Acımız derin, öfkemiz, isyanımız büyük… (Aysun GEZEN)

Acımız derin, öfkemiz, isyanımız büyük… (Aysun GEZEN)

PAYLAŞ

Hasreti nazlı Ankara artık bir katliamın adı, hesabı sorulacaklar listesine eklenen. Her gün büyük bir acıyla başlıyoruz güne, zaman 10 Ekim’de 10:04’te durdu sanki.. ardı ardına patlayan bombaların o kulakları sağır eden gürültüsüne, canlarımızın, yoldaşlarımızın parçalanmış bedenlerine, her yeri kaplayan kana, kan kokusuna sıkışıp kaldık sanki. Uyku yok hiçbirimize, dik durmak, yoldaşlarımız için sağlam kalmak adına biraz dinlenmek yaptığımız sadece. Gülerken gördüğümüz, halayda el ele, omuz omuza durduğumuz yoldaşlarımızın al kanlara bulanmış uzanmış halleri gitmiyor gözümüzün önünden, ne gece ne gündüz..o derin acıyı bütün yüzlerde görebiliyoruz. Artık daha fazla dikkat ediyoruz yanımızdan geçen yüzlere, paylaşabilmek için o acıyı, yanındayız, yalnız değilsin, oradaydık, tanığız demek için..tanıklığın ağır yükünü, hayatta kalan olmanın, çaresiz hissetmenin utancını paylaşabilmek için.

Hastanelere koşuyoruz, ne varsa dostluktan yana paylaşabilmek için. Yaralılarımızla birlikte içimizde açılan derin yaralarımızı sarabilmek için, yoldaşlarımıza, yakınlarımıza bir tas sıcak çorba, bir yudum çay olmak için. Dayandıkları koltuk değnekleri, okumak istedikleri kitap olmak için. Her şeyden önemlisi, emekçi halkların birlikte mücadeleyi, dayanışmayı ve barışı kararlıkla, coşkuyla örmek için Ankara’ya aktığı 10 Ekim’in direncini, kararlılığını acımız yüzümüzde, elimiz yüreğimizde de olsa sürdüreceğimizi göstermek için..hastanelere, meydanlara aktık..

Katilleri tanıyoruz. Saraya kul olan AKP hükümeti, iktidarının devamı için içeride ve dışarıda savaşı körüklemekten çekinmeyen, gözünü kırpmadan kan dökülmesi emrini veren, Berkin’imizi gaz kapsülüyle, Ceylan’ımızı katil kolluğunun kurşunlarıyla bizden alan, Cizre’de, Silopi’de, Sur’da, Bismil’de katliamlara girişen, IŞİD barbarlığına göz yummaktan ve hatta desteklemekten çekinmeyen Saray Ankara katliamının asli sorumlusudur; biliyoruz. Yayın yasağının, dosyaya gizlilik kararının devlet terörünün açık ilanı olduğunu, 360 derece Davutoğlu’nun AKP=IŞİD formülünü bizzat hükümet ağzından itiraf ettiğini, katliamın asli sorumlusunun “padişah süprüntüsü” olduğunu biliyoruz.

Biliyoruz ve inanıyoruz ki bu topraklara barış ancak emekçi halkların yan yana, omuz omuza mücadelesiyle, dayanışmasıyla gelecek. Saray savaş dedikçe bizler BARIŞ diyeceğiz; Saray bizi yok etmek istedikçe safları sıklaştıracağız; Saray ölüm saçtıkça biz yaşamı savunacağız, yaşamı çoğaltacağız, yaşamla direnişi iç içe, el ele hep birlikte öreceğiz. Katliamın yaşandığı alana “Barış” ismini vermekten dahi korkan bir iktidarın korkusunun üstüne üstüne yürüyeceğiz. İnadına Barış diye haykıracağız. Barışı biz emekçiler yeşerteceğiz.

Acımız derin, öfkemiz, isyanımız büyük. Yasımızı tutuyoruz. Sanılmasın ki bu yas bitmeyecek, bu hesap görülmeyecek. Omuzlarımızda kavgada yitirdiklerimize, ölülerimize kefaret borcumuzun yükü var. “Hacı Birlik’e yapılanlar çok kanıma dokundu” diyen Ata Önder Atabay’a Hacı Birlik’in hesabını sorma borcumuz var. Her yitirdiğimiz yoldaşımız için BARIŞ’ın sesini daha güçlü haykırma borcumuz var. Unutmayacağız, unutturmayacağız. Hesap soracağız.

Saray yıkılacak, direnen halklar kazanacak. Barışı direnen emekçi halklar getirecek.

Size sözümüzdür..Yılmayacağız, geri durmayacağız..Anılarınız kavgamızda yaşayacak…