BES: HAYATI PAYLAŞMAK İÇİN ARAMIZDA HİÇBİR ENGEL YOK!

BES: HAYATI PAYLAŞMAK İÇİN ARAMIZDA HİÇBİR ENGEL YOK!

PAYLAŞ

Büro Emekçileri Sendikası, 3 Aralık Dünya Engelliler günü dolayısı ile bugün, BES Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Yapılan basın toplantısı ile, engelli kamu emekçilerinin durumu ve sorunlarına ilişkin değerlendirmelerin paylaşıldı.

BES Genel Başkanı Fikret Aslan’ın yaptığı açıklama aşağıda yer almaktadır.

Bu gün engelli yurttaşlarımızın sorun ve taleplerini gündeme getirmek; engelli yurttaşlarımızın sorunlarına ilişkin kamuoyu oluşturmak için kimi sendika, dernek ve siyasi partiler bir dizi faaliyet gerçekleştirecektir.

Öncelikle, engellilerle ilgili mevzuatta ve temel siyasi belgelerde engellilere ilişkin kullanılan çeşitli ifadeler; “özürlü”, “dezavantajlı grup”, “sakat” vb. gibi değerlendirmelerin dışlayıcı bir nitelik içerdiği ve bu konuda bile bütüncül bir yaklaşımın henüz kurumsallaşmadığı görülmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ne göre dünyada 500 milyon engelli yaşamaktadır. Türkiye’nin 2009 yılında imzaladığı, “Engellilerin Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” kâğıt üzerinde kalmış halen bir yasal iç düzenleme yapılmamıştır. 2009 yılında sözleşmenin “Ek İhtiyari Protokolü”, tali komisyon olarak İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, esas komisyon olarak da Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilerek TBMM Genel Kurul gündemine sunulduğu halde bu güne kadar somut bir çalışma ortaya konmamıştır.

Engelli yurttaşların yaşam kalitesinin yükseltilmesi sosyal devlet olmanın da bir gereğidir. Engelliler üzerinden siyasi rant devşirmek için başta iktidar partisi olmak üzere, birbiriyle yarışan siyasi partiler, engelli hakları gündeme geldiğinde somut bir adım atmaktan imtina etmektedirler.

AKP iktidarının engellilere bakışını “görmediğin halde size iş veriyoruz, engellileri insan yerine koyduk” söyleminde açıkça görmüştük. Siyasetin kendisinin bu meselede “engelli“ olduğu gerçeği ortadadır.

Engellilik doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yetilerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, normal yaşamın gereklerine uyamama olarak tanımlanmaktadır.

Engelliliğin nedenleri araştırıldığında, büyük çoğunluğunun önlenebilir nedenler olduğu görülmektedir. Genetik etkenler, akraba evliliği, gebelik sırasında yaşanan sorunlar (hastalıklar, ilaç kullanımı, radyasyona maruz kalmak, alkol ve madde kullanımı, beslenme bozuklukları) gibi sorunlar tümü önlenebilir süreçlerdir. Doğum sonrasında kazalar, insan eliyle bilerek ya da kaza sonucu oluşan psiko-sosyal travmalar, doğal felaketler engelliliğe yol açmaktadır. Engelliliğin bir yazgı olmadığı, geliştirilecek sosyal politikalar ve her alanda korucu-önleyici uygulamaları içeren düzenlemelerle önleneceği kesindir.

ENGELLİ KAMU EMEKÇİLERİNİN DURUMU VE SORUNLARI

Engelli kişilerin, çalışma yaşamına dâhil olmaları en temel evrensel yurttaşlık haklarından biridir. Kamu sektöründe engelli olarak çalışmak hem adaylık süreci hem de sonrasında birçok zorluğu barındırmaktadır. Engelliliğe yönelik, toplumsal ve hukuksal tanımlama karmaşasından, ön yargılardan ve kişisel özelliklerden kaynaklı durumlar ve sorunlar yaşanmaktadır. Türkiye’de engel gruplarını, cinsiyet, eğitim, yaş, coğrafi dağılım gibi kırılımlarla tüm engellileri kapsayan sistemli ve güncel bir veri tabanı bile mevcut değildir.

Kamuda çalışan engellilerin mevcut durumları ve sorunlarına ilişkin herhangi bir araştırma kamuoyunun bilgisine sunulmamış olmakla birlikte, 2015 atamaları ile birlikte kamudaki engelli istihdamının yaklaşık 40.000 kişi olacağı tahmin edilmektedir.

Doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yetilerini çeşitli derecelerde yitirmiş kişilerin, çalışma yaşamına dahil olmaları, orada tutunmaları ve emekli olmaları birçok güçlüğü beraberinde getirmektedir. Milyonlarca engelli yurttaşın yaşadığı Türkiye’de, binlerle ifade edilen sayılarla engellilerin kamu sektöründe istihdam ve çalışma haklarından yararlanması, çalışma hayatında engellilere ilişkin bakışı da özetlemektedir.

