
Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası’nın (Diyanet-Sen) Amasya Merzifon İlçe Başkanı Hüseyin Kayıkcı, okulların yılsonu mezuniyet etkinliklerini hedef aldı. Kayıkcı, okullarda yılsonu törenlerinin “ahlaksızlık” olduğunu ve öğrencilerin de bu ahlaksızlığa ortak edildiğini söyledi.
Amasya Eğitim-Sen Şube Başkanı Mustafa Ölgün, Kayıkcı’nın ifadelerine tepki gösterdi. Ölgün, “Yaşadıklarımızı sadece yobaz karanlık saldırılarının etkisi ile açıklamaktan öteye geçmeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti sosyal, laik bir hukuk devletidir” dedi.
Ölgün t yapılan açıklamada Kayıkçı’nın kişi hak ve hürriyetlerine dokunarak suc işlediğine değinirken şu ifadelere yer verildi:
Amasya Merzifon Diyanet Sen İlçe Başkanı Hüseyin Kayıkçı, 9 Haziran 2023 tarihinde Merzifon Bilgi Gazetesi’ne verdiği demeçte: “Milli servet kaybedilirse telafisi mümkündür ama manevi servetimiz olan ahlak gidince bir daha geri gelmesi mümkün değildir. Bazı kesimlerin ahlak anlayışı farklı olabilir. Üniversitelerde kızdı erkekli oryantal mezuniyet programları yapmak onlar için normal olabilir. Muhafazakâr üniversitelerin yaptığı programların, diğerlerinin yaptıklarından eksik kalırlığı yok.” demiştir.
Aynı şahıs, “Liselerin mezuniyet programları erotizme dönüştü. Okul bahçelerinde gencecik kızlar üzerlerinde dini ve milli değerlerimizi ayaklar altına alan kıyafetler giydirilerek oynatılıyor. Kızlar erkekler iç içe hareketler, danslar erotik içerikli. Tüm bunlardan aileler mesul, idareciler mesuldür. Herkes kendi idaresi altındaki öğrencilerden mesuldür. Müslüman halkın kızlarını ve erkeklerini etkinlik, mezuniyet, veda programı ve gezi programları adı altında harama, isyana, günaha, gayrimeşru işlere bulaştırmayın! ” ifadelerini kullanarak Milli eğitim Bakanlığının yaptığı tüm etkinlikleri ahlaksızlık olarak tanımlamış karma eğitimi hedef alan açıklamalar yapmıştır.
Yine Amasya Merzifon ilçesinde, kaymakamlıktan izinli olduklarını söyleyerek diyanet görevlileri sınıflarımızda ders yapma cüretini gösterebiliyorlar.
Amasya Merkez Serdar Zeren İlkokulu bahçe duvarlarına Hayrat Derneği’nin “Yaz Kur’an Kursu, Manevi Değerler Eğitimi burada” diye afişi asılarak tarikat ve cemaat yapılanmaları okullarımıza sokulabiliyor. Milli Eğitimin en yetkili kişileri çeşitli cemaat, vakıf ve cemiyetlerin toplantılarında boy boy resimler verebiliyorlar.
Alt alta sıraladığımızda neler yaşadığımızın ve daha neler yaşayacağımızın ayak izleri Amasya özelinde dahi net olarak ortaya çıkıyor. Amasya Eğitim Sen Şube Yürütmesi olarak artık klişeleşen “Karanlığa teslim olmayacağız!” sözlerini geçmiş durumdayız. Yaşadıklarımızı sadece yobaz karanlık saldırılarının etkisi ile açıklanmaktan öteye geçmeliyiz diye düşünüyoruz. Bu işleri yapan kişilerin yasalar önünde suç işlediklerinin farkına varmaları gerekmektedir. Hiçbir ölümlünün başkasının kılığına, kıyafetine, ırkına, rengine, mezhebine, meşrebine söz söylemeye hakkı yoktur; olamaz. Ne ulusal ne anayasal ne de uluslararası hukuk buna müsaade etmez. Müdahale edenler yasal ve anayasal suç işlemektedirler. Yasalara uymak bir gönül meselesi değil, zorunluluktur. Yasalara uymayanları denetlemek ve yasaları uygulamakla sorumlu olanlar buna göz yumuyorsa eğer bu daha vahim bir suç anlamına gelir. Bir nevi devlet düzenine kast anlamı taşır. Türkiye Cumhuriyeti sosyal, laik bir hukuk devletidir. Kişilerin hak ve hürriyetleri vardır. Kişi hak ve hürriyetlerinin kişi yasal olarak suç işlemediği sürece dokunulmazlığı vardır. Dokunan kişi ise suçlu ilan edilmek zorundadır.
