Eğitim-Sen İstanbul 2Nolu Şube, “Emekçilerine Yönelik Baskı, Sürgün ve Yıldırma Politikalarına İzin...

Eğitim-Sen İstanbul 2Nolu Şube, “Emekçilerine Yönelik Baskı, Sürgün ve Yıldırma Politikalarına İzin Vermeyeceğiz”

PAYLAŞ

Eğitim-Sen İstanbul 2 Nolu şube üyeleri Heybeliada’da bir araya gelerek sürgün edilen öğretmen Heybeliada İlkokulunda baskı ve sürgüne maruz kalan üyeleri Hatice Sivas’a destek olmak, yaşanan hukuksuzluklara  göz yumanları teşhir etmek uyarmak için basın açıklaması düzenledi.

Basın açıklaması için İskeleye yürümek isteyen Eğitim-Senliler polis müdahalesi ile karşılaştı. Polisin yürüyüşü engellemek istemesine karşın yürümek isteyen gruba izin verilmedi. Pankartı toplayın yürüyün diye direten polisin tutumuna karşılık Eğitim-Sen üyeleri bu duruma tepki gösterirken engellemeler karşısında iskeleye yakın bir yerde basın açıklaması Eğitim-Sen İstanbul 2 Nolu Şube Başkanı Çayan Çalık tarafından okundu.

“Her gün onlarca eğitim emekçisi okul müdürlerinin, ilçe milli eğitim müdürlerinin keyfi uygulamaları ile karşılaşıyor. Eğitim Sen İstanbul 2 Nolu Şube olarak örgütlü bulunduğumuz işyerlerinden her gün onlarca sorun bildirilmektedir.” diye konuşan Çalık,Heybeliada İlkokulu’nda okul öncesi eğitim öğretmeni Hatice Sivas aylardır okul müdürünün ve ilçe milli eğitim müdürünün keyfi ve organize baskısıyla işini yapamaz duruma gelmiştir.  Okul içinde adeta özel bir takibe alınarak attığı her adımda karşısına aşılması zor engeller çıkarılmıştır.

Üyemiz Hatice Sivas Heybeliada ilkokulu’nda çalıştığı süre içerisinde amiri tarafından yapılan haksız ve hukuksuz işlemlere itiraz ederek Okul Müdürü Berna Günay soruşturma açılmasını sağlamıştır. Okul Müdürü de bu hamleye karşı soyut ve zaman aşımına uğramış isnatlarla üyemiz hakkında soruşturma açılmış, sonucunda hem disiplin cezası verilmiş hem de “sürgün” edilmiştir. dedi.

“Eğitim Emekçilerine yönelik baskı, sürgün ve yıldırma politikalarına da hak arama mücadelesinin bu şekilde mahkum edilmesine de izin vermeyeceğiz. Bu ve benzeri hukuksuz işlemlerin altında imzası olanları bir kez daha kamuoyu önünde uyarıyoruz. Biz halkın öğretmenleri olarak haklarımız karşısında sessiz kalmayacak, mesleğimize ve halkımıza karşı olan sorumluluğumuzla hak aramaya hukuk önünde hesap sormaya devam edeceğiz” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi;

Eğitim ve öğretim hizmetinin sağlıklı yürütülmesinin gerekli ve yeterli koşulları sağlanmalıdır.  Bu koşullar sağlanmadığı takdirde sadece bir hizmet aksamış olmaz aynı zamanda doğası gereği temel bir insan hakkı olan eğitim hakkına erişim engellenmiş olur. Kamuoyunca da yakından bilindiği gibi Eğitim Sen eğitim ve öğretim sürecini bu perspektifle değerlendiren bir sendikadır.    Eğitim ve öğretim hizmetinin sağlıklı yürütülmesinin iki temel ayağından biri öğrencilerimizin eğitim hakkına erişimi için gerekli koşullar ise diğeri de bu hizmeti üreten eğitim emekçilerinin çalışma şartlarıdır.  

 

Siyasi iktidar hayatın başkaca alanlarında olduğu gibi eğitim ve öğretim sürecinde de pandeminin ve ekonomik krizin yükünü velilerin, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin üzerine yıkmaya devam ediyor. 

