TEOLOGLARIN AKIL YÜRÜTÜŞÜ ÜZERİNE BİR GÖNDERME – Mehmet Gevger*

TEOLOGLARIN AKIL YÜRÜTÜŞÜ ÜZERİNE BİR GÖNDERME – Mehmet Gevger*

PAYLAŞ

Gece ve Gündüz Konusunda;

Süleymaniye Vakfının, Din ve Fıtrat Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen bir seminerde, gece ve gündüz konusunda yapılan söyleşide,

-Güneş dünyamızı aydınlatırken, uzay neden karanlıkta kalıyor, bu konuyu Kuran-ı Kerimden açıklayabilir miyiz? şeklinde gelen bir soru üzerine, Aynı zamanda Süleymaniye Vakfı’nın Kurucusu, değerli Din Alimimiz Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır, Kuran-ı Kerimden örnekler vererek şu değerli açıklamayı yapmıştır.

-Evet, güneş dünyamızı, güneşin dünyamızı aydınlatması, güneş ışınlarının dünyamızda bulunan gündüze çarpması ile olur. Yani o gündüz dediğimiz şey yirmi dört saat vardır. Gece ve gündüz iki ayrı varlıktır, bizim gündüz dediğimiz vakitte gündüz öne geçer, gece dediğimiz vakitte gece öne geçer. Ama gecenin bir şeyi yok, göstergesi yoktur, onun için kutup bölgesinde aydınlık geceler olur. Ama gündüzün göstergesi vardır, karanlık gündüzler olmaz. Yani güneş hiç doğmasa bile o gündüzün aydınlığını görebilirsiniz. Gündüz apayrı bir varlıktır. Şimdi bunu Kuran açık ve net bir şekilde söylüyor ve -neharır muhsira- neharır muhsir kıldık, yani gösteren bir varlık olarak ..? kıldık diye, çok sayıda ayet var. Gece ile gündüzün birer ayrı varlık olduğuna dair çok sayıda ayet var. Ve bunu ilk defa biz ortaya koymuş olduk. Biliyorsunuz ve şu anda dünyada birçok ilim adamı bu konuda makalemizin bitmesini bekliyor. Türkiye’dekiler de bizden utanıyorlarmış, utanmaya devam etsinler, çok iyi olur. Onlar da öğrenir nasıl olsa bir gün.

Söyledikleri anlaşılmasa da, ilmi deliller göstererek –duble yollar da yaptığı için- gece ve gündüz konusunda gerekli açıklamayı yapmış, bu açıklamayı yapmakla da,

Aslen Arbergen’de doğup, şu mızıkacıları ile meşhur olan Bremen’e taşınan, kariyerine tıp eğitimi alarak başlayan, tıp eğitimi aldığı sırada kuyruklu yıldız yörüngelerini hesaplama konusunda bir devir başlatacak olan hesaplama yöntemi tasarlayıp, daha sonra tıptan mezun olup, bir yıl doktorluk yaptıktan sonra kendi evinin deposunun üst katını gözlem evi yapıp, geceleri zamanını astronomik gözlemler yaparak geçiren, yani önceleri hastamı-değilmi diye insanların ağzının içine bakarken, daha sonra kafasını kaldırıp uzaya bakmaya başlayan,  Pallas astroidini keşfeden ve isimlendiren, Vesta astroidini keşfeden, günümüzde, 13P Olbers olarak isimlendirilen bir kuyruklu yıldız periyodu keşfeden, İsveç Bilimler Akademisinin Yabancı Konuk Üyeliğine, Amerikan Bilim Sanat Akademisi Yabancı Onur Kunuk üyeliğine, Londra Halk Kraliyetinin üyeliğine seçilen,  !fakat, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Esenboğa Kampüsü ve Sağlık Temel Bilimleri Binası açılış töreninde, üniversite Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Fatih Uşan’ın elini öpmekte direttiği halde elini bir türlü Dekan’a vermeyen!, kendi evinin deposunun üst katındaki gözlem evinde gece yukarıya doğru baktığı bir günde, ‘Sonsuz statik bir Evren’de her çizgisel bakış doğrultusunun eninde sonunda bir yıldızın yüzeyinde sonlanacağını çıkarsamaktadır. O halde sonsuz statik bir Evren varsayımıyla gece gökyüzüne bakan herhangi bir gözlemci, gökyüzündeki her noktayı bir yıldız kadar parlak görmek zorundadır. Ama gerçekte böyle değildir.’ diyerek, 1780 yılında, soğuk bir mart ayında, baharı göremeden hakkın rahmetine kavuşmuş olan Heinrich Wilhelm Matthias Olbers’in kendi adı ile anılan dünyaca ünlü “OLBERTS PARADOKSU” nu Allahın izniyle çürütmüştür, (Olberts’in Ağzına Sıçmamıştır).

