DİSK’in Kuruluşu ve Sınıf Mücadelesi (Raşit ARAZ)

DİSK’in Kuruluşu ve Sınıf Mücadelesi (Raşit ARAZ)

351
PAYLAŞ

Sendikalar ve sendikal hareketler tüm dünyada evrensel bir form üzerinden şekillenmezler. Tam aksine her ülkede, hatta her bölgede veya her işkolunda kendisine özgü bir yol takip ederler ve bu gelişimleri statik olmanın ötesinde dinamik, değişken ve özeldir. Kuruluş ve genişleme aşamasındaki sendikalarda demokratik bir iç yaşam oluşur ve sendikal demokrasi olarak adlandırılan demokratik yaşam zamanla yerini anti demokratik seçim yöntemlerine bırakır. Sarı sendikalar olarak adlandırılan ve işverenle uzlaşı içinde olan, hatta bazen işveren tarafından kurulan sendikalarda yaygın olarak, sendikanın niteliğinden dolayı anti demokratik, işverenin yardımı ile örgütlenme ve işverenin sarı sendika üyelerine belli bir miktarda hoşgörü göstermesi olağandır. İşçi sınıfının sendikaları da yaşayan organizmalardır. Kuruluş dönemlerinde belirledikleri ilkeler ve yöntemler zamanla değişir. İşçi sınıfının yapısı, uluslararası ilişkileri, siyasal örgütlenmelerin gücü ve etkinliği, sendikanın ekonomik durumu vs. pek çok etmen sendikaların yapısını ve çalışmalarını etkiler. Her sendikal örgüt zaman içinde değişir.

DİSK’in öncülü olan ve sonunda kurulmasına ön ayak olan süreç hem kendi tarihsel özgüllüğünde hem de bugünkü güncel tartışmalara ışık tutmak açısından eşsiz bir deneyimdir. TÜRK-İŞ’in 1962 yılındaki kuruluşunda temel alınan anlayış 1940’ların sendikal anlayışına karşı daha ileri bir hamleyi temsil ediyordu. Ancak kuruluş aşamalarında sendikal birlik oluşturulmasını hedefleyen TÜRK-İŞ, 1960’ların ortalarından sonra, işçilerin sendikal birliğini değil, ABD’den ithal sendikal anlayışın küçük bir modelini hedef alan bir yola girmişti. Gericileşen, kuruluşundaki söylemden tamamen farklı bir çizgiye yerleşen TÜRK-İŞ’in içindeki bazı sendikaların bu dönemdeki söylemleri ve getirdikleri temel eleştiri noktaları yeni bir sendikal hareketin ilk kıvılcımları gibiydi. TÜRK-İŞ’te hâkim olan anlayış, mevcut ekonomik, toplumsal ve siyasal sistem içinde işçi sorunlarına çözüm aramaktı. Oysaki bazı sendikalar kendilerinin başka bir ekonomik, toplumsal ve siyasal bir sistemi savunduğunu belirtiyordu.

DİSK’in kurulmasına neden olan süreç şöyle işledi. 10-12 Mart 1965 tarihinde Zonguldak’ta meydana gelen ve iki işçinin ölümüyle sonuçlanan direnişin yarattığı öfke Zonguldak Maden İş sendikasına da yöneldi. 1965 Ekim ayında yapılan genel seçimlerde AP’nin tek başına iktidara gelişinin ardından 1966 Mart ayında yapılan Türk-İş 6. genel Kurulu’nda AP’yi destekleyen sendikacılar Türk-İş yönetiminde çoğunluğu elde ettiler ve sol-sosyalist sendikacılar çeşitli delege oyunları ile yönetime seçilemediler. Arka arkaya gelen bu üç olay Türkiye Maden İş sendikasının 1966 yılında yaptığı genel kurulda aldığı “ayrı bir konfederasyon kurulması” kararıyla sonuçlandı. Gene aynı yıl Kristal İş sendikasının TÜRK-İŞ yönetiminin aksi karar ve ısrarlarına rağmen, Paşabahçe Cam Fabrikasında greve gitmesi sonucu, Kristal İş ve grevi destekleyen Petrol-İş, Lastik-İş, Maden-İş ve Basın-İş 24 Kasım 1966 tarihli Onur Kurulu kararıyla Türk-İş’ten geçici olarak ihraç edildi. Zaten daha önce Sendikalar Arası Dayanışma Anlaşması’nı (SADA) imzalayarak neredeyse ayrı bir birlik kuran Basın-İş, Maden-İş, Lastik-İş ve Gıda-İş DİSK’in kuruluşuna giden bir önemli adım atmışlardı. 14 Ocak 1967 tarihinde DİSK 17 sendikanın altına imza attığı bir protokolle fiilen kuruldu. 12 Şubat 1967’de kurucu olarak seçilen sendikaların ortak genel kurulunda yasal kuruluş gerçekleşti.

DİSK’in kuruluşunda yer alan 5 sendikanın dördünün başkanları TİP’in kurucu üyeleriydiler. 12 Mart sonrası Sol-sosyalist-Devrimci fikirlerin yaygınlaşması ve öğrenci gençlik hareketlerinin sendikaları da kapsaması, anti-faşist mücadelenin sendikalı işçiler arasında yaygınlaşması, Yeraltı Maden İş’in yeni bir sendika anlayışını hayata geçirmesi gibi olaylar sendikal örgütlenmelere ayrı bir perspektif sundu. Bunların sonucunda, 1979 yılında DİSK, demokratik sınıf ve kitle sendikacılığı ilkelerini belirleyen bir çalışma kurulunun raporunu DİSK’in temel ilkeleri olarak kabul etti.

Sendikalar da Konfederasyonlar da hiç değişmeyen, statik kurumlar değildir. Her şey gelişir ve değişir. DİSK’te değişmektedir. Grevlerle, işçilerin hayatlarıyla, emekleriyle adım adım kurulan DİSK’in geldiği nokta ise ibret vericidir. “O dönemin işçi sendikaları içinde en örgütlü kesimin TKP olması ve TKP’nin gizlilik adına bir işçi bürokrasisine dayanması devrimci bir işçi sınıfı mücadelesinin gelişmesinde en önemli engel durumundaydı.” “O dönemin (12 Eylül) DİSK yöneticilerinin teslim olmak için Selimiye kışlasının önünde sıraya girmeleri“ TÜRK-İŞ’in sarı sendikacılığına karşı kurulan DİSK’in teslimiyetiydi. Ondan sonra önce yeni liberal rüzgârlar, sonra bu rüzgârların etkisiyle kimlik eksenli politikalara yönelen yöneticilerin bürokratik bataklıkta çırpınmaları DİSK’te önemli savrulmalara yol açtı.

1940’ların sendikacılığına karşı TÜRK-İŞ, TÜRK-İŞ’e karşı DİSK. Bir sonraki sendikal arayış, hem bir öncekinin devamı hem de kesin olarak eleştirisi olarak devam ediyor. Yol arayışları sendikal hareketlerin dinamizmini belirliyor…


Not: Metin içindeki alıntılar YOL Dergi 8. sayısından (Aralık 2020) yapılmıştır.