HABER-SEN,PTT Yasa ve Kanunlara Riayet Etmeli

HABER-SEN,PTT Yasa ve Kanunlara Riayet Etmeli

PAYLAŞ

Sürgünlere, Hukuksuzluğa,liyakatsizliğe karşı yürüyoruz diyerek iki koldan başlatılan yürüyüşle Ankara’ya gelen Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber- Sen) üyeleri PTT Genel Müdürlüğü önünde yaşanan hukuksuzluklara karşı bir açıklama yapmak istedikleri sırada polisin engellemesi ile birlikte açıklamayı Ulus Meydanı’nda gerçekleştirdi.

Sendika üyelerinin yanı sıra Siyasi parti temsilcilerinin ve  KESK’e bağlı sendikaların üyeleri ile yöneticilerinin de destek verdiği açıklamayı sendika adına genel başkan Mesut Balcan yaptı.

Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber- Sen) Genel Başkanı Mesut Balcan, “PTT’nin yasa, kanun ve yönetmeliklere riayet etmeli” dedi.

Sendikası (Haber -Sen) Genel Başkanı Mesut Balcan, ‘Taleplerimizi kime ileteceğiz?’ Gidip kasapçılar derneğine mi soracağız? taleplerimiz PTT’nin yasa, kanun ve yönetmeliklere riayet etmesidir. PTT sürgün edilen yöneticilerimizin hizmet gereğiyle yaptığını ifade ediyor. Hizmet gereği dediğiniz şey İstanbul’dan Hakkari Çukurca’ya bin 800 km uzak olan bir yere göndermek midir? Bu bir liyakatsizliktir. Amacımız üyeleri, yöneticileri ve temsilcilerinin baskıya uğraması karşısında bu ayrımcı ve hukuk dışı uygulamaların geri alınması, talebimizi hem ilgililere iletmek, hem de bu hukuksuzluklara sessiz kalmadığımızı vurgulamaktır” dedi.

Yapılan açıklamada şu sözlere yer verildi;

BASINA VE KAMUOYUNA

PTT de her geçen gün keyfi uygulamalar artmaktadır. Artan bu keyfi uygulamalara sendikamız KESK/ Haber-Sen karşı duruyor ve alternatif olması gereken uygulamaları PTT yönetimine sunuyor. 21.yüzyılda olduğumuz bu dönemde çağdışı uygulamalar ve usulsüzlüklerle sürekli gündeme gelen bir kurumda hiç kimse mutlu değil.

PTT niçin sürgün ediyor?

Ülkenin dört bir tarafında temsilcilerimiz;

7201 sayılı Tebligat Yasasının gereklerini yerine getirmeyerek suç işleyen kurumun hukuksuzluğuna hayır dediği için,

2018’den bugüne kadar kuruma personel alımının yapılmamasının doğru olmadığını söyledikleri için,

2014’ten beri görevde yükselme sınavı açmayıp kendi yandaşlarını yükseltip görev vermelerine itiraz ettikleri için,

Kurumda parçalı personel yapısı, performansa dayalı, esnek çalışma, angarya, sayı dayatmasına karşı çıktıkları için,

Liyakatsiz iş bilmez kadroların idarelere atanmasına dur dediği için,

Usulsüzlük, yolsuzluk ve bilinmeyen zararlara karşı emekçilerin sesini çıkarttığı için arkadaşlarımız sürgün ediliyor.

Genel itibari ile taleplerimiz PTT’nin yasa, kanun, ve yönetmeliklere riayet etmesidir. PTT sürgün edilen yöneticilerimizin hizmet gereği ile yaptığını ifade ediyor. Hizmet gereği dedikleri konu; insanlık dışı uygulamalardır. Bir temsilcimizi İstanbul’dan 1800 km uzaklıktaki Hakkari Çukurca’ya, kanser hastası olan Şube yürütme kurulu üyemizi tedavi olamayacağı tam teşekkülü hastane olmayan yere göndermek midir? Ya da eşi de posta emekçisi olup iki küçük çocuğu olan Merkez Denetleme Kurulu üyemiz bir kadını ailesinden ayırarak Batman’dan Iğdır’a göndermek midir?

PTT yönetimi yetkilerini kötüye kullanarak 4688 sayılı Kanun’un 18. Maddesini bilerek ve isteyerek çiğniyor, kendilerini sendikal mücadeleyi koruyan yasalardan üstün görüyorlar.

Sendikal faaliyet yürüten önceki dönem Genel Başkanımız ve aynı zamanda Mersin il temsilciliği yapan Musa ÖZDEMİR’i Kayseri’ye, Merkez Denetleme Kurulu Üyemiz Seyran ŞIK KARABULUT’u Iğdır’a, Diyarbakır Şube Yönetiminden Cengiz OLUÇ ve Batman İl Temsilcimiz Erdal TİLEN’i Kozluk ilçesine, İstanbul Şube Denetleme Kurulu Üyemiz Mesut DÜZOVA’yı Şanlıurfa’ya, İstanbul’da işyeri temsilcimiz Fatih KARAGÖL’ü Hakkari Çukurca’ya, Ankara da İşyeri temsilcimiz Baki ÇINAR’ı Gaziantep’e, Erzincan İl Temsilcimiz Erdal TANER’i İliç ilçesine yasaya açıkça aykırı olmasına rağmen iş yerlerinden ve ailelerinden kilometrelerce uzağa ve örgütlenme alanının dışına sürerek faaliyetlerini engellemeye çalışıyorlar.

Amacımız; üyeleri, yöneticileri ve temsilcilerinin baskıya uğraması karşısında, bu ayrımcı ve hukuk dışı uygulamaların geri alınması talebimizi hem ilgililere iletmek, hem de bu hukuksuzluklara sessiz kalmadığımızı, kalmayacağımızı vurgulamaktır.

Bu sorumlulukla; yaşadığımız sorunları ve taleplerimizi buradan bir kez daha duyurmak istiyoruz.

Bugün, kurumlarımızda yapılan tayin ve atamalarda kıstas siyasi iktidara yakınlıkla ölçülmektedir. Unvan alabilmek ve istediğin yere atanabilmek için liyakat ve kariyer yerine siyaseten yakınlık hakim anlayış haline gelmiş. Görevde Yükselme Sınavlarında yaşanan hukuka aykırılıklar ile yeni mağduriyetler ortaya çıkmış, kurum içi eşitsizlikler derinleşmiş, iş barışı bozulmuştur.

Tüm bu yaşadığımız hukuksuzluklar karşısında Anayasal bir hak olan basın açıklaması yapma hakkımız her defasında engellenen keyfiliklerle karşı karşıya kalmaktayız.

İşin özü; demokrasi söylemlerini ağzından düşürmeyip, tam aksi uygulamalar yapan siyasi iktidarın kurumlara atadığı bürokratların “ben yaparım oldu” anlayışı sonucu pek çok hukuksuzlukla karşı karşıyayız.

Bu hukuksuzluklar açıkça Anayasaya, ulusal ve uluslararası yasalara aykırı olduğu gibi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa aykırılık taşımaktadır.

Bu kararların alınmasında söz sahibi olan kurum yöneticilerine sesleniyoruz; “Hukuka aykırı bir şekilde verdiğiniz bu kararlardan bir an önce vazgeçin!”

Bizler; bu haksız ve hukuksuz karar ve uygulamalarla bizleri yıldıracağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bizler tüm bu baskılar karşısında mücadeleden geri durmadık, bundan sonra da geri durmayacağız.