Sosyal Medya Kahramanları – Erbil Karakoç

Sosyal Medya Kahramanları – Erbil Karakoç

476
PAYLAŞ

“ Şimdi söyleyin bakayım, elinde olmadan deli olan mı yoksa bilerek delirenler mi daha akıllıdır?”

Çoğu zekice olmayan twitter, facebook paylaşımlarının almış olduğu beğenilerin, diğer kullanıcıların kendi sayfalarında paylaşımları ve bununla şişen, şişirilen fenomen canlılarının gerçek hayatta karşılığı olmayan yaşamları. Kendisini olduğu gibi değil de, farklı gösteren milyonlarca hesap. Beğenilmediği zamanlarda bunalıma girenler, espri yapacağım diyerek her türlü boş boğazlılığı kendinde görme hali. On kişinin önüne çıkıp bir dakika konuşamayacak kadar özgüven eksikliği olanların milyonlarca kişinin görebileceği ve sonunda paylaştığıyla rezil olacağı akıl tutulması. Ota yoka duyar kasan herkese haddini bildireceğini sananlar, olayları şıp diye anlayıvereceğini sanan beyin erozyonları. Şişkin egolarıyla paylaşım yapıp daha sonra da silmek zorunda kalan ve asla silinemeyen cahillikler, sonradan görmeler hop dedikler.

İşte bunlar hep sosyal medya denilen iletişim özürlülüğünün derin sularında kaybolan kişilik eksikliklerinin kendi kendisini ele vermesinden hayatımıza öyle ya da böyle giren kahramanlar ve onların eserleri. Kahramanlar diyorum çünkü Carventesin Don Kişotu kadar kendilerinden bi haberler. Ancak Don Kişotun hakkını verelim. “ Şimdi söyleyin bakayım elinde olmadan deli olan mı yoksa bilerek delirenler mi daha akıllıdır?” Elinde olmadan deli olanlar toplum olamamış toplulukların esirliğindense delirmeyi yeğleyenlerdir! Bilerek delirenler ise sadece kendilerini çürütmüyorlar aynı zamanda bir kasabayı, bir kenti hatta koca bir ülkeyi çürütüyorlar. Yazma eylemini üç beş cümleye sığdırma sanan sığlıklarla milyonlarca yıllardan süzülerek günümüze gelen insan aklı birikimini açıklayacağına inanan ve bunu kalpleyen, beğenen, paylaşan deliler! Kahve, kitap ve kedi resimlerinin altına yazılan cümlelerle entelektüel olma gayretleri. Anı yaşayarak içselleştirme ve insanı mutlu edecek zihinlere duygu depolamaktansa acele fotoğraf çekip paylaşma hissiyatının çılgın ruh hali. Paylaşma yapmadığı zaman kendisini boşlukta hissetme sendromu. Hatta ve hatta sosyal medya da görünmediği zaman diğerleri tarafından merak edilen nerelerdesin yahu dostlukları vb vb.

Carventesin Don Kişotuyla devam edelim. “Gözlerini kendi kendine çevirip kendi kendini tanımaya çalış, kendini tanırsan öküze özenen kurbağa gibi şişinmezsin.”

Başka insanların görünüşüyle dalga geçenler, hayvanlara işkence edip bunu yayınlayanlar, her söylediğinin altına küfür yazanlar, eğlencelerini, yemeklerini görgüsüzce paylaşanlar, en yakınlarının dahi ölüm ilanlarını yayınlayıp birkaç saniye sonra televizyon programına dalanlar… Bir sosyal medya görgüsüzlüğü bir sosyal cahillik! Bütün bu yazdıklarımdan şöyle bir sonuç çıkaramayız. Sosyal medya olmasın! Hayır. Sosyal medya günümüzün bir gerçeği ve ilerleyen zamanlarda hayatımızda daha da fazla yer tutacağa benziyor. Benim burada dikkat çekmek istediğim sosyal medya kullanırken bilinçli ve amaca uygun kullanmak. Elbette eğlence, reklam, siyaset, ticaret, spor vb vb alanlardaki çalışmalar sosyal medya aracılığıyla yüz binlerce insana ulaşma imkanı veriyor. Ancak bu bilinçli kullanıldığı zaman ve diğerlerini ötekileştirmeden yapıldığı zaman değerli. Saldırmadan küfür etmeden yok saymadan aklın ışığında paylaşımlar yapıldığında anlamlı.

Öteki ne sosyal ne medya ne de paylaşıma giriyor, bir kendi kendine delirme hali oluveriyor.

Yazıyı yine Don Kişotla sosyal medya kahramanlarına yapılacak bir ithamla bitirelim.

“Ne türden olursa olsun hikayeler, kitaplar yazabilmek için, gelişmiş bir sağduyu ve olgun bir zeka şart.”

İnsanın insana, havaya,suya, ağaca, emeğe, alın terine… ve tüm canlılara dostça ve samimice dokunduğu yeni bir yıl (dünya) diliyorum.

Sevgilerimle.