
Gazetelerde ne zaman Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’la ilgili bir haber okusam, o memlekette hâlâ nasıl olup üst düzey yönetici kaldığına şaşarım. Hafızanızı bir yoklayın; vatana ihanetle suçladığı eniştesi ile birlikte beş üst düzey yöneticiyi çırılçıplak soyup 120 aç köpeğe yedirmedi mi? Bazı gazeteler astırdı, bazıları da enişte yerine amca yazdı, ama 120 köpeğe yedirerek idam unutulacak şey değil.
Bunu hatırlamadıysanız, bir törende uyuyakaldığı için Savunma Bakanı Hyon Yong-chol’u uçaksavar ateşiyle idam ettirdiğini hiç hatırlamazsınız. Uçaksavarla idam, 120 köpekle idam kadar çarpıcı değil.
Kim Jong-un’nun idam ettikleri o kadar çok ki, hangisini hatırlayacaksınız; bir keresinde de Güney Koredizisi izledikleri gerekçesiyle 10 üst düzey yöneticiyi idam ettirmişti!
Bu haberler ne kadar doğru, ne kadar Kuzey Kore karşıtı propagandanın yaratıcılık ürünü siz karar verin. Ama şunu bilin; Kim Jong-un’a Sayın Cumhurbaşkanımıza kurulanlar kadar çok kumpas kurulsaydı, etrafını temizlemekten uyumaya zamanı kalmazdı.
Sadece son birkaç günde kurulan, seçime de birkaç gün kaldığı için zamanlaması pek manidar, kumpasları düşünüyorum da, yakın çevresi kim bilir kaç kamufle Fuat Avni’yle çevrilmiş birinin hâlâ dimdik ayakta kalmasına şaşıyorum.
Misal, dünkü gazetelere bakın, şu güya cumhurbaşkanımızı kayıtsız şartsız destekleyenlere: Akşambirinci sayfadan SİVİL BAYRAM manşeti içine çaktırmadan bir fotoğraf koyup altına, “Beştepe’den halkı selamladı” yazmış. Selamlayan görülüyor da, selamlanan halk görülmüyor. Cumhurbaşkanımız halkına o kadar uzak yani…
Demek istedikleri o.
Dua etsinler ki, bunu yaptıkları lider Kim değil!
Ya Star’a ne demeli; aynı fotoğrafı tersten sürmanşet yapmış, “Gençleri balkondan selamladı” başlığıyla. Genç olup olmadıkları anlaşılmayan birkaç kişi görünüyor, ama balkonda iki siyah nokta var sadece. Selamlayan görülmüyor! Çaktırmadan verilen mesaj yine aynı: Ne selamlayan halkı, ne halk selamlayanı görüyor, o kadar uzaklar yani.
Yüzde 52 oyla halkın doğrudan seçtiği ilk cumhurbaşkanına yakın çevresinin yaptığına bakın siz. BirGüngibi muhaliflere malzeme veriyorlar!
Haber-Türk uyanık, ya çakılırsa diye düşünmüş belli ki, ilk sayfada “Devlet-millet kaynaşması”manşetini atıp; el sallayan devletin görünüp de sallanan milletin görülmediği fotoğrafı içerde basmış.
Böyle yandaşlarınız varken, düşmana gerek yok ki!
Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda cumhurbaşkanımızın söylediği onca önemli şey içinde öne çıkardıklarına bakın: Neymiş; 2 Kasım sabahı sandıktan çıkan sonuca saygı duyacağız demiş! Yok artık; sanki bırakın ilerisini geri bir demokraside bile başka türlü olabilirmiş gibi…
Bir de, 4 saat rehin aldığı hakemleri, “Bugün onun için ölmeye de hazır” olduğu kişinin dahliyle serbest bıraktığını söyleyen Trabzonspor başkanı var! “Yandaş” medya, nasıl yandaşlıksa, bunu da “Hakemleri cumhurbaşkanı kurtardı” diye allayıp pullayarak yazmış. Candan yandaş olsalar, kadınlar için ettiği o laflar da ortadayken, Saray’a, o başkana, cumhurbaşkanını ve makamını bulaştırdığı rezaletten dolayı dava açmasını tavsiye ederlerdi.
Bir iletişim hocası olarak danışmanlık ücreti falan da talep etmeden söylüyorum; tam da seçim öncesi,Avni Aker’de yapılanlar ve bunun yandaş medyada veriliş biçimi, Hacıosmanoğlu’nun canlı bomba gibiSaray’ın ortasında patlamasından farksız.
Hele o kayyumlar… Zamanlama ne kadar manidar dikkat çekerim. Kararı veren yargıçların da, isteyen savcının da, haber merkezinin ortasında gazetesine, “Namusum” diye sahip çıkan gazeteciyi polis marifetiyle attıran kayyumun da paralel ilişkileri araştırılmalı.
Tut ki gazeteye televizyona el koyacaksınız, ya bunun yol açacağı oy kaybını düşünsenize, 2 Kasım’ı beklesenize… Haydi el koydun; arkadaş, el koyduğun televizyonda yayını kesip Hitler belgesi koymak ne demek? Kastınız ne sizin?
Bunlar kumpas değilse ben neyim. Sayın Cumhurbaşkanı bunları alt alta koyup bir düşünmeli, etrafını da bir daha gözden geçirmeli.
Çok paralel işler bunlar, çoook!