 

Dünyanın dönmesi konusunda ise, bir panelde öğrencilerin,

-Dünyanın sabit olup olmadığı yönündeki sorusunu yanıtlayan, ikisi birbirinden değerli  ve bu dünyada aynı havayı teneffüs etmekten gurur duyduğum, bir diğer din alimimiz Bender El Hayber şu ilmi açıklamayı yapmıştır;

-Dünya sabittir. Hareket etmiyor, diyerek, Bir kere bakalım, biz neredeyiz? Diyelim ki Serce hava alanından uçakla Çin’e gidiyoruz. Dünya dönüyor dediniz değil mi? Peki Bana odaklanın şimdi, -elindeki !Tekirdağ Rakı Şişesini göstererek- bu dünya. Eğer Dünya dönüyorsa uçak havada durduğunda Çin’in uçağa doğru gelmesi gerekmez mi? Doğru mu yanlış mı? Eğer Dünya aksi yönde dönseydi bu sefer de uçak asla Çin’e ulaşamazdı. Çünkü Çin de uçak gibi dönüyor olacaktı demiş, bu açıklamayı yaparken, konu daha iyi anlaşılsın diye, açıklamasının içerisinde sorular sorup çıkarsamalar yapmak suretiyle, Sokrates’in kullandığı yöntem olan soru-cevap şeklindeki diyalog yöntemini daha da geliştirmiş, ayrıca açıklamasının içeriğine çok-çok dikkatli bir şekilde bakıldığında görüleceği üzere, ‘akıl ilkelerinin temel alındığı doğru ve yanlış değerleri tespit edebilmek için “Bir şeyler kabul edildiğinde başka şeylerin onlardan zorunlulukla ortaya çıktığı bir konuşma” olarak’ tanımlanan, “mantığın” kurucusu Aristotales’i de Allah’ın izniyle yerle bir etmiştir, (Sokrates’in ve Aristotales’in ağzına sıçmamıştır).

Bu değerli din alimimizin söylediği bu konu hakkında şöyle bir düşünün: evimin batısında bulunan, kardeşimin evine gitmek için apartmanın önüne gelsem ve sadece havaya zıplayıp Dünya’nın altımdan kayarak geçişini beklesem hiçbir zaman kardeşimin evine varamam. Eğer Dünya dönseydi ben zıpladıkça Dünya ayağımın altından kayacağı için, kardeşimin evine zıplamanın dışında hiçbir enerji sarf etmeden varmam gerekiyordu. Bu açıklamadan sonra ben de denedim, ama bir türlü varamadım.

Kardeşimin evine gitme konusunda her sıçrayışımın bir saniye olduğunu, hatta sıçramanın yerine, organik evrimden kaynaklanan teknik nedenlerden dolayı benim yapamayıp, ama ana atalarım olan şempanzelerin yaptığı gibi ters takla atabildiğimi varsayarak kabaca şöyle bir hesap yaparsak; Dünya düz de olduğu için bir ucundan diğer ucuna olan mesafesi, santimetre olarak: 4.000.000.000 santimetre, (Güneşin Dünya’ya santimetre olarak uzaklığı 15.000.000.000.000 santimetre, ışığın bir saniyede santimetre olarak kat ettiği mesafe 30.000.000.000 santimetre ise, güneşin Dünyaya uzaklığını, ışığın hızına bölüp bu, saniye olarak çıkan sonucu dakikaya çevirirsek; (15.000.000.000.000/30.000.000.000=500 saniye. 500/60=8,3) 8,3 dakika eder. Yani güneş ışığının güneşten çıkıp Dünyaya gelmesi için geçen 8 dakika 22 saniyelik süreyi gözardı edersek) düz olan bu Dünya’nın bir noktasına güneş ışığının düşüp, döngüsünü tamamlayarak tekrar aynı noktaya gelmesi çin geçen süre 24 Saattir. 24 Saati saniye olarak bulmak için (çünkü bir ters takla atışım bir saniye zaman alıyor) 24x60x60= 86.400 Saniye. 24 Saat=86.400 Saniye.  Dünya’nın uzunluğu olan 4.000.000.000 cantimetreyi 86.400 saniyeye bölersek 4.000.000.000/86.400=46.297 cantimetre/saniye çıkar. Yani Dünya dönüyor olsaydı ben havaya zıpladığımda ya da ters takla attığımda saniyede 46.297 cantimetrelik (saniyede yaklaşık 463 metrelik) bir toprak parçası ayağımın altından kayıp gitmesi gerekiyor. Ama öyle olmuyor. Hiçbir belirtisi de yok.

