Ya Toroslar, ya yelekler… – L. Dogan TILIÇ/Birgün

Ya Toroslar, ya yelekler… – L. Dogan TILIÇ/Birgün

PAYLAŞ

Dil sürçmesi desek, değil. Lapsus? Dil sürçmesinden daha havalı, daha akademik ve sanki bir üniversite hocasının ağzına daha yakışır gibi duruyor, ama o da hafif kalıyor edilen lafın vahameti karşısında. Merdi Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler? BöyleOsmanlıca tınılı ifadeleri de pek seviyorlar, ama Van’da Davutoğlu’nun küçük bir kalabalık karşısında ettiği o büyük ve ağır cümleyi hiçbir yere sığdırmak mümkün değil.

“AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak.”

Selahattin Demirtaş anında ve son derece net bir çevirisini yaptı bu ağır cümlenin; 13 yıldır beyaz Torosları korumuşlar diyerek.

Vanlıların ve bölge insanının hatıralarında son derece canlı olan faili meçhulleri hatırlatmıştı o cümleyle Davutoğlu Hoca. Biz olmazsak iktidarda demişti, beyaz Toroslar toplar sizi, bir bilinmeze götürüp kaybederler yine.

AKP’liler ve onların sağlı sollu destekçisi liberaller yıllarca bu beyaz Torosları anlattı bize. Beyaz Torosların JİTEM’le ilişkisini, JİTEM’in derin devletin neresinde Ergenekon’un gölgesinde olduğunu,AKP’nin tam da bunlarla mücadele ettiğini, vesayetin sona erdiğini, devletteki çetelerin temizlendiğini anlattılar. Ergenekon’da kontrgerillayı yargılayıp mahkum ettiklerini anlattılar. Hikayelerinin ve AKP’ye vecd ile secde edişlerinin temelinde beyaz Torosların gömülüp üzerlerine beton döküldüğü vardı!

Bunları anlatarak AKP’yi demokrasi diye sattılar. Sonunda, bütün bunları birlikte yapanlar birbirlerini de sattılar; biri paralel çete oldu, diğeri de tiran.

Şimdi, Davutoğlu’nun tehditkar itirafından anlıyoruz ki, beyaz Toroslara hiç dokunulmamış 13 yıldır. Devletin derinlerine, vesayetin vurucu timlerine hiç ilişilmemiş. Buzdolabına sığmayacağı için beyaz Toroslar, anlaşılan garajlara çekilmiş. Gerektiğinde, yani AKP iktidardan indirildiğinde bir seçim sonrası, niye indirdiniz hesabını sormak üzere çıkarılacaklara garajlara…

13 yıldır tepeden tırnağa yalana bulandık. Kendini Kaf dağının zirvesinde gören; dünyanın en büyük barajını, dünyanın en büyük köprüsünü, dünyanın en büyük havaalanını, dünyanın en havalı yerli otosunu yaptım yapıyorum diyenlerin, yerli üretim otomobil prototiplerini de İsveç’te ürettirip TIR’la buraya getirdiklerini gördük. Büyük dünya lideriyiz diye girilen Ortadoğu’da, Suriye’de büyük bir çukura düştüğümüzü, o çukurda debelendikçe öldüğümüzü gördük.

Davutoğlu’nun beyaz Toroslu vahim cümlesini “Ya ölüm, ya AKP” diye tercüme edenlerimiz oldu. AKPiktidarda olursa ölmeyeceğiz yani! Pratiğe ve yaşadıklarımıza baktığımızda o tercüme epey eksik. Bize sunulan; hem ölüm, hem AKP aslında.

Beyaz Toroslar garajda, çıkmak için AKP’nin iktidardan indirildiği günü beklerken, AKP’nin iktidarda olduğu günlerde de yelekler dolaşıyor aramızda. İnsanlara giydirilen intihar yelekleri… Patlatıldığına30, 50, 100, bir Toros’a sığdırılabilenden misliyle fazla insan öldüren yelekler.

7 Haziran’dan bu yana kaç kez patladılar, kaç Toros’un alıp götürdüğünden fazla canı bir anda aldılar…

Önümüze konan denklem belli: Ya Toroslar, ya yelekler! Canlı bombalı intihar yelekleri… Ya kırk katır, ya kırk satır, AKP’nin sunduğu.

Yine de, Davutoğlu hocalığını da yaptı anlayana; o ağır cümleyi kurarak bir yol gösterdi. O cümleyle yetinmeyip, AKP oylarının Ankara’da patlayan bombalar sonrası arttığını da söyleyerek yolu iyice belli etti. Tam da bir seçim öncesi, seçimde ne yaparsak ne olacağını anlatırken, bir ölçü de koydu önümüze: Ya Toroslar, ya yelekler!

Hoca’nın yaptığına değil de dediğine bakarak; 1 Kasım’da o ölçüyü kullanıp en doğru seçimi yapabilirsiniz. Bir yarışan partilere bakın, bir de Toroslara ve yeleklere. Her ikisine de en uzak partiler hangileri diye tartın bir. Torosların da yeleklerin de ölüm getirdiğini öğrenmişsek artık; seçimimizi de yapmışız demektir:

Ne Toroslar, ne yelekler!