Yüzbinler Darbe ve Diktaya Karşı Taksim’deydi!

Yüzbinler Darbe ve Diktaya Karşı Taksim’deydi!

PAYLAŞ

CHP’nin İstanbul Taksim’de organize ettiği “Cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkıyoruz”, mitingi yüz binlerin katıldığı çoşkulu bir etkinliğe dönüştü. “Darbeye ve diktaya karşı gençlik ayakta” pankartları açılan mitingte, “Darbelere hayır” “İdama hayır” dövizleri taşındı. Sık sık Gezi direnişine atıf yapılarak “Her yer Taksim her yer direniş” sloganı atıldı.

Mitingte konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Taksim’deyiz, birlikteyiz. Bizim için hepimizin tarih yazdığı gündür, bugün. Biz Taksim’e niçin geldik? Taksim’de ne yapacağız? Hedefimiz ne? Bütün bunlara yanıt vermek için bir Taksim Manifestosu hazırladım” diyerek hazırladığı 10 maddelik manifestoyu okudu

Kemal Kılıçdaroğlu’nun okuduğu 10 maddelik manifesto

1- 15 Temmuz darbe girişmi parlamenter demokrasimize karşı yapılmıştır. TBMM bombalanmış ama bombalar altında parlamento darbeyi püskürtmüştür. Bu girişimin sorumlularını kınıyor ve lanetliyoruz.

2- Bütün siyasal partiler darbe girişimine karşı çıkmış, demokrasi konusunda Türkiye’de tartışmasız bir ortak payda oluşmuştur.

3- Her türlü darbeye karşı çıkmak tüm demokratların demokrasiden yana olanların bu ülkeye namus borcudur. Hep birlikte ve her zaman ne darbe, ne dikta, yaşasın tam demokrasi demeliyiz.

4- Darbe girişimi, halkın direnme hakkını kullanmasıyla ayrı bir anlam kazanmıştır.

5- Demokrasimizin teminatı olan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkesinin ne kadar yaşamsal olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.

6- Bu darbe girişimi anayasada, yasama, yürütme ve yargı olarak yer alan güçler ayrılığı ilkesinin, demokrasideki denetleme işlevinin güvencesi olduğunu ortaya koymuştur.

7- Balyoz, ergenekon gibi davalarda mağdur edilen insanların itibarlarının iadesi bütün siyasal partilerin gündeminde olmak zorundadır.

8- Girişim, devlet yönetiminin liyakata dayanması gerektiğini ortaya koymuştur. Devletin yapılanmasında, bilgi, birikim ve deneyim gibi ilkeler esas alınmalıdır. Devleti ele geçirme anlayışını tarihe gömmeliyiz.

9- İnancı, kimliği, yaşam tarzı ne olursa olsun, bu ülkenin güzel insanları, bu ülkenin meydanlarında özgürce gezebilmelidir. 15 Temmuz darbe girişimi, 3. sınıf demokrasinin ortaya çıkardığı bir tablodur. Bu ülkenin insanları özgürlükçü demokrasiye layıktır. Türkiye darbe hukukundan arınmalıdır.

10- Devlet kinle, öfkeyle, ön yargıya yönetilmez. Girişimde bulunanlar, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalınarak yargılanmalıdır. İşkence, kötü muamele, tehdit, devleti darbecilerle aynı duruma düşürür. Buna izin verilmemelidir.

10 maddeyi Taksim Manifestosu olarak mitinge katılanların oylarına sunduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu: “Bütün medya mensubu arkadaşlarıma, dünya tarihine geçecek olan Türkiye’nin demokratik anlayışını çekmelerini istiyorum. Artık çocuklarınıza diyeceksiniz ki 24 Temmuz 2016’da Taksim Meydanı’nda demokrasiye bağlılığımızı, M. Kemal Atatürk ve arkadaşlarına bağlılığımızı el kaldırarak onayladık diyeceksiniz.

10 maddeli Taksim Manifestosu olarak, oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler ellerini kaldırsınlar. Elini kaldıran güzel vatandaşlarım” dedi. Meydandaki on binler ellerini kaldırarak manifestoyu oyladı.

Kılıçdaroğlu’nun konruşmasından bazı satırbaşları şöyle

“Cumhuriyete ve demokrasiye gönül veren vatandaşlarım, 24 Temmuz önemli bir gündeyiz. Tarih yazan bir kentteyiz. Tarihi bir meyldandayız. Taksim Meydanı’ndayız. Tamksim Meyldanı bizim demokrasi tarihinde yer alan önemli bir alandır. Ecevit’e suikast düzenleneceği söylendiğinde, Ecevit “Yarın tek başıma Taksim’deyim” dedi ve arkasında yüzbinler vardı.

