
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu 11.Olağan Genep Kurulu Türkiye Barolar Birliği Kongre ve Kültür Merkezinde başladı. “Geçmişten geleceğe mücadelemiz sürüyor, sürecek” şiarı ile toplanan ve 3 gün sürecek kongrenin açılışında konuşan KESK Eş Genel Başkanları Şükran Kablan Yeşil ve Mehmet Bozgeyik açılış konuşmasını birlikte gerçekleştirdi. Önceki genel kuruldan bu yana pandemi ve savaşların yaşandığı vurgulayan Bozgeyik, “Netanyahu yönetimi, Gazze’de savaş suçu işliyor. Misket ve fosfor bombalarının kullanılmasından sivillerin hedef alınmasına, hastanelerden okulların bombalanmasına kadar uluslararası hukuk açıkça çiğneniyor. Türkiye’de, AKP iktidarı ise bir yandan taraftarları ile Filistin’e destek gösterileri düzenlerken diğer yandan İsrail’le yoğun bir ticaretin devam etmesine ses çıkartmıyor. Ambargo, boykot gibi seçenekleri masaya getirmiyor. Diplomatik ilişkileri sürdürüyor” dedi.
Bozgeyik, mayıs seçimleri sonrası dönemde de tek adam rejiminin saldırılarını arttıracağını ifade ederek, “Emekçilerin çalışma koşullarındaki gerilemenin ve ekonomik krizin derinleşmesini izleyen gerici/ırkçı manipülasyonlar ve ideolojik hegemonya, Kürt halkının haklarına ve siyasal temsilcilerine yönelik ayrımcı ve hukuksuz saldırılar, kadınların ve LGBTİ+ yurttaşların yaşam haklarının ve özgürlüklerini tehdit eden söylem ve eylemler, şeriat ve cihat temelli partiler ile tarikat ve cemaatlerin laikliği toplumsal yaşamdan tümüyle kazımaya yönelik girişimleri, göçmenlere yönelik ırkçılığın, düşmanlığın siyasal kampanyalar eliyle büyütülmesi gibi pratiklerin iktidar eliyle sürdürüleceği açıktır” diye konuştu.
Yeşil ise saldırılara karşı mücadelenin sürdüğünü vurgulayarak, “Akbelen’de ormanına sahip çıkanlara, sendikal hakları için mücadele eden Agrobay işçilerine, Trendyol emekçilerine, FEDAŞ ve DEDAŞ işçilerinin grevine, BİR TEK-SEN üyelerine, sendikalı oldukları için işten çıkarılan ÖZAK işçilerine vb. güvenlik güçlerinin uyguladığı devlet şiddeti bu gerçekliği çarpıcı şekilde gözler önüne sermiştir. İktidar bir taraftan uyguladığı politikalarla sosyal, siyasal ve ekonomik krizi derinleştirirken, diğer taraftan yaşam hakkı ve sosyal haklarını talep eden emekçileri, devletin güç aygıtlarıyla baskı altında tutmaya çalışmaktadır” dedi.
TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı kürsüye çıkarken ‘TTB susmadı, susmayacak’ sloganı atıldı. Fincancı, “Hiçbir zaman susmayacağız. Meslek örgütlerimizle birlikte faşizme karşı tüm baskılara direnen, haklarımız için mücadele eden insanlarız. Bizi görevden alabilecek ne bir devlet ne de bir kurum söz konusu olamaz. Bizi seçmekten vazgeçen meslektaşlarımız ancak görevden alınabilir. Bu mücadeleyi birlikte sürdüreceğiz. Bizim onurumuz hiçbir zaman susmamak olmuştur” diye konuştu.
TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz, “Cumhuriyetin bir asrını geriye bıraktık. Geriye baktığımızda hak etmediğimiz tabloyla karşı karşıyayız. Cumhuriyetin 100.yılında tüm değer ters yüz edildi. Bizler buna karşı emek, barış, demokrasinin yanındayız. Geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı sadece emekçileri değil tüm toplum kesimini teslim alıyor. Şarlar zorlaştıkça kötü gidişata müdahale etmeyelim diye baskısını her geçen gün artıyor. 633.gündür haksız hukuksuz içerde tutuluyor Gezi’yi savunan arkadaşlarımız. Bugün burada bir araya gelmemizin nedeni protokol nezaketi değildir. Yarım asırı aşan mücadele birlikteliğimiz var. Bu mücadelenin büyümesi ortaklaşmasından geçmesidir” dedi.
Sol Parti Başkanlar Kurulu üyeleri İlknur Başer ise “Kamu alanı tasfiye ediliyor. Özelleştirme politikalarıyla sağlık, eğitim, haberleşme gibi tüm kamu hizmetleri ticarileştiriliyor. Siyasal islamcı tek adam rejimi, cemaatleri okullara mahallere çeşitli protokollerle salıyor. Tüm kaynakları sivil toplum adı altında cemaatlere, şirketlere, yandaşlarına akıtıyor. Bu siyaseti ters yüz etmeliyiz. Birbirimize, halka yabancılaşmamalıyız. Hep birlikte mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.




