2022-2023 Eğitim Öğretim Yılı Sorunlarla Başladı

2022-2023 Eğitim Öğretim Yılı Sorunlarla Başladı

PAYLAŞ

Eğitim Sen İstanbul Şubeleri 2022-2023 eğitim öğretim yılının başlaması ile ülkemizde eğitimin durumunu açıkladı.

Eğitimin ekonomik boyutundan öğretmenlerin sorunlarına kadar detaylı bir şekilde rapor hazırlandı.

 

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası İstanbul Şubeleri’nin yayınladığı rapor şu şekilde

2022-2023 eğitim öğretim yılı, Türkiye’de eğitimin karşı karşıya olduğu ve geçtiğimiz yıllar içinde birikerek büyüyen sorunlarının gölgesinde açılıyor. Yıllardır okulların fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri giderilmemişken, kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve taşımalı eğitim deprem güçlendirme nedeniyle taşınan birleştirilen okullar sorunu 2022/23 eğitim öğretim yılı başında da varlığını sürdürmektedir.

Bu hafta aynı zamanda 12 Eylül askeri darbesinin 42. yılıdır. Binlerce öğretmeni cezaevlerine kapatan mesleklerinden ve yaşamlarından koparan, öğretmenlerin TÖB-DER başta olmak üzere tüm örgütlülüklerini kapatan halkın üzerine bir kabus gibi çöken, hak hukuk tanımayan 12 Eylül karanlığını buradan bir kez daha lanetliyoruz. 12 Eylül karanlığı eğitim başta olmak üzere pek çok kurumun yapısal çarpıklıklarının da nedeni durumundadır. 42 yıl önce olmasına rağmen bu karanlık anti demokratik otoriter ve baskıcı yönetimlere hala ilham vererek etkisini sürmektedir.

Öğretmenleri aday öğretmen uzman ve baş öğretmen olarak ayrıştıran parçalayan Öğretmen Meslek Kanunu meclisten geçiren iktidarın öğretmenlik mesleğini “kolay bir sınav yapacağız” diyerek itibarsızlaştırması kabul edilemez bir durumdur. Bu yasanın geri çekilmesi için bir süredir eylem ve etkinlik yapan sendikamıza yönelik baskılar ise 8 Eylül Cuma günü son noktaya ulaşmıştır. Öğretmen meslek kanunun geri çekilmesi için MEB önünde basın açıklaması yapmak isteyen Eğitim Sen’lilere anayasal haklarımıza rağmen Ankara polisi izin vermeyerek üyelerimize saldırmış şiddet uygulamıştır. Ankara’nın merkezinde Genel Merkezimizin kapısına barikat kurulmuş, saatlerce üyelerimiz abluka altında tutulmuştur. Darbe dönemini aratmayan bu baskı politikasını kınıyor, dün olduğu gibi bugün de bizleri yıldırmayacaklarını sizlerin huzurunda bir kez daha söylemek istiyoruz.

Türkiye’nin eğitim sistemi, yıllardır benimsenen piyasacı, rekabetçi ve sınav merkezli eğitim politikaları sonucunda okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar eğitimin bütün kademelerinde sorunlar birikmiş eğitim en temel işlevini dahi yerine getiremez duruma düşmüştür. Eğitimde yaşanan ticarileşme ve öğrencileri özel okullara yönlendirme uygulamalarının hiç olmadığı kadar arttığı bir dönem yaşanmaktadır MEB aldığı her kararda, attığı her adımda kamusal eğitimin tasfiyesi yönünde adımlar atmakta, eğitimin tüm yükü velilerimizin sırtına yüklemektedir Eğitime erişimde, kız çocukları, mülteci çocuklar, dil sorunu yaşayan çocuklar, engelli çocuklar ve geçici koruma altındaki çocukların dezavantajlarını ortadan kaldıracak adımlar yıllardır atılmamaktadır..

EĞİTİM HARCAMALARI EL YAKIYOR

Geçtiğimiz yirmi yıl içinde bir velinin çocuğu için yaptığı eğitim harcaması katlanarak artmıştır. Eğitime ayrılan bütçenin yetersizliği nedeniyle uzun zamandır kendi ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalan devlet okulları çözümü bu yıl da velilerin cebinde aramaktadır.

Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte okullarda kayıt parası veya zorunlu bağış adı altında velilerden para istenmektedir. Bunların dışında velilerden ‘ihtiyaç maddeleri’ listesi adı altında ‘A4 kâğıdı, kâğıt havlu, sıvı sabun, tuvalet kâğıdı’ vb. gibi diğer ürünler için de ayrıca para istenmektedir.