Çalışma ve istihdam haklarının kullanımında sadece engellilik durumunun belirleyici olmadığı, erişim/ulaşım ve toplumsal önyargı, mesleki ve teknik yeterlilik, ücret gibi birçok konuda genel sorunların engellileri olumsuz anlamda etkilediği ifade edilmektedir. Engellilerin temel sağlık ve temel eğitim hizmetlerinden yararlandırılmadan çalışma ve istihdam hakkının yerine getirilmesi daha zor gerçekleşmektedir.

Kamuda istihdam edilen engellilerin, % 73,2’si için ulaşım servisi sağlanmamış, %84,8’ine işe uyum eğitimi verilmemiş, %88’ine mesleki ve teknolojik destek verilmemiş ve %84,1’ine iş için gerekli fiziksel ortam düzenlemesi yapılmamıştır. Engellilerin çalışma durumlarına ilişkin diğer personele yaklaşık %80 oranında herhangi bir bilgilendirme yapılmamıştır. Engelli çalışanlardan en son işinden ayrılanların %41,5’i kendi isteği olmadan ve kendi sağlık durumu gerekçe olmadan, ekonomik gerekçeler (%15,0) işin özrüne uygun olmaması (%12,2) diğer çalışanların tutumları (%4,0), ücret (%4,8), ve diğer nedenlerle ayrıldığı görülmektedir. Engelli olarak çalışanların %22,3’ü ayrımcılığa maruz kaldığını ve kariyer yükselişlerinde engelli olmayanlara göre daha az şanslı olduğunu (%34,3’ü) düşünmektedir.

“Özürlülerin Sorun ve Beklentileri Araştırması’na” göre 2010 yılında veri tabanına kayıtlı Engellilerin %54,5’inin engel durumları 1 yaş ve üstünde ortaya çıkarken bunun ortaya çıkma nedeni görece yüksek olan %56,8 oranında hastalıklar ve % 9,6 oranında kazalardır. Engel nedeni olarak hastalık ve kaza oranının yüksekliği (toplamda %66,4) engelli olmayanların da gelecek dönemlerde engelli olabileceğini göstermektedir. Bir örnek olarak 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da gerçekleşen patlama sonucu yaralanan onlarca kamu çalışanı geçici ve kalıcı şekilde engelli kalmıştır.

Engelli kamu çalışanlarının en önemli sorunlarından biri çalışma ve istihdam haklarının kısıtlı bir şekilde kullandırılmasıdır. Türkiye genelinde engelli istihdam etmesi gereken her 100 kurumdan 72’si bu kontenjanı tam doldurmamaktadır. Kurumların sadece 28’i kontenjanını doldurmuş olup, % 16’sı da kontenjan fazlası engelli istihdam etmektedir. Bu konuda öncü ve uygulayıcı olması gereken kamu sektörü, İŞKUR üzerinden takip edilen özel sektöre yönelik engelli kontenjanları için idari para cezası uygulamaktadır. Ancak kamu sektöründeki kontenjanların doldurulmasına yönelik yaptırımlar çok kısıtlı şekilde uygulanmaktadır. Mevcut durumda kontenjan gereği istihdam edilmesi gereken engelli sayısı 61.386 iken bu kadronun 37.031’i dolu 24.355’i açıktır.

AKP ile Memur-Sen arasında imzalanan 2016-2017 yıllarını kapsayan Toplu Sözleşme sürecinde engelli kamu emekçilerinin sorun ve taleplerinin gündeme bile getirilmemesi AKP ve onun izdüşümü olan sendikanın zihniyetini de ortaya koymaktadır.

· Engelli personel istihdam sayısının artırılması sağlanmalı ve çalışmaları teşvik edilmelidir.

· Kamu binalarının fiziksel koşulları engelli çalışınalar göz önüne alınarak, yeniden düzenlenmelidir.

· Engelli kamu emekçilerine 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısı ile 1 maaş ikramiye verilmelidir.

· 2009 yılında imzalanan, “Engellilerin Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”nin gereği olarak yasal iç düzenleme biran önce yapılmalıdır.

Engellilerin toplumsal yaşama aktif ve üretken bireyler olarak katılmalarının önündeki tüm engeller kaldırılmalı, Ülkemizin yaklaşık %12’sini oluşturan engelli yurttaşlarımızın ve ailelerinin toplumsal hayatta yaşadığı sorunlar; sosyal devlet olmanın bir gereği olarak, etkin ve eşit yurttaşlık hakkı temelinde çözülmelidir.