 AKP yirmi yıllık iktidarında uyguladığı politikalarla bir büyük toplumsal yıkımın mimarı olmuştur.  Hem ekonomik hem demokratik alanda yaşanan yıkım yönetme krizine dönüşmüştür. Kamu hizmetleri piyasalaştırılırken nitelik kaybı tolere edilemez boyutlara ulaşmıştır. Kamudaki en önemli sorunların başında atama ve görevlendirmelerde liyakatın yerini sadakat almıştır. Üniversitelerde, hastanelerde, adliyelerde ve dahi kamusal alanın bütününde liyakatsiz,  işin- görevin gerektirdiği niteliklere sahip olmayan yöneticiler partizan kaygılarla göreve getirilerek çalışma yaşamının olmazsa olmazı çalışma barışı yok edilmektedir.   Kamu emekçileri onlarca sorunun yanında getirildiği görevin asgari bilgi ve görgüsüne sahip olmayan yöneticilerle boğuşmak zorunda kalıyorlar. Mobing, baskı giderek, soruşturmalarla kamu emekçileri işlerini yapamaz hale geliyorlar.

  Eğitim- öğretim alanı bu liyakatsiz atamaların bedelinin ödendiği en önemli alanlardan biridir. Her gün onlarca eğitim emekçisi okul müdürlerinin, ilçe milli eğitim müdürlerinin keyfi uygulamaları ile karşılaşıyor. Eğitim Sen İstanbul 2 Nolu Şube olarak örgütlü bulunduğumuz işyerlerinden her gün onlarca sorun bildirilmektedir. Bugün bunlardan sadece birini genel duruma örnek olarak sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Heybeliada İlkokulu’nda okul öncesi eğitim öğretmeni Hatice Sivas aylardır okul müdürünün ve ilçe milli eğitim müdürünün keyfi ve organize baskısıyla işini yapamaz duruma gelmiştir.  Okul içinde adeta özel bir takibe alınarak attığı her adımda karşısına aşılması zor engeller çıkarılmıştır.

Üyemiz Hatice Sivas Heybeliada ilkokulu’nda çalıştığı süre içerisinde amiri tarafından yapılan haksız ve hukuksuz işlemlere itiraz ederek Okul Müdürü Berna Günay soruşturma açılmasını sağlamıştır. Okul Müdürü de bu hamleye karşı soyut ve zaman aşımına uğramış isnatlarla üyemiz hakkında soruşturma açılmış, sonucunda hem disiplin cezası verilmiş hem de “sürgün” edilmiştir.

Soruşturma açılan okul müdürü hakkında düzenlenen soruşturma raporu içeriğinde okul müdürünün kusurlu davranışları sübut bulmuş, yöneticilik görevinden alınması yönünde idari teklif verilmiş olmasına rağmen halen aynı okulda müdür olarak görevine devam etmektedir. Okul Müdürü Berna Günay’ın suçu sabit olmasına rağmen koruyanlar bu hukuksuz işlemin sorumlusudur. 

Bilinmelidir ki; kamu hizmetinin hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin tespitinde sadece üst amirlerin değil, okulda çalışan öğretmenler başta olmak üzere tüm kamu görevlilerinin okul müdürü hakkındaki istek ve talepleri denetimin önemli unsurlarındandır. İş yerinde yöneticilerin haksız hukuksuz uygulamalarına, mevzuat dışı istek ve taleplerine karşı hak aramak, hakkını korumak ve tutum göstermek kamu görevlilerinin görevlerindendir. Bu doğrultuda üyemizin şikayeti doğrultusunda yapılan soruşturmada, müfettişlerin yöneticilik yapamaz değerlendirmesinin beyhude bir değerlendirme olmadığı, şikayetin haklı gerekçeleri olduğunu göstermiştir. Bu ve benzeri durumlarda şikayet edenin suçlu olarak değerlendirmesi kamu görevlilerinin denetimine karşı vurulmuş bir darbe niteliğindedir.

Adalar İlçe Milli Eğitim Müdürü Neşe Vural okul içerisinde yaşanan bu problem konusunda sürekli bilgilendirilmesine rağmen gerekli önlemleri almadığı da tarafımızca bilinmektedir. Okulda ki iş barışının bozulmasından bizzat sorumludur. 

Sonuç olarak; Okul Müdürü Berna Günay’ın raporda belirtilen teklife ve tespite rağmen görevde kalmaya devam etmesinin gerekçesinin ne olduğu, bu konuda İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün nasıl bir işlem yapacağı sendikamızca takip edilmektedir. Eğitim Emekçilerine yönelik baskı, sürgün ve yıldırma politikalarına da hak arama mücadelesinin bu şekilde mahkum edilmesine de izin vermeyeceğiz. Bu ve benzeri hukuksuz işlemlerin altında imzası olanları bir kez daha kamuoyu önünde uyarıyoruz. Biz halkın öğretmenleri olarak haklarımız karşısında sessiz kalmayacak, mesleğimize ve halkımıza karşı olan sorumluluğumuzla hak aramaya hukuk önünde hesap sormaya devam edeceğiz.