• Tüm bu olaylar bağlamında Diyanet Sen Merzifon başkanı kamuoyuna açık olarak yapmış olduğu açıklamasında kişi hak ve hürriyetlerine müdahale etmiş, alenen aşağılamış ve yasalara karşı gelmiştir. Yani suç işlemiştir.
• Merzifon Kaymakamlığından izinli olduğunu söyleyen diyanet görevlileri planlı programlı olması gereken ders saatlerinde yapılması gereken etkinlik yerine, yasalara göre hiçbir şekilde okullarda ders veremeyecek pozisyonda olmalarına rağmen öğrencilerimizin derslerine girerek yasalara karşı gelmektedirler ve suç işlemişlerdir. Buna izin verenler ise daha ağır bir suça bulaşmışlardır.
• Okullarımızın yapıları ve işleyişleri yasalarla çerçeve altına alınmıştır. Tarikatların, cemaatlerin ise yasalarımızda hiçbir şekilde yer almadıkları ve yok hükmünde oldukları ortadadır. Bu boşluk son zamanlarda vakıf adı altında başka bir boyuta ulaşmıştır. Fakat hukuki yorum bilerek eksik bırakılmakta “Onlar cemaat, tarikat değil vakıf olarak adlandırılmaktadır.” denilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzalama yoluna gidilerek vakıf görünümlü tarikat ve cemaatlerle işbirliği yapılmaktadır. Kısaca hukukun arkasından dolanmak vasıtasıyla yasal ve anayasal suça ortak olunmakta devletin yasalarının altı boşaltılmakta telafisi imkânsız yaralar açılmaktadır.
Bir an olsun ulusal yasaları bir kenara bırakıp evrensel hukuk normları açısından olaya bakmayı deneyelim. Ulusal cemaat ve tarikat yasalarını es geçelim. Olaya örgütlenme özgürlüğü olarak bakmayı deneyelim. Peki, bu örgütler örgütlülüklerini kullanarak devlet gücü elde etmek suretiyle alanlarını genişletmek, liyakat yerine örgüt sadakati ile görevde yükselmek, kendi ideolojik bakış açılarını ön plana alıp toplumumuzu baskı altına almak, kişi hak ve özgürlüklerini yok sayarak ideolojik bakışlarını toplumun her hücresinde egemen kılmak niyetindilerse ne olur? Bu sefer de örgütlenme özgürlüğü olarak olaya bakabilir miyiz? Tabii ki hayır! Bu örgütlüklere örgütlenme özgürlüğü açısından bakamayacağımız gibi yukarıda belirttiğimiz fiilleri yapmaları durumunda en kutsal hak ve özgürlüklerden olan kişi hak ve hürriyetlerine kasteden birer suç örgütü olarak niteleriz. Devleti ele geçirerek bunu yapanları ise organize suç örgütü kapsamında değerlendirmek yerinde olacaktır. Takdir kamuoyunundur.
Bizler her kurumun, kurum amirinin yaptığı iş ve işlemlere dikkat etmesi, mevcut anayasa ve yasalara ayıkları iş ve işlemlerden kaçınması, yasaların arkasından dolanmaya çalışmamasının yasalarımıza, anayasaya ve uluslar arası hukuk normlarına göre zorunluluk olduğunu düşünmekteyiz. Eğitim Sen olarak bizler evrensel hukuk normlarının tüm dünyada geçerli olması için mücadelemizi sürdürdük, bundan sonra da sürdürmekte ve hukuksuzluklarla mücadele etmekte kararlıyız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.