Kutuplara olan uzaklığı gözardı etmek suretiyle, Coğrafi olarak başka bir örnekle, oturduğum evin balkonu olan, 27 derece, 03 dakika, 38 saniye, 30 silise doğu enleminden, 27 derece, 03 dakika, 51 saniye, 13 silise doğu enleminde olan kardeşimin oturduğu evin balkonuna direk ulaşmak için (5. kattaki evin balkonundan 9. kattaki evin balkonuna ulaşmak çok hassas bir ulaşım yöntemi olacağından, boynumun altında kalma ihtimaline karşı, ters takla atmanın yerine zıplama yapacağım) en kısa yoldan şöyle bir hesap yaparsam eğer; 27 derece, 03 dakika, 51 saniye, 13 silise – (eksi) 27 derece, 03 dakika, 51 saniye, 13 silise =12 saniye 83 silise olarak bulurum. Saniyede 463 metre yol katetdiğim A noktası olan evimin balkonu ile, B noktası olan kardeşimin evinin balkonu arasındaki mesafeyi coğrafi olarak bulmak için, 463 metreyi 12,83 saniye ile çarparak A noktası ile B noktası arasındaki mesafeyi bulurum (463 metre x 12,83 saniye = 5.940) yaklaşık 5940 metre. Bu ulaşım yöntemini hiç denemedim, ama yine olmaz.

Değerli din alimi hocamın söylediklerini iyice doğrulamak için, Ankara ile Çin’in başkenti Pekin arasındaki altımdan kayacak olan mesafeyi, bu devirde Google haritanın bile hesaplayamayıp benim, coğrafi olarak gerekli hesaplamayı yapmak suretiyle 825.000.000 santimetre olarak bulduğum, bu kış gününde karlı dağların ayağımın altından kayıp gideceğini de düşünüp, üşümemek için üzerimi iyice giyinerek, yanıma bir de kanyak alıp, bazen zıplayarak bazen ters takla atarak, iki ters bir düz şeklinde aynı hızla devam edersem eğer, 4 saat 54 dakika içinde Ankara’dan Pekin’e varırım. Varmakla kalmaz, vapur, otomobil, kamyon, otobüs, tren, uçak gibi ulaşım araçlarını icat edenlerin de…

Dünya’nın dönmediğini gerekli deliller göstererek ispat etmenin dışında, yukarıda da söylediğimiz gibi, kendisinin geliştirdiği Sokrates’in diyalog yöntemini ve yerle bir ettiği Aristotales’in mantığını kullanarak;

1.Dünya yuvarlak değildir, öyle olsaydı baş aşağı döndüğümüzde uzaya düşmemiz gerekmez miydi?

2.Dünyayı aydınlatan güneş değil, ışık toplarıdır, öyle olmasaydı güneşin kapkaranlık uzayı da ışıl ışıl yapması gerekmez miydi?

3.Dünya güneşe 1 cm daha yakın olsa yanardık, 1 cm daha uzak olsa donardık diyorlar. Öyle olsa mesela sırıkla atlama yapanların cayır cayır yanması, çömelenlerin donması gerekmiyor mu?

4.O kadar kuvvetli yer çekimi varsa neden bizi toprağın içine çekmiyor? Çekim yoktur, itim vardır.

5.Dünya yuvarlak olsa ucuna geldiğimizde tepetaklak yuvarlanmamız gerekmiyor mu? Dünya düzdür.

6.Dünya güneşin etrafında dönüyor olsaydı, her gün sallanmaz mıydık? Güneş Dünya’nın etrafında dönüyor, Dünya sabittir.

7.Dönme dolaba bindiğinde bile başın dönerken, koca Dünya dönse mide bulantısından durabilir misin? Dünya dönmüyor.

