
Cumhuriyet kazanımları ve laiklik düşmanlığını siyasal ikbalinin temel unsuru olarak satan Ali Yalçın’ın yapmış olduğu son açıklama, kamu emekçileri nezdinde iktidarın provokatörü olduğunun bir kez daha ikrarıdır. Kamu emekçilerinin ekonomik demokratik talepleri söz konusu olduğunda sermaye ve iktidarın sözünden çıkmayan Ali Yalçın, bu talepler için mücadele eden sokağa çıkan emek-meslek örgütlerine, kadınlara ve emekçilere karşı iktidarın duyduğu nefretin “sendikal” alandaki sözcülüğünü üstlenmekten hicap duymamaktadır.
Ali Yalçın ve başkanı olduğu Memur-Sen attıkları her adımla yaptıkları her açıklamayla kamu emekçilerinin kazanımlarının geriletilmesi, sendikal mücadelenin önüne set çekilmesi için çaba harcamaktadır. Yaşanan son TİS süreci, liyakatsiz atamalarda oynadıkları rol bunu ayan beyan ortaya koymuştur. Kamu emekçilerinin temel taleplerine ilişkin söyleyecek bir tek sözü olmayan Memur Sen Genel Başkanın her fırsatta bu talepler için mücadele eden emek meslek örgütlerine hiçbir dayanağı olmayan itham ve hakaretlerle saldırması, temsil ettiği sermaye ve iktidarın kapısından gürültü çıkarmasından başka birşey değildir.
Farklı inanç ve kültürlere sahip bu ülke insanlarının bir arada yaşamasının güvencesi olan laikliğe ve onu savunanlara “homo laikus” gibi ergen icadı söz oyunlarıyla aklınca hakaret etmeye çalışan, Cumhuriyet ve kazanımlarına “100 yıllık narkoz” diyerek düşmanlığını gizlemeyen Ali Yalçın, bu cüreti iktidarın gerici ideolojik ajandasının “kapıkulu” olmasından almaktadır. Kamusal alanın yukarıdan aşağıya dinci referanslarla dizayn edilmeye çalışıldığı, kamu kaynaklarının artık holdingleşen tarikat-cemaatlere aktarıldığı, sömürünün üstünün din maskesiyle örtülmeye çalışıldığı ülkemizde, laiklik mücadelesi sınıf mücadelesinin ayrılmaz parçasıdır.
Ali Yalçın ve Memur Sen’in temsil ettiği anlayışın kamu emekçilerine vaat ettiği tek şey daha fazla yoksullaşma, gericilik ve sömürüdür. Memur Sen Genel Başkanı bu ülkede laikliği ve cumhuriyetin ilerici kazanımlarını yok etme çabasındadır. Tüm emekçileri, kazanımlara saldırmayı iktidara bir borç olarak gören bu emekçi düşmanı anlayışa karşı tutum almaya çağırıyoruz. Emekçiler, ekonomik talepleri yanında üretenlerin yöneten olduğu eşit, özgür, demokratik bir ülke için mücadeleyi dün olduğu gibi bugün de kararlılıkla sürdürecektir.
DSD Türkiye Yürütmesi




