gerici Düzene Karşı; Umudu Örgütlemeye, Haydi 1 Mayıs’a!

PAYLAŞ

AKP iktidarları süresince sermayeyi önceleyen bir parti olduğu gerçeği bilinse de ilk kez yerel seçimde geniş halk kesimleri sandıkta bu boyutta bir tepkiyi açığa çıkardı. İktidar büyük ölçüde etkisiz kaldı. AKP’nin gerici neo-liberal politikaların ana taşıyıcısı olarak ekonomik krizi emekçilerin üzerine yıkan, toplumu dincilik mezhepçilik eksenli kutuplaştıran, toplumsal muhalefeti zor aygıtlarıyla bastırarak iktidarlarını sağlamlaştırmaya çalışan, tek adam rejimini tahkim etmek üzerine kurulu politikaları iflas etmiştir. Önümüzdeki dönemde, iflas eden gerici iktidar politikalarını, toplumsal mücadele ve emekçilerin birleşik mücadelesiyle toplum yararına gerçek bir kazanıma dönüştürme görevi devrimci emek siyasetinin omuzlarındadır. Toplumsal muhalefetin yeni dönemdeki ekseni ve mücadele hattı Gezi Sürecinin öğrettiği “bu daha başlangıç mücadeleye devam” olmalıdır.
AKP’ye karşı gezi direnişinden bu yana direnç gösteren halk, düzen muhalefetinin tüm hatalarına rağmen saray rejimine karşı bir duruş sergiledi. Bu duruş yıllara rağmen eksilmedi, artarak devam etti. Bu duruş, içerisinde düzen muhalefetinin kendilerini önceleyen adımlarına ve söylemlerine karşı da bir nitelik taşımaktadır. Siyasi partilerin “taktiksel” adımları değil, halkın gerici saray rejimine karşı biriken öfkesi temel belirleyen oldu. Saray rejimi yerel seçim yenilgisini üzerinden attıktan sonra iktidarı elinde tutmak için tüm imkanları en güçlü biçimde hayata geçirmekten geri durmayacaktır. Her türlü zor aygıtını geri püskürtmenin yolu, birleşik bir emek mücadelesini kolektif bilince çıkarmakla, mücadele alanlarını örgütlemekle mümkün olacaktır.
Emek örgütleri, TEKEL direnişi dışında AKP’li yıllarda bütünlüklü bir mücadeleden yoksun dağınık bir hal içerisinde oldu. Emekçiler yoksullaştıkça yoksullaştı, işçi katliamları arttı, örgütlenme önündeki engeller artarak devam etti. AKP, devlet/yandaş sendikalarla bu alana sermaye lehine müdahale etti, emek mücadelesini kadük hale getiren bir inançsızlık ve güvensizlik yarattı.
Emek ve meslek örgütleri tarihsel bir dönemin sorumluluğu ile hareket etmelidir. Bu tarihsel sorumluluğun dışında hareket, sınıfın taleplerine kayıtsız kalmak, sürecin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğu ötelemek, kabul edilebilecek bir durum değildir. Emekçilerin tüm taleplerini en güçlü bir biçimde açığa çıkarmak, yeşeren umutları ve baharı büyütmek, toplumsal muhalefetin yeni dönemde her türlü rengini ve bileşenini sınıf mücadelesinin altında hareket ettirmek, ertelenemez bir görevidir.
Emekçi halk kesimlerinin yıllarca biriken sorunları karşısında amasız fakatsız birleşik bir mücadele/emekçi cephesi yaratılmalıdır. Emek örgütleri, düzen muhalefetine benzeşik, sendikal mücadeleye sirayet eden olumsuz yanlarından arınmalı, devrimci bir emek mücadelesini önüne hedef olarak koymalıdır. 1 Mayıs 2024, bu mücadele perspektifinin inşa edilmesi için tarihi bir fırsattır. Özellikle İstanbul’da 1 Mayıs’ı örgütleme süreci emek örgütleri için turnusol niteliğinde olacaktır. Sermaye düzenine ve saray rejimine karşı Umudu örgütlemek için Haydi 1 Mayıs’a…
Devrimci Sendikal Dayanışma