Halk sözünü özgürce söyleyecek!

Halk sözünü özgürce söyleyecek!

PAYLAŞ

Haziran güneşini, umudumuzu ve ülkemizi çalamayacaklar!

Ülkemiz derin siyasal ve sosyal krizin ortasında dün bir seçim daha yaşadı. Ancak 1 Kasım seçimi daha önce yaşadığımız pek çok seçimden farklı bir atmosfer altında gerçekleştirildi.
Önce, 7 Haziran 2015 seçiminde sandıktan istediği sonucu alamayan ve başkanlık hayalleri zora giren Erdoğan aklı başında tüm yurttaşların itirazlarına aldırmadan tek başına yeniden seçim kararı alarak 7 Haziran sonuçlarını iptal etmeyi başardı. Erdoğan, aynı günlerde artık mevcut anayasal sistemin değiştiğini, herkesin bunu kabul etmek zorunda olduğunu ilan etti. Yani kendi “darbesini” övünerek itiraf etti.

7 Haziran’da ortaya çıkan tabloyu keyfince ortadan kaldıran Erdoğan ve ekibi, seçimlerde asıl rakibinin halk olduğunun bilincindeydi. Büyük Haziran direnişinden dersini alan saray ve dalkavukları tek başına iktidarını gerçekleştirebilmenin ancak toplumu ve muhalefeti bastırmak, onu sindirmekten geçtiğini de iyi biliyorlardı elbette. Bu amaçla ülkeyi ve milyonlarca yurttaşı ateşe atmaktan hiç çekinmediler.

Ölümü gösterdiler AKP’ye razı ettiler

7 Haziran seçimlerinden hemen önce HDP’nin Diyarbakır mitinginde patlayan bombalar iktidarın ne kadar kanlı bir oyun hazırlamakta olduğunu zaten bize göstermişti. Ancak 7 Haziran’dan sonra katliamcılıkta adeta kendilerini aştılar. Doğuda dizginsiz bir savaşın koşulları yaratılıp imha politikaları devreye sokulurken; batıda bindirilmiş kıtlalar kitap evlerini, kahveleri yaktı.
Önce Suruç’ta ardından da Ankara Garı’nın önünde barış ve demokrasi isteyenler AKP beslemesi IŞİD tarafından hedef alındı.

Halk faşist iç güvenlik yasasıyla, düzmece soruşturma ve tutuklamalarla, katliamlarla sokaktan adım adım çekilmeye çalışılırken; çek senet tahsilatçısı mafya bozuntularına meydanlarda “oluk oluk kan akacak” diye nutuklar attırıldı.
Üstelik bunlarla da yetinmediler: Kürt halkı evlatlarının cansız bedenlerini buzdolaplarında saklamak zorunda kalırken, Başbakan halkın gözünün içine baka baka “bu da yetmezse Beyaz Toroslar’ yolda!” diye tehditler savurdu.

TRT başta olmak üzere havuz medyası AKP’nin elinde akıllara zarar bir kara propaganda aleti haline gelirken, AKP’ye muhalif bütün sesler itinayla susturuldu.

Bu kanlı, kirli günlerde bir yandan da Erdoğan İncirlik üssünü ABD’nin sınırsız kullanımına açtı. Avrupa Birliği’nin etkili isimi Angela Merkel bir anda Türkiye’nin AB üyelik sürecini, vize sorununu hatırladı. Bölgemiz bir ateş çemberine dönmüşken AKP bir kez daha emperyalizme, emperyalizm de bir kez daha AKP’ye ve Saray’a sarıldı!

Bu oyun bozulacak!

Artık oyun hepimizin gözü önünde oynanıyor. Bir tarafta örgütlenmiş ve kana susamış gericilik ve işbirlikçilik; diğer tarafta ise özgürlüğe, demokrasiye, barışa, insan olmaya dair ne varsa toplanıyor.

Vicdan ve akıl sahibi hiç kimse bu seçimin eşit ve adil olduğunu söyleyemez. 1 Kasım seçimleri Türkiye tarihine kara bir leke olarak yazılmıştır.

Öte yandan 1 Kasım seçimleri Haziran’ın 7 Haziran öncesinden beri ısrarla dile getirdiği bazı gerçekleri de bir kez daha düşünmeyi gerekli kılıyor. Haziran, seçimin önemini yadsımaksızın çözümün gözü dönmüş saray rejiminin kontrolü ve kuşatması altındaki sandıktan değil halkın birleşik ve kararlı mücadelesinin örgütlenmesi ile geleceğini belirtmişti. Çözümün Haziran direnişini var eden bütün toplumsal güçlerin, kendi siyasal talepleriyle bir kez daha saray rejimine karşı birleşik mücadelesinden geçtiğini belirtmişti.

Ortaya çıkan tablo toplumsal muhalefetin tüm bileşenlerinin birleşik, güçlü ve ortak bir mücadeleyi nasıl yürütmesi gerektiği noktasında bir muhasebeye ihtiyaç kılmaktadır. Haziran kendi muhasebesini dün olduğu gibi bugün ve yarın da sokakta yapacaktır.

Umutlu olacağız, birlik olacağız, güçlü olacağız!

Ülkemizin geldiği aşamada 1 Kasım seçimleri açıkça göstermiştir ki halk kendi demokrasisini, özgürlüğünü ve barışını kendi eliyle tesis edecektir. Başka yol ve seçenek kalmamıştır.

Ülkemizin bütün ilerici, demokrat, aydın, barışseverlerine bir görev düşmektedir. Şimdi AKP ve saray zulmüne son vermek isteyen, ülkemizde ve bölgemizde kurulan kirli tezgâhı dağıtmak isteyen herkesin birlik olma günüdür.

Varsın, IŞİD’i, havuz medyası, yandaş yazarları, çek senet mafyası, kirli, karanlık Amerikan planları… hepsi sarayın olsun, biz halkız! Hiçbir güç bu gerçeği değiştiremez, hiçbir kuvvet birleşen bir halkın önünde duramaz. Tarih bunu yazar. Tarih bunu bir kez daha yazacak.

Bize düşen diğer bir görev ise bugünden itibaren ev ev, sokak sokak, mahalle mahalle, fabrika fabrika, okul okul örgütlenmek; memleketi zorbalara, orta çağ karanlığına, hırsıza, uğursuza, işbirlikçi satılmışa teslim etmiyoruz demektir.

Umutsuzluğa, kararsızlığa yer yok. Bir kez daha ve yüksek sesle söylüyoruz: şimdi Haziran Türkiye’sini vakit kaybetmeden kurma zamanıdır!

Birleşik HAZİRAN Hareketi