ESM Eskişehir İl Temsilciliği; Yoksulluk Sınırı Altında Yaşıyoruz

ESM Eskişehir İl Temsilciliği; Yoksulluk Sınırı Altında Yaşıyoruz

PAYLAŞ

ESM Eskişehir İl Temsilciliğine bağlı kamu emekçileri DSİ 3.Bölge Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamayla ücretlerine zam talep etti.

KESK/ Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası(ESM) Eskişehir İl Temsilcilğine bağlı kamu emekçileri, DSİ 3. Bölge müdürlüğü önünde yaptığı açıklamayla ücretlerine zam talep etti.

İl Temsilcisi Oytun Gökten yaptığı açıklamada şu sözlere yer verildi:

5 Temmuz 2023 Salı günü TÜİK’ in enflasyon oranını açıklamasının ardından, AKP
iktidarı seçim vaadi olan en düşük kamu emekçisi maaşının 22.000 TL’ye çıkarılmasını öngören teklifini kamuoyu ile paylaştı ve söz konusu teklif 13 Temmuz 2023 Perşembe günü pek çok vergi artışını da içeren bir torba yasayla mecliste kabul edildi. Kabul edilen torba yasayla 4 milyon kamu emekçisinin taban maaşını enflasyon farkı ve toplu sözleşme artışı toplamı olan %17,55 oranında artırdılar. Taban aylığımıza yansıtmadıkları için emekli aylığımızdan, tazminatlarımıza, eş ve çocuk yardımından ek ders ücretlerimize, döner sermaye payımıza kadar hiçbir kaleme yansıtılmayan 8.077 TL’ lik artışa ise ilave dediler. Üstelik her zaman yaptıkları gibi bir kurnazlık yaparak bu ilave
artışın 15 Temmuz’ dan itibaren geçerli olacağını belirterek memurun alacağı 14 günlük farka da 8.077 TL’ lik tutarı dahil etmediler. Her üçünden ikisi hazine katkısı ile 7.500 TL olan en düşük maaşı alan emekliye ise “size 8.077 TL’ lik ilave de yok, %25 artışla yetinin” diyerek dalga geçtiler.
Ülkeyi yönetenler “büyümede rekor üstüne rekor kırıyoruz, raflar dolu, dünya bizi
kıskanıyor” diyor. Oysa bizim sadece dertlerimiz, sorunlarımız, yoksulluğumuz ve
borçlarımız büyüyor. Her üç çalışandan birisi açlık sınırı altında olan asgari ücrete mahkûm edilmiş halde. Geri kalanların maaşları da her geçen gün asgari ücrete yaklaşıyor. 10 milyon emekliye açlık sınırı altında bir maaş reva görülüyor. Her yeni güne yeni bir zam
haberiyle uyanıyoruz. Raflar dolu ama bizim cebimiz boş. Marketleri müze gezer gibi
geziyoruz. Fiyatlara bakıp çıkıyoruz.
Henüz ilave dedikleri 8.077 TL’ yi almadan benzinden alınan ötv’ ye yaklaşık %200,
motorinden alınan ötv’ ye de yaklaşık %245 zam geldi. Üstelik Hazine ve Maliye Bakanlığı utanmadan “yapılan artışa rağmen Ülkemiz benzinde de motorinde de Avrupa’ da en ucuz 4.ülke konumundadır” diyerek bütün emekçilerle dalga geçmeye devam etti. Aynı bakanlık doğalgazda metreküp başına alınan ötv’ ye yapılan %224 lük zammı “metreküp fiyatında
yaklaşık 6 kuruşluk bir artış anlamına gelmektedir” diyecek kadar pişkin hale gelmiştir maalesef. Kısacası her zaman olduğu gibi kaşıkla verdiklerini kepçeyle çoktan geri aldılar.
Bu ülkede büyüyenler de var elbette. Faizden, ranttan beslenen mutlu
azınlığın serveti büyüyor. Nüfusun yüzde 1’ ini oluşturan ama ulusal servetin
yüzde 54’ünü elinde tutan dolar milyarderleri büyüyor. Yıllardır teşvik üstüne
teşvik verilen, vergi afları çıkarılan, çalıştırdığı asgari ücretli kadar bile vergi
ödemeyen şirketler, patronlar büyüyor.
Biz yoksullaştıkça onlar zenginleşiyor, büyüyor. Yaşadığımız her ekonomik krizin,
pandeminin, depremin faturası bize kesiliyor. Hem maaşımızdan-ücretimizden
kaynakta kesilen vergilerle, hem tükettiğimiz her üründe zenginlerle aynı oranda
ödediğimiz KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerin gittikçe artırılması ile tüm yük bize yıkılıyor.
Satın alma gücümüz her geçen gün eriyor. Maaşlarımız buharlaşıyor. Buna rağmen ülkeyi yönetenler hala “işçiyi, memuru, emekliyi asgari ücrete ezdirmedik” nutukları atıyor. Oysa yıllardır iktidarın siparişi ile açıklanan TÜİK’ in sahte enflasyon rakamları ile değil, yaşadığımız gerçek enflasyonla, hayat pahalılığı ile ezildikçe eziliyoruz.

Ama biz kamu emekçileri olarak diyoruz ki; bizler yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil kendi emeğimizin ürünü olan, hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz. İktidarın tek taraflı çıkardığı yasalar değil, konfederasyonların, sendikaların, kamu emekçilerinin söz ve karar sahibi olacağı demokratik bir çalışma yaşamı istiyoruz.

Bunun için tek çözüm yoksulluk sınırının üstünde bir ücret mücadelesini yükseltmekten geçiyor. Hepimizin bildiği gibi Kamu Görevlileri Toplu Sözleşme görüşmeleri 1 Ağustos’ ta başlıyor. Bugüne kadar altı defa kurulan toplu sözleşme masasında kaybeden hep biz olduk. Masada “yetkili” olarak oturanlar bugüne kadar her geçen gün daha da büyüyen sorunlarımızı çözmek yerine iktidara toz kondurmamayı,övgüler dizmeyi tercih ettiler.Şimdi artık hepimiz için karar vakti… Ya bizi her geçen gün daha da sefalete iten bu oyunun bir kez daha sahnelenmesini izleyeceğiz ya da grev hakkı, insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verip bu oyuna son vereceğiz! Tüm kamu emekçilerini, emeklileri, bizlere dayatılan bu kemer sıkma politikalarına karşı, yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı önümüzdeki toplu sözleşme sürecinde insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz.