Yeni rejimin saldırıları ve öğretmenlik mesleği – Feray Aytekin Aydoğan

Yeni rejimin saldırıları ve öğretmenlik mesleği – Feray Aytekin Aydoğan

297
PAYLAŞ
Şu an bizim ihtiyacımız olan son derece sıradan ve sahici cümlelerdir, birlikte mücadele çağrısı yaparak hissettiğimiz ortak duyguyu yaşama geçirmeyi birlikte örgütlemektir. Bizim yıllarca emek vererek kazandığımız mesleğimizi kim ve hangi hakla bu kadar kolay elimizden alabilir?

Mussolini, İtalyan grevci işçilere ‘’Sizin özgürlüğe değil, ekmeğe ihtiyacınız var’’ dediğinde işçiler ‘’Karşılığında özgürlüğümüzü verecek ekmeğe ihtiyacımız yok.’’ deme onurunu göstermişlerdi.

Bugün memlekette ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ ile hayata geçirilmek istenen yasaya karşı ‘Ekmeğe ihtiyacımız var ama meslek onurumuzu, iş güvencemizi, mesleki özerkliğimizi ,özgürlüğümüzü vereceğimiz ekmeğe değil.’ sözünü birlikte söylemenin tam da zamanıdır.

23 Kasım 2018 tarihinde Eğitim Sen olarak 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’ nde ‘Öğretmen Dünyayı Değiştirir’ kampanyamızı 24 Haziran seçimi sonuçları ile inşa süreci tamamlanan yeni rejimin, öğretmenleri iktidarın öğretmeni olmayı dayatacak düzenlemesine karşı başlattık. Saray’ a bağlı ‘Eğitim ve Öğretim Politikaları’ kurulunda yer alan ismin de içinde olduğu TEDMEM tarafından hazırlanan kanun taslağı devamında sözde yetkili yandaş sendikanın da açıkladığı tasarının benzerliği ile yasaya ilişkin tüm tespitlerimizin doğruluğu fazlasıyla kanıtlandı. Yandaş sendika hazırladığı raporda öğretmenlik mesleğinin sonlandırılması karar süreçlerinde yer alma isteğini de fütursuzca ifade etmektedir.

GÜVENCESİZLİK VE KAYIRMA

Öğretmenlik Meslek Kanunu taslağında;

•Her öğretmene ait Bireysel Gelişim Planının izleneceği, iki yıl üst üste gelişme göstermeyen öğretmenlerin okul müdürü, ilgili müdür yardımcısı, zümre başkanı ile bir millî eğitim müfettişinden oluşan komisyon tarafından değerlendirileceği, üçüncü yılın sonunda söz konusu komisyonun öğretmenin mesleğine devam edip etmeyeceğine karar vereceğini devamında 60 gün içinde mesleğinin sonlandırılacağı net bir şekilde belirtiliyor.

•Ataması yeni yapılan öğretmen için ise aynı süreç 3 yıl içersinde mesleği sonlandırılabilir diye ifade ediliyor.

• Öğretmenlerin haftalık iş yükleri 35 saat (1 saat=60dk) olarak düzenlenir, öğretmenlerin haftalık iş yükleri kapsamındaki herhangi bir çalışma için ayrıca bir ücret ödemesi yapılamaz; cümleleri ile ekonomik haklarımıza ilişkin de hak gaspları düzenlenmiştir.

•Başöğretmen, uzman öğretmen, öğretmen sınıflamaları üzerinden geçtiğimiz dönem performans taslak yönetmeliği ile hayata geçirilmek istenen süreç devam ettirilmekte, ücretlendirme hiyerarşiler üzerinden tarif edilmektedir.

Öğretmenlik Meslek Kanunu yeni rejimin manifestosudur. İş güvencesini ortadan kaldırmakta, maaş karşılığı ders saati sayısını arttırarak esnek çalışmayı dayatmakta, mülakat hukuksuzluğu sürdürülmekte özetle öğretmenlerin kazanılmış haklarını ortadan kaldırılmaktadır.

MÜCADELEYE DEVAM

23 Kasım 2018 tarihinde açıkladığımız Eğitim Sen olarak öğretmenlere yönelik yaptığımız anket sonucunda 100 öğretmenden 84’ ü 15 Temmuz sonrası ihraç edilebileceği kaygısını yaşadıklarını belirtti. Hukuksuz KHK’ lar eliyle AKP öğretmenler üzerinde yaratmak istediği iktidarın öğretmeni olmayı reddettiğinde mesleğinin bir gece yarısı sonlandırabileceği algısında başarılı olmuştur. Devamında mülakata ve güvenlik soruşturmasına dayandırılan sözleşmeli öğretmenlik uygulamasıyla hukuksuzluğu ve güvencesiz çalışmayı da tüm boyutlarıyla yaşama geçirmiştir. Öğretmenlik Meslek Kanunu’ nun uygulanması ise geçmişten bugüne mücadele ederek kazandığımız tüm haklara vurulacak son darbedir.

‘Öğretmen Dünyayı Değiştirir’ kampanyasını başlattığımız günden bugüne ülkenin her yerinde yüzlerce okulda, binlerce farklı sendikalara üye ve sendikasız öğretmen arkadaşlarımızla toplantılar düzenledik. Tüm öğretmenlerin kendisini güvende ve değerli hissetmemesi ortak duygu haline gelmiş, memleketin tamamını saran hukuksuzluk, güvencesizlik ve liyakatin reddi eğitim kurumlarını da çembere sıkıştırmış durumdadır.

Aynı zamanda bu duygu; ‘’ Bu memleketin öğretmenleriyiz, geleceğiyiz; bize sorulmadan, bize rağmen çıkartılacak bir yasayı reddediyoruz.’’ ortak çığlığına dönüşmüş durumdadır.

Şu an bizim ihtiyacımız olan son derece sıradan ve sahici cümlelerdir, birlikte mücadele çağrısı yaparak hissettiğimiz ortak duyguyu yaşama geçirmeyi birlikte örgütlemektir. Bizim yıllarca emek vererek kazandığımız mesleğimizi kim ve hangi hakla bu kadar kolay elimizden alabilir?

Ve yine şu an ihtiyacımız olan; MEB’ in hazırladığı 2023 Eğitim Vizyon Belgesi ile öğrencilerimize dayatılan kamusal ve bilimsel eğitim hakkının tamamen yok edilmesine karşı öğrencilerimizin eğitim hakkına sahip çıkmanın sesini, geleceğimizden endişe duyan herkes ile birlikte ilmek ilmek örmektir.

Okullarımız, üniversitelerimiz, yurtlarımız kamusal alanlardır, halka, bize aittir. Şimdi tam da bize- halka- ait olanı, kamuyu, kamusal, bilimsel eğitimi geri istemenin ve tekrar kazanmanın zamanıdır. Kazandığımız hiçbir hak bize bugüne kadar bahşedilmedi , biz kazandık. Kamuda, özel öğretim kurumlarında çalışan, kadrolu, sözleşmeli, ücretli, ataması yapılmayan milyonu aşan bir gücüz.