Antalya’da Soma anması: Unutmamak, unutturmamak hepimizin görevidir

Antalya’da Soma anması: Unutmamak, unutturmamak hepimizin görevidir

PAYLAŞ

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri Soma katliamında hayatını kaybeden 301 madenciyi andı. Attalos Heykeli önünde toplanan yüzlerce kişi ellerindeki karanfilleri iş cinayetlerinde hayatını kaybedenler adına meydana bıraktılar.

Emek Demokrasi Güçleri adına açıklamayı DİSK Akdeniz Bölgesi Temsilcisi Vedat Küçük yaptı.

Küçük şunları söyledi:

Bundan tam 8 yıl önce, 2014 yılı Mayıs ayında Soma’da 301 maden işçisini büyük bir katliamda yitirmiştik. O günden bugüne acılarımız hafiflemedi, aksine yaralarımız daha da kanadı, acılarımız daha da büyüdü.

13 Mayıs’ta Soma’da yaşamını yitiren tüm maden emekçilerini saygıyla anıyor, yakınlarına ve tüm maden emekçilerine bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Bu gün, bu acıyı unutturmamak için, böyle acıların bir kez daha yaşanmaması için alanlardayız.

“Soma’dan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” şeklindeki beyanlar havada kaldı, ülkemizde iş cinayetleri artarak devam etti, Soma katliamının hesabı sorulmadı. Soma katliamının bir istisna değil, yaşadığımız vahşi sermaye düzeninin normali olduğu her gün yeniden hatırlatıldı.

Soma katliamı büyük ölçüde cezasız kaldı. Gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini bilerek ve isteyerek almamak, daha fazla kar için işçileri ölüme göndermek hata değil kasıttır. Yıllık üretim planının neredeyse üç katı üretim yapmak için işçileri zorlamak hata değil, kasıttır. Ancak mahkeme Soma davasında sanıkları “olası kasıt” ile cezalandırmayı uygun görmemiştir. Yargı sistemi, madenin patronlarını salıverirken ölen her bir işçi için 6 gün hapis cezasını yeterli görmüştür.

İşçinin emeğinin olduğu kadar yaşamının da ucuz olduğu bu düzende, insanlık bir kez daha göçük altında kalmış oldu.

Bu göçük ülkeyi yönetenlerin eseri olan hukuki bir göçüktür, politik bir göçüktür, ekonomik bir göçüktür, ahlaki bir göçüktür.

Başından beri madenlerde gerekli denetimi yapmayanlar, Soma’daki öldüren çalışma düzenine izin verenler, güvencesiz ve taşeron çalıştırma biçimlerini egemen hale getirenler, sendikalaşmanın önüne engeller koyanlar da hiçbir biçimde hesap vermemiştir. Oysa madenlerdeki taşeron, rodövans, dayıbaşılık gibi güvencesiz çalıştırma uygulamalarını yaygınlaştırmak, madenleri özelleştirmek, kamu denetiminden çıkarmak da hata değil, kasıttır.

İş cinayetleri kaza değildir, fıtrat değildir. İş cinayetleri bugün de karşı karşıya olduğumuz “İşçiler ölse de çarklar dönsün” anlayışının sonucudur.

İş kazalarında, meslek hastalıklarında, salgınlarda ölmemek için işçi sağlığı ve iş güvenliği alanını temel örgütlenme ve mücadele alanı olarak ele almak, bu birikim rejiminin değiştirilmesi için kaçınılmaz gerekliliktir.

301 işçi kardeşimiz göz göre göre gelen bir katliam sonucu hayatını kaybetmiştir. Karşımızda insan hayatına karşı büyük bir tehdit haline gelmiş; hukuki, politik, ekonomik ve ahlaki olarak göçmüş bir düzen vardır.

Bu düzen yargı eliyle patronları aklarken emekçilerinin hakkını hukukunu savunan avukatları ise tutuklamaktadır. Soma’da hayatını kaybeden emekçilerin ailelerinin avukatlığını yapan Selçuk Kozağaçlı beş yıldır tutukludur.

Son olarak Can Atalay’da skandal Gezi kararıyla tutuklanmıştır. Ama emekçiler müsterih olsun onlar tutuklu olsa da onların bayrağını yere düşürmeyecek halkın avukatları vardır ve emekçilerin hakkını hukukunu savunmaya devam edeceklerdir.

Soma katliamını unutmamak unutturmamak hepimizin görevidir. Soma’nın hesabını er ya da geç soracak, bu vahşi sermaye düzenine mutlaka son vereceğiz. Bu ülkede çalışırken ölmeyeceğimiz, insanca çalışacağımız, insanca yaşayacağımız yeni bir toplumsal düzeni mutlaka kuracağız!

Unutmayacağız, unutturmayacağız, affetmeyeceğiz! Bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da bu katliamın takipçisi olacak, Soma’nın hesabını sormak için mücadeleye devam edeceğiz.”