
Kötülüğün ayyuka çıktığı, yalanın ve çarpıtmanın bu kadar prim yaptığı bir başka dönem olmamıştır. Neymiş… Resim gibi, bakmaya kıyamadığın coğrafyada altın arayacakmış…
• • •
AKP’nin tarzı basit! Yıkım, talan, ölüm üzerine hızlandırılmış bir rejim inşa etmeye çalışıyorlar. Söyleyemediklerini, trollerine, yandaşlarına, müteahhitlerine söylettiriyorlar:
“Milletin a… koyacağız.”
• • •
Kontraları, ‘şimdiye kadar işe yaramış’, tek bir algı üzerinden akıyor. Karşı çıkanı, vatan haini, ‘terörist’, dışarıda kökü olan işbirlikçi ilan et. ‘Şer ittifakı’ diye dillendirdiğin bir oyun kur, ‘Hayır’ diyeni ötekileştir… Sepete; duruma göre işte… PKK’yi, CHP’yi, HDP’yi at. Zaman zaman hepsini blender’dan geçirip bir kokteyl çıkar!
• • •
AKP’nin matematiği tutuyor! Avucunda; kitle iletişim araçlarını aldığı, dönüştürdüğü ya da tekelleştirdiği bir kitle bulunduruyor. “Yansın lan dünya, hayat bana güzel” demeye alıştırdığı ve ikna ettiği bu modelle dilediği gibi at koşturuyor.
• • •
Baba, devlet, kutsal değerler üzerine tesis edilmeye çalışılan bir yıkım imparatorluğu bu. Kepçe severlik, inşaat hobisi ve ‘girme hastalığı’ pakete dâhil. ‘Ucuz mozaikle’ kaplanmış hastalıklı kafaların, rant, mezhep, kimlik tutkusuyla ‘yoz bir ülke yaratma’ telaşı…
Telaşı; satır araları veriyor:
“Cizre’ye girip yeniden inşa edeceğiz.”
“Çok değil sadece 5 bin ağaç keseceğiz.”
“Suriye’nin bir bölümünü bize verirseniz, bina yapabiliriz.”
• • •
AKP’nin dayattığı rejim görülüyor…
Hayatı değil, çürük inancı, kötülüğü inşa etmeye çalıştıkları seçiliyor. Binlerce çocuk okuldan mahrum bırakılmışken, Diyanet kendisine verilmiş dev bütçeyle cami minarelerinin yönünü kıbleye doğru ayarlamak için uğraş veriyor. AKP iktidarı ve devlet geleceğimizi değil ‘geleceğini’ korumak için yatırım yapıyor. Yandaşlar; yeni akrep, yeni TOMA ihalelerini ağızları sulanarak bekliyor. Gıcır gıcır, koltuğu rahat, ‘atış pozisyonu keyifli’, 6X6 Urallar alanlara çıkıyor!
• • •
Ancak iktidarın bu yıkım harcına su taşıyanlar da bulunuyor! Misal, Artvin onurla, şerefle direnirken tam da AKP’nin isteği gibi bir düşünceye ve bölücülüğe çanak tutanlar ortaya çıkıyor. Elbette tehlikeli algı ve laflara gönderme yapıyoruz: “Burası Cizre değil, Anadolu kenti. Binlerce askeri buraya yollayamazsınız!”
• • •
Tarihin gördüğü en hastalıklı, en bölücü, en nefret dolu, en yoz iktidarlardan biriyle karşı karşıyayız. Her türden yalan, hırsızlık, katliam meşrulaşırken, AKP’yi ancak kendi silahlarıyla vurabilmek mümkün. Kırmızı çizgilere karşı, ‘kırmızı çizgiler’ çekmeli şimdi. Amasız… Fakatsız… O çizgilerin gerisine, çocukları, kadınları, doğayı, çevreyi koymalı!
Lamı cimi yok;
“Çocuklarımızı öldürme,
ağaçlarımızı kesme,
kadınlarımızı ezme, yaşam alanlarımıza dokunma” demeli!
• • •
Direniş hattı budur! Bu nedenle Cizre’nin Cerattepe’den farkı yoktur. Burası; umudun Talcid satışlarıyla doğru orantılı arttığı bir topraktır.
Adını koyalım artık; bu bir savaştır.
Doğanın kepçeye, tarihin inşaata, Cizre’deki kara gözlü, Artvin’deki sarı saçlı çocuğun gaz fişeği ve kurşuna karşı duruşudur.
• • •
Neymiş… Resim gibi, bakmaya kıyamadığın coğrafyada altın arayacakmış…
Bu duruş; “Milletin a… koyacağız” diyen ahlaksıza “Siçturma madenuna” sözleriyle direnebilme imtihanıdır.
AKP karanlığına karşı, hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır.
İktidarın bölücülüğüne ve yaydığı karanlığa karşı, her yer vatandır…