8.Mevsimler Dünya’nın dönmesiyle alakalı değildir, “Mevsim yaratığı” adı verilen yaratıkların üremeleriyle alakalı bir konudur.

9.Ay’ın Güneş’ten aldığı ışığı yansıttığı koca bir yalandır, bakın avucumdaki toprağa ışık tutuyorum parlıyor mu? Ay da toprak olduğuna göre?!

10.Gece ve gündüzün oluşumu yine ışık toplarıyla ilgilidir. Güneş’le bir alakası yoktur.

11.Suyun kaldırma kuvveti yoktur, batmayan cisimlerin yüzeyinde “batmamaya karşı direnç” maddeleri vardır.

12.Enerji vardan yok, yoktan var edilemez diyorlar, otururken bir anda koşmaya başlayıp aniden dursam… E enerji geldi ve gitti ne olacak şimdi?

demek suretiyle, kendisinden makalelerinin bitmesini bekleyen Bilim İnsanlarının bir türlü açıklayamadığı konulara açıklık getirmiş ve;

-15 Şubat 1564 yılında, İtalya’nın Pisa kentinde Dünyaya gelmiş ve eğitimine matematik ile başlayıp babasının yönlendirmesiyle matematikten uzaklaşıp, gençlik yıllarında şiir, resim, müzik, felsefe ve edebiyata karşı büyük ilgisi olan,

-Eğitimine tıp okuyarak devam eden,

-Gittiği kilisenin birinde rüzgarın avizeyi etkileyişini gözlemleyerek, günümüzde zamanı ölçmek için kullandığımız, duvarlarda bulunan sarkaçlı saatin çalışma prensibini bulan,

-Gazların genleşmesi ve büzülmesi prensibine dayanarak sıcaklığın ölçülmesi için basit bir termometre yapmış olan,

-Aristotales’in, ‘bir cismin hareketini sürdürebilmesi için, sürekli olarak bir gücün etkisinde kalması’ gerektiğini söylediği için, ortaçağ düşünürlerinin de, bu düşüncenin etkisinde kalarak, ‘gök cisimlerinin devamlı hareket etmelerini, ancak, meleklerin bunları durmadan itmeleriyle’ açıklamış oldukları için, cisimlerin hareket ilkelerini eğik düzlemde göstermek suretiyle, düşme hızının cismin ağrlığına bağlı olmadığını ispat ederek, yine aynı düzlem üzerinde hareket eden bir cismin hızının giderek ve sabit bir miktarda arttığını göstermek suretiyle Aristotales’in kuramını çürütmüş olan,

-Aarchimedes’in eserlerini incelemek suretiyle yeni bir terazi icat eden,

-Kan dolaşımının incelenmesinde yardımcı olacak olan, sıvıların özellikleri, pompalar ve hareket hakkında incelemeleri olan,

-Daha önce Hollanda da bulunmuş olan teleskopu, bir cismi 30 kez büyük gösterecek şekilde geliştiren ve geliştirdiği bu teleskopa tersten baktığında çok küçük canlıları da görebilecek şekilde mikroskop olarak ta kullanmış olan,

-Ay’ın yüzeyindeki bazı dağların yüksekliğini gölgelerini kullanarak hesaplamış olan,

-Dünya’nın döndüğünü ispatladıktan sonra engizisyon mahkemesinde diz çöküp yargılanırken, arkadaşının öğüdüne uyup söylediğinden vazgeçse de, çıkarken, ‘yine de Dünya dönüyor’ diyen,

-Kimbilir, belki de güneşe çok bakmaktan olsa gerek 73 yaşındayken gözleri kör olup sağlığı bozulan,,

-Modern Gözlemsel Astronominin, Modern Fiziğin, Bilimin, Modern Bilimin atası ve  Bilim yolunun ulu nişan taşlarından biri olarak kabul edilen,

-Sanki çok önemliymiş gibi, engizisyon tarafından küçük bir mezar taşı bile çok görülen,

-1642 yılı ocak ayının puslu bir sabahında, çok şey verdiği Dünyaya gözerini yuman,

 

Galilei Galileo’nun da görüşlerini yerle bir etmiştir, (Her zaman olduğu gibi, Galileo’nun da ağzına sıçmamıştır).

 

Not: Bu yazıyı okuyup ta ‘Dünya dönüyor’ diyen olursa, yeni çıkan güvenlik yasası ile yetkileri artırılmış olan polislere şikayet ederim.

  • Tüm Bel Sen Üyesi