Batı’ya mı döndü?

Batı’ya mı döndü?

PAYLAŞ
Erdoğan’ın ekonomik krize karşı Batı’ya yakınlaşma hamleleri art arda gelse de ortada ciddi bir açmaz var: Kendisini iktidarda tutan baskı politikaları ve krize karşı Batı dünyasının desteğini almak için bunlardan vazgeçmek.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) toplantısı için bulunduğu Amerika’da Batılı ülke liderleri ile bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Berat Albayrak, ekonominin denetlemesini bir ABD’li firmaya emanet etti. Ardından başlayan Almanya ziyareti Türkiye’de “Batı ile yeni dönem” başlıklarının atılmasına neden oldu. Hızını alamayanlar, yeni dönem meraklıları AKP’nin kuruluş dönemine kadar bile gitti.

Erdoğan mecbur

Türkiye ekonomisi tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşıyor. Üstelik yaşananları krizin ‘fragmanı’ olarak niteleyenler bile var. AKP iktidarı, 16 yıl boyunca uyguladığı ekonomik programın doğal sonucu olarak ülkeyi kaçınılmaz bir sona doğru sürüklüyor. Kriz, iç dinamikler ya da Katar gibi Körfez ülkelerinden gelecek yardımlarla aşılabilecek durumun çok ötesinde. Bu anlamı ile yaşanan kriz sürecinin yönetilebilmesi için bile Erdoğan’ın Batı’nın desteğine ihtiyacı var. Ama bu ihtiyacın siyasal sonuçlar üretmesini de istemiyor. Yani parayı alıp siyasal alana müdahale ettirmeme niyetinde.

Parası neyse öderiz

Çok net biçimde görülüyor ki uluslararası finans çevreleri ile dolaylı yollardan başlayan (İngiltere ve ABD temasları) görüşmeler Ekim ayı itibarıyla daha doğrudan bir hal alacak. Erdoğan ve Saray yönetimi, kurulacak ilişkiyi ekonomik boyutta tutmakta kararlı. Hatta ekonomik olarak maliyeti yükselme pahasına tercihini bu yönde kullanıyor. Bu nedenle IMF ya da AB ile doğrudan ilişki yerine dolaylı, şirketler üzerinden bir ilişkiyi tercih etti. Siyasetle at başı ilerleyecek bir ekonomik program, Erdoğan’ın son tercihi olmaya devam ediyor.

Önümüz kış

“AB ile bahar” başlıklarının arkası şimdilik çok boş. Ortadoğu’daki sürecin Erdoğan’ın içine sinecek biçimde sonuçlanması zor gözüküyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “Hem Kürtleri hem Türkleri memnun edecek çözüm mümkün” sözünün şimdilik çok bir anlamı yok. Bu sözün hayat bulması için çok açık ki Türkiye’nin masaya, vereceği tavizlerle birlikte oturması gerekiyor. Bu da bin bir emekle kurulan ve Erdoğan’ın iktidarda olmasını sağlayan koalisyonun bitmesi anlamına gelecek. Erdoğan’ın buna razı gelmesi ancak başka bir koalisyonla iktidarını garanti altına alması ile mümkün. Bugün için bu da sadece spekülasyon boyutunda kalır.

Açmaz

Batı ile ilişkilerden kısa vadede demokrasi beklentisi içine girmek için gerçekleri görmüyor olmak gerek. İçeride yönetme krizi devam ediyor, Erdoğan’ın MHP ile kurduğu koalisyona ihtiyacı sürüyor, bu nedenle makas değiştirme şansı sınırlı. Erdoğan’ın özellikle Suriye sorununun çözüme gitmesi ile Batı’ya karşı kullandığı mülteci kozu da zayıfladı. Ülkenin içine sürüklendiği ekonomik kriz ile birlikte Batı ile ilişkilerin iyileştirilmesi daha acil bir görüntü aldı. Ancak Erdoğan’ın antidemokratik iktidarını sürdürmek için baskı ve zordan vazgeçme şansı kısa vadede görünmüyor. Ülkeyi iflasa sürükleyen ekonomik krizden kurtulmak, ekonomik krizden Batı’nın desteğini alarak çıkmak için baskıcı politikalardan vazgeçmek… Erdoğan’ın bu açmazdan kurtulması oldukça zor…

Kaynak: Birgün