
KESK Ankara Şubeleri Kadınlar Platformunun çağrısıyla Sakarya Caddesi’nde bir araya gelerek Danıştaya tepki göstermek isteyen kadınlara polis müdahale etti.
Basın açıklaması için kadınların toplanmasını engelleyen polis ile kadınlar arasında arbede yaşandı. Kadınları KESK Genel Merkezine gidene kadar sürekli iterek dağıtmaya çalışan polis, bu sırada görüntü almak isteyen gazetecileri de engelledi. Polis bazı gazetecilere hakaret ederken, zor kullanarak uzaklaştırdığı Pirha çalışanı Melis Ciddioğlu’nun kolunda yaralar meydana geldi.
Polis engelinin ardından KESK Genel Merkezi önünde açıklama yapan kadınlar, emniyetin tutumunu protesto etti.
KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, “Bu ülkede yıllardır kadın düşmanı politikalar hayata geçiriliyor. İstanbul Sözleşmesi’nden feshedilmesinden güç alan erkekler daha fazla saldırıyor. Bunu en somut olarak az önce yaşadık. Kadın arkadaşlarımızın kişisel bakımlarına, cinsiyetlerine dönük hakaretler edildi. Bu şiddeti hangi hukuka sığdırıyorsunuz? Türkiye’nin her tarafında aynı yasalar geçerlidir. Peki 20 Temmuz sivil darbesinden sonra Ankara’da başka bir anayasa mı devrede!” diye konuştu.
Öte yandan KESK tarafından, Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nin Tek Adam’ın kararıyla feshedilmesinin iptaline ilişkin oyçokluğuyla aldığı ret kararının, kadınlar ve toplumun ezici çoğunluğu nezdinde hiçbir meşruiyeti yoktur ve kabul edilmesi mümkün değildir denilerek bir açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi;
Türkiye, 2011 yılında ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanlığı kararı ile çekilmişti. Biz kadınlar, tek bir adamın verdiği bu kararı tanımadığımızı karar açıklandığı günden itibaren sokaklarda, meydanlarda, işyerlerinde, üniversitelerde, bulunduğumuz her yerde haykırdık. Birçok kadın örgütü, LGBTİ+ örgütü, sendikalar, emek ve meslek örgütleri, barolar bu hukuksuz karara karşı itiraz etti ve mücadelemizi sürdürdük. Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali talebi ile açılmış davalarda kararını 19 Temmuz’da açıkladı. Ne yazık ki; bu karar ve gerekçesi, Türkiye’nin sadece İstanbul Sözleşmesi değil, temel insan haklarını ilgilendiren diğer uluslararası sözleşmelerden de tek kişinin kararıyla çekilmesinin önünü açan bir karardır ve bu karar onaylanırsa, hiç bir uluslararası sözleşmenin ve mevcut yasanın güvencesi kalmayacak. Sadece hukukun üstünlüğü ilkesi değil, ülkenin ve herkesin hukuk güvenliği de yok edilmiş olacak.
Danıştay’a açtığımız davalarda kararnamenin yaşam hakkı ihlali sonucunu doğurabileceği için yürütmenin durdurulmasını talep etmiştik. KESK ve KESK’e bağlı sendikaların açtığı davalar ve açılan tüm diğer davalarda da kararnamenin yürütmesinin durdurulması talebi reddedildi. Bu arada kadına yönelik şiddet başta evlerde, işyerlerimizde, sokakta ve yaşamımızın tüm alanlarında artarak devam etti…
Verilen bu hukuksuz kararın iktidar tarafından gerçekleştirilen kadın düşmanı bir hamle olduğunu, yaşamlarımızın ve hak mücadelemizin yok sayılmaya çalışıldığını biliyoruz. Bu kararla Danıştay, tek adam iktidarının meclisi devre dışı bırakarak istediği her kararı alabileceğini, istediği her uluslararası sözleşmeden kafasına göre çekilebileceğini göstermiştir. Bu nedenlerle bu kararın, kadınlar nezdinde, toplum nezdinde hiçbir meşruiyeti yoktur ve kabul edilmesi mümkün değildir.
Sözleşmeden imzanın çekilmesinin hemen ardından gelen nafaka yasası düzenlemeleri AKP’nin kadın düşmanı politikalarını güçlendirmek için kadın kazanımlarına dönük saldırılarını ve kadın düşmanı politikalarını devam ettireceğini göstermiştir. Diyanet, tarikat, cemaatler, Memur –Sen ve bazı yandaş sivil toplum örgütlerinin yürüttüğü lobi faaliyetlerine de baktığımızda bu saldırıların artarak devam edeceğini görebiliriz. Danıştay 10. Dairesi’nin İstanbul Sözleşmesi kararı birçok tehdidi barındırmaktadır; Türkiye’nin taraf olduğu yüzlerce uluslararası sözleşme var ve bunların hepsi kanun hükmündedir. Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kararına göre Cumhurbaşkanı bir gecede yüzlerce kanunu tek bir cümlelik kararla kaldırabilir, böylelikle imzacısı olduğumuz tüm uluslararası sözleşmelerin güvencesini yok edebilir.
Hukukun üstünlüğü ilkesini yerle bir eden Danıştay kararı hukuki değil siyasidir; bu karar kadınları kamusal alanın dışına iterek, kadınların yaşam haklarını aile- erkek ve ataerkinin çıkarlarını koruyacak şekilde yeniden dizayn etme çabasının en somut adımıdır. Her gün kadınların katledildiği, kadınlara yönelik cinsel, fiziksel, psikolojik, ekonomik her türlü şiddetin katlanarak arttığı, erkek faillerin cezasız kaldığı ya da haksız tahrik indirimiyle adeta biz kadınları katletmek için cesaretlendirildiği, erkek yargı kararlarıyla şiddetin özendirildiği böyle bir dönemde bu kararı imzalayanlar; bu ülkedeki her bir kadın cinayetinden, kadınlara ve LGBTİ+’lara karşı işlenen şiddet suçlarından ve tek adam rejiminin topluma dayattığı her türlü hak gaspından sorumludur.
KESK’li kadınlar olarak cinsiyeti, cinsel kimliği ve cinsel yönelimi nedeniyle kimsenin ayrımcı uygulamalara maruz kalmadığı eşit ve özgür bir yaşamı savunmaktan, kadınların mücadele ile elde ettiği kazanımlara sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. İstanbul Sözleşmesi kadınların şiddete, tacize, tecavüze karşı eşitlik ve özgürlük mücadelesinin en somut kazanımıdır.“İstanbul Sözleşmesi Bizim” diyen tüm kadınların beyan ve iradelerine rağmen İstanbul Sözleşmesinin tek adam kararıyla feshi ve Danıştay 10. Dairesinin verdiği hukuksuz ret kararı biz kadınlar açısından yok hükmündedir.
KESK olarak Danıştay 10. Dairesi’nin bu hukuksuz kararını temyize, Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dâhil bütün hukuki süreçleri işleteceğiz. Aynı zamanda sokakları, meydanları, işyerlerini terk etmeyerek mücadele ile kazandığımız haklarımızdan, hayatlarımızdan ve İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi dile getirmeye devam edeceğiz.
HAYATLARIMIZDAN, HAKLARIMIZDAN İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEÇMİYORUZ!