“1 Mayıs 1977, kanlı 1 Mayıs olarak tarihe geçen bir gün. Çok sayıda vatandaşımız hayatını verdi. Kanlı 1 Mayıs olarak bizim tarihimizde yer alan ve henüz aydınlığa kavuşmamış olan bu olay, yine bu meydanda meydana geldi.

“Ulu çınarlarıyla bize gülümseyen meydan. Ağaçların kesilmemesi için gençlerin doğaya sahip çıktığı bir meydan. Bu meydanda Gezi olayları yaşahndı ve o olaylarda, ellerinde karanfiller ve kitaplarla, bu ülkenin gençleri, umudumuz bu ülkenin umudu hep beraber ayağa kalktı.

“Ülkemizi seviyoruz, insanlarımızı seviyoruz. Onlarla beraber bir arada kardeşçe yaşamak istiyoruz. Ayrılık gayrılığın olmadığı Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bugün Lozan Anlaşması’nın kabul edildiği bir gün. Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu egemen devletlere kabul ettirdiğimiz bir gün. Özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın tapu senedi olan Lozan’ı hayata geçiren Mustafa Kemal ve arkadaşlarına teşekkür ediyoruz.

“Cumhuriyeti, emekle kurduk. Alınteriyle kurduk, gözyaşıyla kurduk, binlerce şehidimizin kanı var Cumhuriyet’te. Silah yoktu, kurşun yoktu, para yoktu, o günün cumhuriyetinde. Ama bir şey vardı, birlik ve beraberlik vardı. Birlik ve beraberlik içinde Türkiye’yi çağdaş uygarlığa kavuşturacağız. Yedi düveli Lozan’da geldikleri gibi gönderdik.

“Babalarımız ve dedelerimiz bize Cumhuriyet’i kurdular ama o cumhuriyeti özgürlükçü bir demokrasiyle taçlandırmak bizim görevimizdir, onların vasiyetidir. Kimliği, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun, her vatandaşımız özgürlükçü demokrasiyi getirmekle yükümlüdür ve namus borcumuzdur.

“Türkiye’yi özgürlükçü demokrasiyle yan yana getireceğiz dedi. Bu hepimizin namus borcudur. Bugün 24 Temmuz, sadece lozan mı, hayır. Buğgün basın bayramı, medyanın bayramı. 108 yıl önce medyaya vurulan zincirleri kırdık. Dönemin devlet adamı Ali Paşa diyor ki, “Basın özgürlüğü ancak hatalarını düzeltmek istemeyen hükümetler için tehdittir. Basın özgürlüğü bir nimettir” diyor. Basın özgürlüğünü hep beraber koruyacağız. Medya özgürlüıünü sağlamak, hepimizin ortak görevidir. 15 Temmuz darbe girişiminin yenilgiye uğramasının ana unsurlarından birisi kesinlikle medya özgürlüğüdür.

“Medya özgürlüğü bizim tarihimizde var, bizim geleneğimizde var. Medya özgürlüığü bağlamında, geleneğimizi yozlaştırmamalıyız. Dün medya özgrlüğüne karşı çıkanlar, umarım bugün hatalarını anlarlar. Basını özgür olmayan bir toplumun kendisi de özgür değildir. Doğru haber alamayan bir toplumun özgürlüğü yok demektir.

“Biz özgürlük, demokrasi, cumhuriyet için hep birlikte yaşamak için büyük bedeller ödemiş bir milletiz. Her hak yüzlerce binlerce insanın ylaptığı mücadeleler sonucunda kazanılmış bir haktır. Türkiye’nin aydınları bugün sahip olduğumuz haklar için zindanlarda bedel ödediler. Aynı bedeli artık ödememeliyiz. Cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmalıyız.

“15 Temmuz akşamında darbeye karşı direnmek, darbeyi dışlamak Türkiye7den, 21. yüsylılın Türkiye;’sine darbe yakışmıyor dedirtmek hepimizin ortak görevi oldu. Darbeye karşı çıkan bütün siyasal partilerin genel başkanları, onlara destek olan bütün vatandaşlarımı yürekten kutluyorum ve şükranlarımı sunuyorum. Darbe üzerinde neden bu kadar duruyoruz? Türkiye Cumhuriyeti’nin darbeler tarihine baktığımızda, en ağır bedeli Cumhuriyet Halk Partisi ödemiştir. Demokrasinin kıymetini de darbecilerin ne mal olduğunu da en iyi bilen partiyiz.

“Bu darbe 15 Temmuz darbesi, Türkiye’nin demokratik, laik sosyal hukuk devletin karşı yapılmış bir darbedir. O bombalar, o kurşunlar yağarken, TBMM’de görev yapan tüm milletvekili arkadaşlarım darbeye karşı direnmiş ve dik durmuştur.”