2022-2023 eğitim öğretim yılı başlarken veliler; ilkokul da zorunlu ihtiyaçlara 2.840 TL ortaokul da 3.180 TL orta öğretim de ise 3.270 TL ödemek durumunda kalmaktadır. Bir yıl önce bir ilkokul öğrencisinin kırtasiye gideri en az 233 lira iken, bu yıl aynı durumdaki bir öğrencinin kırtasiye harcamaları en az 710 lira ile üç katına çıkmıştır. Ülkemizde halkın büyük bölümünün asgari ücret ya da asgari ücrete yakın bir ücretle çalıştığı dikkate alındığında velilerin öğrencilerin zorunlu ihtiyaçlarını dahi karşılamasının mümkün olmadığı görülmektedir.

Eğitim ve öğretimde öne çıkan en önemli sorunlardan birisi de öğrencilerin okullardaki beslenme sorunudur. Türkiye’de çok sayıda öğrenci okula kahvaltı yapmadan gitmekte, yine birçok öğrencinin okulda yemek yemeden günü tamamladığı ve eve döndüğü görülmektedir. Çalışanların genellikle açlık sınırının altında ücret aldığı ülkemizde her öğrencimize yeterli ve sağlıklı beslenme olanağı sağlanmalı, tam gün eğitim yapılan okullarda öğle yemeği verilmelidir.

Öğrencilerin barınma sorununu çözmek için yeterli sayıda öğrenci yurtları yaptırmayan iktidar, yoksul ailelerin çocuklarını ne olduğu bilinmeyen denetimsiz kuralsız bir şekilde işletilen tarikat-cemaat yurtlarına mecbur bırakmaktadır. Çocuklarımız bu yurtlarda taciz ve istismar başta olmak üzere pek çok tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır.

İktidarın eğitimi kendi ideolojik ve siyasi amaçlarına alet etmesi nedeniyle, laikliği hiçe sayan uygulamalar her geçen gün artmaktadır. Çeşitli cemaat, tarikat ve dini grupların okullarımızda cirit atması, kamu kaynaklarını kullanarak rahatça faaliyet yürütmeleri, karma eğitimin açık açık hedef haline getirmeleri, eğitim müfredatına bilim dışı müdahaleler, bilim derslerinin azaltılması, din eğitiminin fiilen okul öncesine hatta kreşlere kadar indirilmesi , yargı kararlarıyla iptal edilmesine rağmen sürekli tekrarlanan protokoller, büyük çoğunluğu dini cemaatlerin tarikatların uzantısı olan kimi vakıf ve derneklere eğitim sistemimizin ve çocuklarımızın teslim edilmesi, gelinen noktanın vahametini göstermektedir.

15 Temmuz 2016 sonrasında kadrolu öğretmen ataması yapmayan siyasi iktidar, sözleşmeli öğretmenliği yaygınlaştırdığı gibi yeni eğitim öğretim yılında da en az 80 bin ücretli öğretmenin çalıştırılması beklenmektedir. 1 Eylül de ataması yapılan ancak güvenlik soruşturması tamamlanmadığı için göreve başlatılmayan öğretmenlere ücretli olarak başlayın şeklinde teklifte bulunarak bir skandala imza atan Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin itibarını yerle bir etmektedir.

 

Türkiye’nin eğitim sistemi, çocuklar ve gençler için okurken mutlu, gelecekleri için umutlu olacakları bir eğitim ortamı sunmaktan çok uzaktır. Her yıl katlanarak artan ve kalıcı çözüm beklenen eğitim sorunlarıyla başlayan yeni eğitim yılı öncesinde ne öğrencilerin ne velilerin ne de eğitim emekçilerinin beklentilerinin karşılandığını söylemek mümkündür.

Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, her adımın paralı hale geldiği bir eğitim sisteminde öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin taleplerini gerçekleştirmenin tek yolu, herkesin eğitim hakkından eşit koşullarda ve parasız olarak yararlanmasının sağlanmasıdır. Ancak bu temel koşulun sağlanması için eğitim harcamalarının devlet tarafından karşılanması yeterli değildir. Okullarda verilen eğitimin içerik bakımından dini değil, bilimsel esaslara dayalı olması, eğitimin demokratik bir yapıda örgütlenmesi, gerçek anlamda laik, özgürlükçü ve herkesin kendi anadilinde eğitim görebildiği bir yapıda olması gerekmektedir.

 

Tüm öğrencilerimiz için laik, bilimsel, demokratik ve anadilin de bir eğitim dileğiyle öğrencilerimizin, eğitim çalışanlarının ve velilerimizin yeni eğitim öğretim yılını kutluyor başarılar diliyoruz.